6 Aralık 2017 Çarşamba

Kamu personeli olmak için iş arayanlar okusun

Selam...
Dün bi cacık yapmadım çünkü eve adım attım, telefon çaldı.
Henüz yazılı olarak tebliğ almadıysam da yine görevimi değiştiriyorlar sanırım, telefondaki ses öyle dedi.
Tam içimdeki şeyleri bir bir yazsam eminim okunamaz olur bugün bu sayfa, öyle doluyum bir yönüyle yani.
Şaşırdın mı derseniz de, şaşırmadım çünkü hayat en düzensizliğin bile adının meğer bi çeşit düzen (!) olduğunu öğretiyor muymuş, öğretiyormuş.

Aptala çevirmek niyetiyle abdala çevirdiler beni resmen.
Haa sırf bana yapılmıyor tabi, pek çok kişi de aynı durumda aslında, gittikçe soğutulan, sanki kalan bi gıdımcık motivasyonlar da liğme liğme olsun diye özel çaba gösterilen, kimsenin bişeyden haberinin olmadığı, bir türlü anlamlandıramadığın bir karmaşanın içinde sürükleyip duruyorlar gereksizce. Tam bi konuda ustalaşıyorsun pat sebepsiz görevin değişiyor, senin yerine gelen de aynı şekilde pattadanak geldiği için bilmiyor işini geldiğinde, öğrendiğinde gene pattadanak o da başka yere gidiyor. Seni gönderdikleri bölümdeki işi de sen yine bilmiyor oluyorsun, başlıyorsun yine bir çaba ama artık hep aynı fiyaskoyla karşılaşacağını bildiğin için tüm keyfi kaçıyor çalışmanın. Pek çok arkadaşım benden de beter durumda, 0 motivasyonla.

Hakikaten üzülüyorum kamunun böyle işliyor olmasına. Uzmanlaşmanın sürekli önünün kesilmesine, budam budam edilmesine...



Ben yıllarca özel sektörde çalıştım, son 8 sene öncesine kadar. Özel sektörde liyakat nispeten ama kamuya göre hayli hayli daha ön plandadır mesela. Ödülü de vardır cezası da vardır ve eğer kurumsal bir firmaysa motivasyon da genellikle canlı tutulmaya çalışılır. Kamuda tam tersi, can havliyle bişeyler yapıp ortaya hakikaten çok yararlı bir iş çıkarıyorsun diye göze batıp, başlıyorlar keten helva gibi oynamaya. Özel sektörde işe uygun adam alınır ya hani, kamuda tam tersidir genel olarak çünkü işin içinde mutlak siyaset de vardır zaten. Hani bilirsiniz "o onun adamı, şu şunun adamı" şeklinde görülürsünüz mutlaka zaman içinde. Kişiliğiniz, becerileriniz, uzmanlığınız tamamen yok sayıldığında çıldırmamak için dayanmaya çalışmak bi hayli yorucudur, saç baş ağartır zamanla.

8 yıl önce özel sektörü bırakıp kamuya geçmek istememin bir sebebi vardı. 2 evlat doğurmuştum ve özel sektörün çok ama çok yoran bitmez mesai saatleri, bitmez hafta sonu cumartesi-pazar da dahil çalışma günleri sebebiyle çocuklarımı göremez olmuştum. Dedim hani kamudur işte, devletin daha oturmuş bir sistemi vardır kurumlarda, hele bir de mesleğin, vasfın varsa zaten o işi yapacaksındır, e mesai saati diye bi kavram vardır, hiç yoksa cumartesi-pazar kocaman iki gün tatil dolayısıyla doğurduğun çocuklar için de onların eğitimi, ülkeye faydalı birey olmaları, mutlu olmaları için de zaman olmuş olur, oh alan memnun, veren memnun olacaktır filan...

;-)))))))) aklıma yanayım...diyorum bazen işte...

Ha dersen ki bu yukarda anlattığın tür de kamu çalışanı yok mu? VARRR..
Eee dersen ki sorun ne o zaman? BENNN belki de... Bitmek bilmeyen çalışma aşkım...
Aslında hep kötü hissetmemiştim.
Hani bi bakıyorsun, zaten özel sektör filan derken ciddi bi tecrübe kazanmışsın, kamuya yapılacak her hizmet de aslına döndüğünde gerçekten onurla, gururla, büyük bi sorumlulukla yerine getirilmesi gereken bi hizmet, hadi diyorsun ha gayret, bak şunu da yapalım, bak bunu da yapalım. Üst yöneticin de önünü ve yolunu açan cinsten biriyse değme keyfine. Bunu da yaşadım çok şükür, kolay olmadı güven sağlamak, kolay olmadı kurtlarla dövüşmek ama çok emek vererek hakikaten bunu da başarmıştım, bir süre öyle de oldu.
Sonra değişti işler. Kanun değişti, kurum değişti  falan filan. Önce bi yere göğe koyamadılar sonra vur abalıya döndü iş. Anlamadım önce bi afalladım. Sonra anladım ama ;-)) Bir kaç sağlık sorunuyla birlikte çeşitli tuzakların ne için ve nasıl geliştirildiğini anladım. Üzüntüm de bu işte aslında.

