22 Ekim 2018 Pazartesi

Ya Değiş Ya Öl...

Bu konulara uzun zamandır bilinçli olarak girmiyordum buralarda. Yaklaşan seçimler nedeniyle siyasetten ne derecede nefret ettiğim her gün bir beyin kıvrımımda başka bir şekil alırken daha fazla dayanamadım. Aslında nefret ettiğim şey her alanda gördüğüm, yaşadığım gümbür gümbür yozlaşma. Iphone'dan, Samsung'tan başka telefon kullanmaz, darbeyi Facetime ile duyurur, F-16'larla kendini korutur, hadi herbişeyi geçtim ya herbişeyi, her gün lıkır lıkır Coca Cola içerken, uydurduğun, taklit etmeye çalıştığın Le Cola (o Le ne yaaaa, madem yabancı düşmanızın o Le neee?)ile yanından bile geçemezken Batı'dan nefret edenler, ülkenin göbeğindeki Müslüman(!) konsoloslukta canice öldürüldüğü açıklanan gazetecinin ardından atıp tutan koca koca(!) ipe sapa gelmez ama kanıksanmış nefretlerini kusan geri zekalılar, din din deyip, günahkar bir kadın şeyhiyle yatarsa tüm günahlarından arınır diyen geri zekalıların sözlerine paye verip burnumun dibine her fırsatta sokan pisliklerden ve ve ve diye trilyonca örnek verebileceğim her türlü bağnazlıktan ve ilkellikten iğreniyorum.
Boşa değil, her olan bitene lanet okuduğum aynı topluma gül gibi yetiştirmeye uğraş verdiğim çocuklarımı da salıverdiğim için zaman zaman da kendimden hatta...
Zihin çapı bi milim olamamış sözde her boku bilenlerin gevrek gülüşlerinden...
Aptal yerine konuşların ardı arkası kesilmediğinden ve her şey bin türlü yalana batmışken...
Okuduğum kitapların bana anlattıklarından, oysa gerçek diye bildiklerimin, inandıklarımın bir sabun köpüğü bile olmadıklarını öğrenmekten...
Hep ama hep bir yada birçok yönüyle dumura uğramaktan...
Gerçekten iğreniyorum.
Bir tane de mi mantıklı bişey olmaz şu memlekette ya? Bir tane de mi alkışlayacağın bi halt olmaz?
Vur kendini ekmeğe, vur kendini yemeğe, vur kendini bahçeye, vur kendini örgüye, vur vur vur...
Öyle bir bıkkınlık işte, kolayca anlatamıyor olsam da...
.
DEĞİŞ TONTON... Ya Değiş Ya Öl çünkü...
Cuma iş çıkışı ofisteki birkaç mesai arkadaşımla Kumbahçe sahiline gittik. Aylar olmuştu bunu yapmayalı. Malum sarı yaz, her şeye inat, Bodrum'un hakikaten en güzel zamanı. Deniz kokusu, üşütmeyen de terletmeyen de fıstık gibi bir hava, falan filan işte. Gerçi kösele ayakkabısıyla, kumaş pantolonunu önümüzde hiç sıkılmadan çıkarıp, koyu renk penye donlarıyla denize giren ve halt etmişler gibi, onları anlamadığımız bi dilde gürültülü gülücüklere ve alkışcıklarına boğan iki mülteci aile(bilemiyorum tabi ama başka bir şey de demek istemedim) olmayaydı daha da iyi olacaktı. Bak buradaki sorun onların hangi ülkeden geldikleri tabi değil zira bahsettiğim yerde zaten yazın Türk olmaz bile. Sorun, her ne halt yemeye gelmişsen geldiğin yerde bi etrafına bak ya hu zındık! Bak bakalım bi, senin gibi donla giren bir Allah'ın kulu daha var mı yok mu bi bak! Sen hiç senin camine bikiniyle giren turist gördün mü terbiyesiz? Kadınlar türbanlıydı bi de iyi mi! Sorsan benden Müslümanlar yani. Sorsan onun karısının saçı görünmüyo ama o başkasının kadınları önünde pervasızca soyunabiliyor, ahlak bu çünkü. Kendi ülkendeki hak etmediğini düşündüğün muameleden kaçıp geldin hadi eyvallah, e burda seni donla görmek zorunda bırakmak da aynı derecede benim hak ettiğim bişey değil hele de kendi ülkemde. Senin karın başındakiyle içini rahatlatıyor olsa da seni donla görmek seni benim gözümde temelli ahlaksız ve de yüzsüz yapıyor... Sorsan ....Aman ne soracan zaten ya, sorma boş ver, neyse, küfrün doruğuna varmayayım şimdi çünkü aslında bundan bahsetmeyecektim. Boşver IPhone'u mayfonu sen gel de bu ahlaksızlığın karşısında dur eyyy Necip(!) Türk büyüğü(!) bile demeyeceğim. Olay şuydu;


Zar zor yakaladığımız bir keyif dilimini bile boklama kapasitemizi(kapasitelerini) konuşarak ayrıldık zaten, uzun kalmadık.
Hiç devam edesim gelmiyor, bugün de böyle olsun...


2 yorum:

  1. Valla kafayı yiyor millet bu yüzden:( daha iki gün önce bir cinnet haberi, dün 18'inde bir öğrenci kendini yurttan attı öldü gitti, yolcu otobüs şoförüne saldırdı, millet delirmiş ya...e böyle ülkede kafamızın normal kalması mucize yani...donla denize girenler kısmına gelince gözümün önüne geldi:(((ayyy ne sinir yaa....hey Alla'm!...AKlımıza mukayet ol:(
    Eline sağlık Ece'ciğim. Valla parası olan Avrupa ülkelerine hatta Amerika'ya kaçsın diyorum......torunlarımız ülkemizde azınlık olacak çünkü madem azınlık olacağız medeni bir ülkede azınlık olalım:(

    YanıtlaSil
  2. Ne güzel anlatmışsınız , ne güzel özetlemişsiniz memlekteimden insan manzaralarını. Birileri hayal ettikleri yaşamı yaşayamıyorlar diye, yaşayanları da kendi memnuniyetsiz mutsuz hayatlarına sürüklüyorlar. Uyanmaya ihtiyaç var, çok uzak bir zamanda uyanacak bir yatağımız olmayacak. Kumbahçem, mahallemi özledim :))

    YanıtlaSil