26 Aralık 2019 Perşembe

Koku

Koku... Bazen bir parfüm, bazen bir yemek, bazen bir çiçek hatta bazen bir ten. Ansızın duyulan, küt diye olduğun yere mıhlayan, yıllar yıllar öncesine götüren, götürdüğü yerde kâh gülümseten, kâh bir sızı düşüren. İz sürdüren... Önemli mevzu. Viva Cappio koklarım annemi özlediğimde. Brut koklarım babamı özlediğimde. Rebul koklarım bazen.  Pazar günlerini kâbusa dönüştürdüğüne inandığım çamaşır yıkama faslı, merdaneli çamaşır makinemize annemin rendede çektiği şahane sabun kokusu eşliğinde acıyı biraz hafifletirdi sanki. Benim lise zamanlarımda beyaz gömlek üzerine lacivert jile giyerdik, gömlek yakasına da lacivert kurdele bağlanırdı. 2 tane beyaz gömleğim vardı 5 gün giymek için. Sabun kokardı gömleklerim çünkü zaten parfüm filan kullanmazdık, "kime güzel kokucan kızz" gibi salak ve bir genç kızın en güzel kokusunun sabun kokusu olduğuna dair bi inanış vardı çünkü. Neyse işte, ilk gün gömlek güzel kokardı ama ikinci güne pek kalmayacağı için ben her gün kurdelamı sabunla dakikalarca yıkar, sabun kokulu havlu arasında kurutur, gün boyu sabun kokusu duyunca kendimi tertemiz hissederdim. Şimdinin Hacı Şakir Türk Hamamı sabunu o kokuya çok benziyor. Halâ da hiç eksik etmem kendisini. Çamaşırlara katmasam bile mutlaka rendeleyip kokutacak bir yer bulurum, kendimi liseli yıllara ait hissetmek istediğim zaman. Yalnız bu arada yeri gelmişken şu çamaşır mevzusunu da atlamayayım ;)) O yıllarda Pazar günleri öğlen tam saat 12:00'de, Hikmet Şimşek'in sunduğu Pazar Konseri başlardı. Bir yandan durmaksızın dönen merdanenin sesine eşlik ederdi bizim evde o konser. "Bilse ne üzülür" diye söylenir dururdum, çamaşır yıkama nefretimden;)) Pazar Konseri oldu sana Pazar Kanseri diye türkü bile bestelemişliğim var, o derece. Çünkü o çamaşır 3 su deterjanla, 2 su durulama olarak yıkanırdı. Annem çok kirli olduğuna hükmederse en önce elde çitileme evresi de vardı tabi. Her seferinde o üst kısmındaki presten geçirir, suyunu sıkardık. Valla ölümdü ölüm. O prese biraz kalınca verirsen tak diye atar, açılırdı pres, hadi bakalım başa dön, önce onu tekrar yerine oturt, sonra incecik araya vermeye çalış. Hele çarşaf marşaf yıkamak tam bir zulümdü, çileli ölümdü. Bir çarşafı oraya nasıl incecik katlayıp verebilirsin kiydi? Neyse konu bu değildi, dönüyorum kokulara ama annemin tam ben üniversiteye başladığım sene otomatik çamaşır makinesi ve bulaşık makinesi almasını hiç hazmedemedim ;)) Halâ söylenirim, bir pazar Hikmet Şimşek dinletmedin bana diye ;)) Sabun kokusunun aklımdan silemediği isimlerden biri kendisi, rahmetler olsun.
Bazen de, yemeyi canım istemese de börek yaparım, yemek yaparım taaa bir yerlere dönmek için. Bol sumaklı dolma yapar anneanneme sarılırım. Zeytinyağında kasap sucuğu pişirir dedemi öperim aklım sıra. Ne zaman lahmacun yapsam Menekşe yengeme dua gönderirim. Gibi... Gibi... Yağ pekmez yapar Nazlı teyzeyi, hapısa pişirir Sakine teyzeyi anarım. Koku kavuşturur beni. İz sürdürür. Uzağı yakın eder, mesafeyi yok eder.
Küçük kızım "yaz tatilinde yine Paris'e gitsek, aynı fırında oturup, haşhaşlı, tahinli, cevizlio kat kat enfes börekten yesek" dedi. Paris'e gider miyiz gitmez miyiz bilmem ama o fırının kokusunu unutmadım Allah'tan ;)) "Paris bize gelsin" dedim, anlamadı tabi çocuk önce ;)) Biraz sonra indi aşağıya, "off bu koku da ne anneeee" diye. "Gel fırın kapanmadan ye" dedim, gülüştük, sarıldık. Kavrulmuş susam kokuyordu en çok da o fırın. İtinayla susam da kavurdum, sanırım en etkin koku oydu. Kendisinin kat kat olmasından ziyadeydi istenen, görünüşten çok kokuydu çeken.


Öyle işte...
Yarısı teselli, yarısı kahır olan şu dünyada, yarın kimseye vaad edilmemişken, ertelemeden, durduk yere gelen kokuların peşinden iz süreceğimiz, ya düşersem değil, ya uçarsam diyebileceğimiz bir hafta olsun inşallah...

12 yorum:

  1. Ah Ececim, maharetli kadın ne güzel geçmişe yolculuk yapıp yapıp geliyorsun demek, darısı bana, ah ne kokular var ne tatlar... bazılarını hiç yerine koyamadım tutturamadım, olan azıcıkla avunuyorum, son satırlarına bende katılıyorum, inşallah... :)

    YanıtlaSil
  2. kokuların böyle de güzel bir özelliği var ben de ne zaman gözlerimi kapayıp nergis koklasam bizim ormanda yağmur altında nergis topluyor olurum

    YanıtlaSil
  3. İş yerinin bahçesinde ceviz ağacı var yeşil halini kopardık yazın o kokuyu nasıl unutmuşum çocukluğuma gittim bütün gün kokladım

    YanıtlaSil
  4. Bence zamanda yolculuk kokularla yapılıyor. Bilim adamları bunu dikkate almalılar zaman makinası çalışmalarında.

    Pazar günü çamaşır kâbusu bizim kuşağın ortak duygusu sanırım. Bir de küçücük tüp üzerinde koca kazan kaynar da kaynardı :D

    YanıtlaSil
  5. Benim de annem olsanaaaa :))))

    YanıtlaSil
  6. Ece... Bunu hissedebilen biri dünyanın en zengin kişisidir. Çünkü dediğin gibi, ne zaman özlesen, nereyi kimi özlesen o kokuyla geri getirebilirsin gideni.

    YanıtlaSil
  7. bir anda beyaz sabun kokusu geldi burnuma...rahmetli anneannemi hatırladım :(

    YanıtlaSil
  8. vallahi gözüm yaşardı hem duygulu hem de tatli anlattıklarındaaan :)

    YanıtlaSil
  9. Kokular anlamlıdır. Özellikle güzel kokular güzel anları çağrıştırır. Çok teşekkürler Ecehan Hanım.:)

    YanıtlaSil
  10. amaa yeni yıl yazımı okusan yaa noluur yaa, yılbaşı gecesi yazdığııım, en yeni yıl, adısııı :)

    YanıtlaSil
  11. Ne zaman bir fırından yeni çıkan ekmek kokusunu duysam, babam gelir aklıma. Ekmeğin kalitesi, satmaktan daha önemliydi onun için. Güzel kabaran ekmeklerle ne mutlu olurdu. Geçmişin kokularına götürdün beni.

    YanıtlaSil