Aslında ben olsam, özel sektörde çalışmamış (burnu sürtülmemiş) tek kişiyi kamuya almam. Dinamizmi öldüren her türlü faaliyeti engellerim. Kik denen lanet yasayı değiştiririm, kamunun parasını ekonomik kullanmanın, en kötüye, en ucuza yönelmek demek olmadığını uygulayan bi sistem getiririm mesela en basitinden. Yok öyle lafa gelince "tüyü bitmemiş yetimin hakkı" vs cümleleri etmek, "yaşat, yap da görelim" felsefesini oturtmak gerek.

İşte öyleyken böyle. Kişisel sorunum gibi görünse de, bu aslında kamu çalışanlarının -hele hele siyasetin tamamen içinde olunan kurumlardakilerin- çok önemli sorunu. Bereket dün bir kısım iyileştirme oldu, taşeron çalışanlarla ilgili. Ama sorunu tümden çözmeye tabi yine fersah fersah uzak sadece minik bir kısım için eh bir miktar iyileştirme diyebiliriz.

Okuduğum bazı bloglarda iş arayan, kpss'ye (ki kendisi gerçekten anlamıyla çelişen bir sınavdır bana göre) girmeye çabalayan hatta bunun için dershanelere gidenlerin çileleri anlatılmakta. O yüzden belki biraz da bilgi olur diye uzun süredir yazmak istediğim bir konuydu bu zaten.

Bak mesela, kpss neredeyse üniversite sınavı içerikli bir sınav. Yani sen atıyorum bir kamu kurumuna insan kaynaklarında çalışmak için gireceksin ne lüzumu var bu sınava? Sabaha kadar matematik, fen yapıp; en yüksek puanı alıp, istediğin şehirde, istediğin kuruma bile girdiğini düşünsek ne lüzumu var insan kaynakları departmanı için mesela fizik çözmüş olmanın? Atıyorum mühendissin, uleyn yetersizsen zaten mezun olamazdın di mi? Yani olması gereken zaten bu di mi mantıksal olarak? Atıyorum öğretmensin, kendini neye ve niye bir daha bir daha ispat etmek durumundasın ki? Yani bu şu mu; "biz üniversitelerimize güvenmiyoruz, onlar tırışkadan diploma basıyorlar, biz mezun veren akademisyenlere de hiç güvenmiyoruz (alimallah hapislerde çürütüyoruz bak gerekirse), 4 yıl da ne ki anlaşılamaz zaten, hele bi 3 saatlik sınav yapalım da akla karayı ayırtedelim." Onu da geçtim, neydi bu kpss sınavının mantığı? Torpille meydana gelen eşitsizliği temizlemek ve liyakat esaslı kamu kurumları teşekkül ettirmek, di mi? Peki öyle oldu mu? Torpil bitti mi? Hergün bangır bangır yok efenim kpss, yok efenim polis okulu sınavı, yok efenim bilmem ne sınavı, hatta hatta üniversite sınavları şöyle şaibeli böyle şaibeli patırtısı kopmuyor mu televizyolarda? Eee nerde kalmış adalet de bu çeşit aldatma sınavlarla arıyorlar o halde?

