Son mesai günü. Şahane geçmesini istediğim bol kavuşmalı bir hafta sonu ve sonrasında aileme kavuşacağım koca bir haftayı müjdeliyor bugün, çok heyecanlıyım. Havalar her ne kadar bu hafta ıslaktıysa da ;) halâ sıcacık sayılır, evde ısıtıcı çalışmadı daha. Kuzeye bakan banyo haricinde ev sıcak hatta akşam eve gittiğimde yemek yaparken balkon kapısını bile açık tutuyorum halâ. Normal mi? Teorik olarak değil tabi, elbet bi bildiği var doğanın, elbet içinde biriktirdikleriyle bize iyi/kötü dersimizi verecektir. "Gör" dediklerini görebilmek yetisinden mahrum kalmasak ne iyi olur. Yine son günlerden, yine güzel Bodrum..
 |
| Fotoğraf:Mesut Karadaş |
 |
| Fotoğraf:Rahime Emiroğlu |
 |
| Fotoğraf: Murat Kılıç |
 |
| Fotoğraf:Yılmaz Bozlu |
Keşke diyorum... Yazı yeteneğim gelişmiş olsaydı ve her gördüğüm şeyde hissettiklerimi tam olarak anlatabilmeyi başarabilseydim. Gerçi... Bazen sustuğum anlarda bile tastamam anlayanlar olmadı mı, oldu, haksızlık etmeyeyim. Ama... Yazmak sanırım en en en güzel şey. Geliştiren. Yazarken fark ediyorum yazmadığımda es geçtiklerimi. Oysa ne kadar değerli her an, her koku, her zerre, her kavuşma, her ayrılış, her sevinç ve da hi her can sıkıntısı. Yaşıyorsun işte, daha ne olsun gibi... Bazen ev işlerini paylaşmak istediğimde "öfff ne çok kirleniyor bu ev" diye söylenen babamıza "şükret ki kirleniyor, ya hiç kirletenin, dağıtanın olmadığı bir evin/hayatın olsaydı, daha mı mutlu olurdun?" diyorum. Şimdilerde bize zor gelen, yoruyor zannettiğimiz her ev işi bile aslında ne kadar kıymetli, farkındayım. Ömrümüz varsa, gün gelecek mecburi istikamette yapayalnız kalıp, "ah çocuklar, torunlar gelse de darmadağın olsa, kirlense ev bark, ocaklar kaynasa, fırınlardan kokular çıksa" diye yollarını gözlemeyeceğiz mi sanki?.. O zaman şimdi söylenmemek lazım. Hiç zoruma gitmiyor akşam eve gidip yorgun argın da olsam mutfağa girmek, türlü türlü şeyler hazırlamak için heyecanlanmak. Hiç zoruma gitmiyor bütün bunların üzerine örgüler örmek, nakışlar işlemek... Çok şükür. Bin şükür. Kıymet vermek kadar kıymet bilmek de önemli. Ve kişiler değil, sevginin bizatihi kendisi emek istiyor, bunu bilerek yaşamak... Aklımın erdiği kadar bilmeye çalışıyorum. Yine nereden nereye gitti bu yazı bak işte onu bildiğim yok. Buraya yazdığım her şey, o an aklımdan geçenlerden oluştu baştan beri. Hesap kitap yapmadan, düzeltme yada silme ihtiyacı duymadan yazdım, yazıyorum, samimi olan bu, ben buyum çünkü. Hatalarımla da sev beni ;)) hayat...
