Dün iş çıkışı eve gittim (aman da ne değişik bişey yapmışım) ;-)))
Bizim sitenin erkek ahalisi mangal yapmaya niyetlenmiş, böyle günlerde evdeki zavallı bizlere de pişirip getirmelerini son 2 seferdir azim ve inatla kabul ettirmiş olduğumdan, yemek telaşına hiç girmedim.
Dayım bi şişe rakı göndermiş, ne zamandır dolapta duruyordu.
Kendime bir peynir tabağı yaptım, az meyve, koca akşam iki kadeh içtim. Valla nasıl iyi geldi anlatamam. Hani onun verdiği bi "amaaan n'olursa olsun, pehhh ben mi kurtarıcam ayol dünyayıııı" duygusu var ya hah en çok onu severim, içmesinden de çok. Hatta burnumu bile kapatırım çoğu zaman, kokusunu sevmem hiç.
Alkol müptelası hiç ama hiç olmadım. Bununla birlikte bazen, kendisiyle haşır neşir olmaktan hoşlanırım. Ama limitlidir hep, 2 bilemedin 3 kadehliktir ilişkimiz. Mayalı içkileri çok sevmem, midem ağrıyor sonrasında hemen. O yüzden mi bilmem rakı en favorimdir. Büyük üstat Aydın Boysan'a, rakı adabı konusunda harfiyen katılır, şapka çıkarırım...
Neyse işte, e baktım TV'de bişeycik seyretmiyorum, bilgisayarımı TV'ye bağladım, şu manasız bulduğum ama bir şekilde izlemek de istediğim "Yemekteyiz" programının eskilerini izledim bir süre. E baktım gene tatmin olmuyorum, elime yeşil-kırmızı-bal rengi iplerimi aldım, yılbaşı teması hazır beynime hoş esintiler veriyorken...
Bazen, -aslında düşündüğümde- çok anlamsızca gelen, bildiğin zaman kaybı şeyler yaparken yakalıyorum kendimi. Anlamlandırmaya çalıştım ama bıraktım sonra düşünmeyi. "Yaptığım her şeyin ille de anlamlı mı olması gerekiyor ki zaten" diye.
Ne mesela, Gerçeğin peşinde diye bir program var iş çıkışı saate denk gelen, her gün otomatiğe bağlanmış gibi onu açıyorum mesela. Kızımcığımın her gün bıkmadan "annem yaaa, ne anlıyorsun sen bundan, ruhunu daraltıyor bu senin" demesine rağmen mesela. Haklı, ruhum daralıyor izlerken ama ertesi gün yine orayı açıyorum... Bir güzel açıklama da bulmuştum zaten aylar önce; "ben toplum sosyolojisi ve birey psikolojisi araştırması yapıyorum bu gibi programlarla" diyerekten, nasıl mis di mi? .... ;-)))
Ne mesela, Yemekteyiz, zinhar sinir oluyorum yarışmacıların tutumlarına daha doğrusu programın önceden belirlenmiş ve yarışmacılara oynattırılan konseptlerine. Buna rağmen yine de seyrediyorum... "Değişik yemek yapacaklar mı ona bakıyorum ben" diye açıklama yapsam da tabi bunun aslında en mantıksız yolunun bu olduğu da başta benim, kimsenin dikkatinden de kaçmıyor üstelik.
Bazen de çoğu zaman çok gıcık olduğum Fatih Altaylı izliyorum mesela o çok bilmiş ve ukala halleriyle. Konuklarına çoğu zaman (bazılarına oh dediğim de oldu ama çok nadiren) çok edepsiz davranıyor, ti ye alıyor eleştiren de olursa, gıcık oluyorum dediğim gibi ama ısrarla da seyrediyorum bazen, konuğunun yetkinliği sebebiyle de olsa. Her lafına bi beş beş cevap yetiştirişim var, görseniz onları değil kesin beni seyrediyor olursunuz, kızımcığımlarım öyle diyor ;-))
Gibi gibi işte...