Kamuda bilirsiniz işçi yada memur olarak ayrılmış çalışma statüsü. Kurumlara İçişleri Bakanlığı'nın fi tarihinde "norm kadro" adıyla belirlediği sayı oranında personel alımı yapılır. Fakat günümüz şartlarında hele hele AB uyum yasaları sebebiyle kamuya yüklenen çeşitli işler olmuştur, örneğin fi tarihinde atık su arıtma tesisleri zaten yoktu ve orada asgari çalışması gereken kişi sayısı bu norm kadro sayısına dahil edilmemişti. Sonra mesela aynı konudan devamla iş güvenliği yasaları çıktı, bu gibi tehlikeli/çok tehlikeli iş sınıflarında vardiyalı işçi çalıştırılması kanunlaştı. E başta zaten kadro öngörülmeyen bir iş için asgari kişi sayısı oldu mu sana X(çarpı) 3. E hani personel alamıyor norm kadroya göre, hatırlayın. Bu sefer ne oldu "e evet bu işi yapmanı bekliyoruz ama norm kadrosu Allah'ın emri çünkü fi'den beri, onu bozamayız, e siz dışarıdan adam kiralayarak, usulüne uydurun, yapın o işi" dedi devlet. Bu taşeron işçilik böyle çıktı işte. Dün açıklanan düzenlemeye göre mevcut çalışan bazı taşeron işçiler kadroya geçecek dendi. Hani yukarıda "bu sadece minik bir iyileştirme" demiştim ya, dünkü açıklamayla mevcutlara kadro verilmiş olsa da kamu yarın yine taşeron almaya devam edecek çünkü mecburen. Aklımın almadığı, bu işi norm kadro uygulamasını değiştirip, neden kökten çözmedikleri? diyecektim ki, demiyorum çünkü maalesef bunu da anlıyorum. (Hak vermiyorum ama anlıyorum) Çünkü bu düzensiz sistemin her bir ayağı, seçimlerde partiler için çok büyük bir koz. Kısım kısım sevinmeye alışmış yüce milletimizin de en sevdiği şey aynı zamanda. Önce eşeğini kaybedecekler, birileri "buldum buldum" diyecek, sevineceksin... Ama sormayı da akıl etmeyeceksin "bilader o eşek zaten benimdi, niye kaybettirdiniz ki bana?" diye...

Yani sonuç olarak vereceğim mesajlardan biri de şu ki; bir kamuya girmek için tek şart kpss değil arkadaşlar. Taşeron olarak da girilebilir, sözleşmeli personel olarak da girilebilir; sonrasında yüce devlet bir kadroya da aldım diyebilir çünkü ülkemde.



Portakallı abinin hani bi çift lafı var ya "aklımla dalga geçme" diye... Seviyorum ben o cümleyi...
Keşke harika ülkemin tüm kurumları bir miktar da akla değer verseler... Alamet-i farikaları "akıl" olsa keşke... Hele hele de Kur’an-ı Kerimde işlevli, fonksiyonel akıl 170 yerde geçerek, ezici bir üstünlükle rekor kırarken... Nerden bakarsan bak... Aklımla dalga geçme... Ayaklar gergin! ;-))


8 yorum:

  1. Bu konuyu hep duyuyorum ama nasıl ve nereye başvurulacak bilgisini bile nereden öğreneceğimi bilmiyorum. Yetkili bi abiye danışayım :))

    YanıtlaSil
  2. Durumun vehametini nasıl da güzel ortaya koymuşsun Ececim... Maalesef çalışma gayreti olan arkadaşları kamu kurumlarında genelde göremiyoruz zira dayısı, abisi, dedesi uygun olmayabiliyor :))) Haaa hasbel kadar girmiş, bir şekilde faydalı olmaya çalışan insanları da alkışlayacaklarına dibine dibine dinamit yerleştirmekte pek çalışkanlar maalesef :/

    Neyse sen yine de moralini bozma, biz bukelamun gibi her şarta ve koşula ayak uyduru bir de bildiğimizden şaşmayız nasıl olsa ;)

    YanıtlaSil
  3. Kamuda çalışmıyorum ama , şirketimdeki görevim gereği kamunun en üst yöneticileri ile muhattab olduğu bir departmandayım .Ve Tanrım , bu kadar zor işleyen , bu kadar zorlayan insanlar anca böyle kamu da çalışabilir.
    Kaç kere laf anlatamadığım için ağladığım oldu. Telefonları suratıma kapatmalar. Beni ilgilendirmez ne yaparsan yap diye saçma kanunlarını uygulatanlar.
    Hatta birinin koyduğu kanunu , diğeri ezmek istedi. Öbürü ısrarla kanunu kendi anladığı gibi uygulamak istedi. Sonuç ; Kanunu ben deldim.
    Böyle şeyler .
    O yüzden sizi çok iyi anlıyorum

    YanıtlaSil
  4. Merhaba Ececim nasılsın nerelerdesin kayıplardasın yine çok açma arayı özletme kendini, sevgiler... ;)

    YanıtlaSil
  5. @Demir Somyanın Altı; anlayabildiğinize eminim ama inan bu durumun içinde olup da en az benim kadar şikayet eden pek çok kişi var...

    YanıtlaSil
  6. @SaÇaKLı; sen bi danış, soracağın şeyler de olursa sor lütfen, çok idmanlıyım zira ;-))

    YanıtlaSil
  7. @Oytunla Hayat; anacım usandım bu bukalemunluktan ben, hiç bir şeyi anlamadılar ama bak bunu şıp diye anladılar ;-))

    YanıtlaSil