&
Mesai arası demeyip, acil çıkan işler için çalışacaktım aslında -ama nerden çıktı bu iş şimdi, tam sırasıydı diye söylene söylene-. Aracımızı kullanan şoför arkadaşımız ehliyetini evde unuttuğunu fark etti, -içimden de söylenmedim değil- ;) mecburen onların eve gittik, bereket yakın mesafe. Kafamı bi çevirdim ki şu;
 |
| Söylenerek ehliyet almaya gittiğimde nasip olan portakallar ;) |
Hemen indim araçtan tabi. Allahım nasıl güzel bir tat, hafif ekşimsi. Bi baktım teyze hemen bi poşet buluvermiş toplamaya başladı, "zahmet etmeyin" filan dediysem de tutuşturuverdi elime. Tazecik. Kokulu kokulu. İlaç milaç yok, olduğu gibi, bu sebeple küçük küçük portakallar. Tam tekrar yola çıktık, sahil tarafında kontrollerimiz var, aracın önüne atladı resmen bi adam, -içimden de nasıl söylendim, nasıl kızdım anlatamam, az kalsın çarpacaktık- ;) "öğle yemeğine balık yaptık, hadi gelin" dedi, "yok sağ olun işimiz var" dedim ben atlayarak. Adamceğiz balıkçı, buranın yerlisiymiş meğer, bizim çocukların hepsini tanıyor, beni de merak ediyormuş. Olurdu olmazdı derken bi baktım doldurmuş bi poşete, "işiniz bitince yapın yiyin o zaman" dedi. Poşeti aldık mecburen, teşekkür ettik. Çocuklardan biri "bizim evin önünden geçeceğiz zaten, büyük tavayı alayım evden izin verirseniz" dedi, "eh oldu olacak, al bari" dedim ama -aslında içimden yine söylendim-. Biz beklerken bi baktım onun da annesi seslendi, ilk defa görüyorum annesini, indim yine araçtan. Selamlaş filan derken bi baktım, "yaprak sarmasını çok seviyormuşsunuz, öyle dediydi oğlum, tam yaprak saracaktım eve, yaprak elliyordum (bu bi Bodrum tabiri, yani yemek yapmak üzere yaprak çıkarıyordum anlamında), al bunu evde yap yidir(bu da Bodrumca) çocuklarına" diyerek bi kavanoz şahane yaprak uzattı. Valla ne diyeceğimi bilemedim zira bu sene türlü türlü yerden yaprak satın aldım hiç birini de beğenmemiştim hatta bi kaç post önce de yazmıştım. Bunu teyze kendi asmalarından yapmış, şahane görünüyor tam istediğim gibi. Hatta ne tuzlu, ne suda, ne de buzluktan. Öylece kavanoza koyup saklarmış, bu şekli ilk defa görüyorum, en kısa zamanda deneyeceğim ve yapılışını öğreneceğim. İşimizi bitirip döndük tesise. Çocuklar balıkları ayıklayıp, salata yapıyorlar bir yandan da. İçimden söylendiğim her durumda gelen rızk inanılır gibi değildi, utandım. Eğer aklımda tutabilirsem bunu unutmayacağım ve artık hiç söylenmeyeceğim an'ın getirdiklerine.
Ve;
Bereketli bir günmüş afiyet olsun. kavanoz deyince konserve kavanozu sandım meğerse bidonmuş senin yapraklar:))
YanıtlaSilNe samimi bir yazı; görseller harika. Yazma konusunda da kendinize haksızlık etmeyin derim. Çünkü gayet güzel yazıyorsunuz zaten. Çok teşekkürler.
YanıtlaSilBöyle samimi dille yazılmış yazılara bayılıyorum gerçekten. Ve inanın yazarken hissettiğiniz ne varsa yazılarınızdan hissediliyor. Yani ben okurken öyle hissediyorum en azından. Siz içinizden geldiği gibi silmeden, eklemeden böyle yazmaya devam edin. İyi ki yazıyorsunuz :) Ne güzel şahane insanlarla da karşılaşmışsınız. Allah etrafımızı iyi niyetli, kalbi güzel insanlarla çevirsin dilerim :)
YanıtlaSilÇok sevdim bu yazıyı, duygusu, enerjisi bana da geçti.Sevgiler :)
YanıtlaSilne guzel,ne bereketli,ne comert:)
YanıtlaSilNe bereketli bir gün olmuş. Her işte bir hayır var gerçekten de :)
YanıtlaSilBen de evdeki seslerden başım şiştiğinde, pasak beni bunalttığında durup kendimi dürtüyorum. Bir gğn ne ses olacak ne pasak, özleyeceksin tadını çıkart diyerek.
ha haaa ay iyi ki yazamıyosun yaniiii :) ayol her somut soyut şeyi valla capcanlı anlatıyon seeen :) bu yazın da aksiyon doluydu ama mutluyduu hihi :)
YanıtlaSilGünaydın iyi pazarlar.
YanıtlaSil"Şer sandığın şeylerde bile var olan hayrı görebileceğimiz, geri çevrilmeyecek kısmetlerin bol olduğu, sevdiğimiz, sevildiğimiz, sarıldığımız afiyet ve huzur dolu günlerimiz olsun cümleten inşallah.
Hadi ben gittim" ne güzel bir dua kocaman amin Ece Hn.
Bizim hemşehriler, okudukça aile büyüklerimi gördüm sanki. Kimbilir belki de tanıyorumdur teyzemgilleri (Bodrum ağzı). Çok samimi, çok güzel bir yazı.
YanıtlaSilEcecim bende kendimi ifade etmekte yetersiz kaldığımı düşünüyorum zaman zaman, sen gayet güzel yazıyorsun bence hakkını yeme, keyifli günlerin olsun hep..
YanıtlaSilFotoğraflara bayıldım :)
YanıtlaSilAllah bizi nobo'ya mahkum etmesin, güneşli günler hiç bitmesin :)
YanıtlaSilMerhaba.Siteniz oldukça hoş ve takip ettiklerim arasında.Zaman ayırıp yeni açtığım bloguma göz atıp takip ederseniz memnun olurum.Sağlıcakla Kalın.
YanıtlaSilhttps://hepfragmanizle.blogspot.com/
iyi geceleer geçerken bi uğradııım :)
YanıtlaSil