Sevdiğim şeyler sıralamasında en sonda bile yer almayacak şeyler bazen istemsizce en çok yaptığım şeyler oluveriyor. Manâsızlığını bilerek devam ettirdiğime göre de kesin iki tahtam eksik zaten diye kendimi kolayca tanımlıyorum gerçi bu fırsatta da. Sigara gibi. Hayatta bile bile yaptığım en manâsız şey de o zaten. Ama yapmaya devam ediyorum, diyorum ya eksik işte iki tahta n'apim...
Ortak bir kararla yemek ve mutfak işlerinde değişikliğe gittik ailecek. Az kalorili besleneceğiz bir süre. Herkes doyana kadar değil, ihtiyacı kadar yiyip (tabi bunu başarabilirsek), içecek bundan sonra bir süre. Bir süre diyorum çünkü bunun ne kadar süreceğine herkes kendi karar verecek. Midelerimiz o boyuta indiğinde, bağırsaklarımızın doğru kararı kendiliğinden yollamasını bekliyor olacağız. Dolayısıyla artık menülerimizde değişik salatalar ağırlıklı olacak. Bi de ekmeklerimi az tüketecek olsak da glütensiz yapmaya başladım. Vücutlarımız sindiremediği şeylerle boşa uğraşmasın bakalım bir süre de.
Sözlü duyurulan ama gelmeyen görev yazımı soruşturdum akşam biraz, "toplu olarak yazılacak, bekleyin" gibi bir cevaba ulaşabildim. Hep yaptığımız da bu değil mi zaten, beklemek... Bekliyorum...
Dedim ya dün erkekler toplandı mangal için diye. Akşam mesela bir süre bunu da düşündüm. Bu erkek kısmısı bir şeye karar verdiğinde neredeyse 5 dakika içinde pıt diye tüm organizasyonu yapabiliyor, 15 dakikada da buluşabiliyorlar. Böyle bir yetileri var. Bu yeti biz kadınlarda yok mesela, yada ne bileyim bende hiç yok mesela en azından. Benim, arkadaşlarımla böyle bir plan yapabilmem için en az 1 hafta önceden kimler gelir, nerede olur, neler yapılır, neler alınır vs.'yi, eğer başarabildiysek ve adını koyabildiysekte en az 1 gün önceden organizasyon haricinde evdeki her şeyi de ayarlamam lazım gelir hep. 3-4 saat yaşayacağın bir akşamın düşüncesi 1 hafta öncesinden başlar yani. "Aaaa bu niye böyle yaaa" aydınlanması yaşadım akşam akşam. "Biz niye öyle 5 dakikada pıt diye plan yapamıyoruz ki leyn" diye en kısa zamanda tüm arkadaşlarımı kışkırtmaya başlamayı düşünüyorum. Yırtmamız lazım bu kabuğu, neyimiz eksik bizim ki? ;-)))
Bizim sitenin erkek ahalisi mangal yapmaya niyetlenmiş, böyle günlerde evdeki zavallı bizlere de pişirip getirmelerini son 2 seferdir azim ve inatla kabul ettirmiş olduğumdan, yemek telaşına hiç girmedim.
Dayım bi şişe rakı göndermiş, ne zamandır dolapta duruyordu.
Kendime bir peynir tabağı yaptım, az meyve, koca akşam iki kadeh içtim. Valla nasıl iyi geldi anlatamam. Hani onun verdiği bi "amaaan n'olursa olsun, pehhh ben mi kurtarıcam ayol dünyayıııı" duygusu var ya hah en çok onu severim, içmesinden de çok. Hatta burnumu bile kapatırım çoğu zaman, kokusunu sevmem hiç.
Alkol müptelası hiç ama hiç olmadım. Bununla birlikte bazen, kendisiyle haşır neşir olmaktan hoşlanırım. Ama limitlidir hep, 2 bilemedin 3 kadehliktir ilişkimiz. Mayalı içkileri çok sevmem, midem ağrıyor sonrasında hemen. O yüzden mi bilmem rakı en favorimdir. Büyük üstat Aydın Boysan'a, rakı adabı konusunda harfiyen katılır, şapka çıkarırım...
Neyse işte, e baktım TV'de bişeycik seyretmiyorum, bilgisayarımı TV'ye bağladım, şu manasız bulduğum ama bir şekilde izlemek de istediğim "Yemekteyiz" programının eskilerini izledim bir süre. E baktım gene tatmin olmuyorum, elime yeşil-kırmızı-bal rengi iplerimi aldım, yılbaşı teması hazır beynime hoş esintiler veriyorken...
Bazen, -aslında düşündüğümde- çok anlamsızca gelen, bildiğin zaman kaybı şeyler yaparken yakalıyorum kendimi. Anlamlandırmaya çalıştım ama bıraktım sonra düşünmeyi. "Yaptığım her şeyin ille de anlamlı mı olması gerekiyor ki zaten" diye.
Ne mesela, Gerçeğin peşinde diye bir program var iş çıkışı saate denk gelen, her gün otomatiğe bağlanmış gibi onu açıyorum mesela. Kızımcığımın her gün bıkmadan "annem yaaa, ne anlıyorsun sen bundan, ruhunu daraltıyor bu senin" demesine rağmen mesela. Haklı, ruhum daralıyor izlerken ama ertesi gün yine orayı açıyorum... Bir güzel açıklama da bulmuştum zaten aylar önce; "ben toplum sosyolojisi ve birey psikolojisi araştırması yapıyorum bu gibi programlarla" diyerekten, nasıl mis di mi? .... ;-)))
Ne mesela, Yemekteyiz, zinhar sinir oluyorum yarışmacıların tutumlarına daha doğrusu programın önceden belirlenmiş ve yarışmacılara oynattırılan konseptlerine. Buna rağmen yine de seyrediyorum... "Değişik yemek yapacaklar mı ona bakıyorum ben" diye açıklama yapsam da tabi bunun aslında en mantıksız yolunun bu olduğu da başta benim, kimsenin dikkatinden de kaçmıyor üstelik.
Bazen de çoğu zaman çok gıcık olduğum Fatih Altaylı izliyorum mesela o çok bilmiş ve ukala halleriyle. Konuklarına çoğu zaman (bazılarına oh dediğim de oldu ama çok nadiren) çok edepsiz davranıyor, ti ye alıyor eleştiren de olursa, gıcık oluyorum dediğim gibi ama ısrarla da seyrediyorum bazen, konuğunun yetkinliği sebebiyle de olsa. Her lafına bi beş beş cevap yetiştirişim var, görseniz onları değil kesin beni seyrediyor olursunuz, kızımcığımlarım öyle diyor ;-))
Gibi gibi işte...
Sevdiğim şeyler sıralamasında en sonda bile yer almayacak şeyler bazen istemsizce en çok yaptığım şeyler oluveriyor. Manâsızlığını bilerek devam ettirdiğime göre de kesin iki tahtam eksik zaten diye kendimi kolayca tanımlıyorum gerçi bu fırsatta da. Sigara gibi. Hayatta bile bile yaptığım en manâsız şey de o zaten. Ama yapmaya devam ediyorum, diyorum ya eksik işte iki tahta n'apim...
Ortak bir kararla yemek ve mutfak işlerinde değişikliğe gittik ailecek. Az kalorili besleneceğiz bir süre. Herkes doyana kadar değil, ihtiyacı kadar yiyip (tabi bunu başarabilirsek), içecek bundan sonra bir süre. Bir süre diyorum çünkü bunun ne kadar süreceğine herkes kendi karar verecek. Midelerimiz o boyuta indiğinde, bağırsaklarımızın doğru kararı kendiliğinden yollamasını bekliyor olacağız. Dolayısıyla artık menülerimizde değişik salatalar ağırlıklı olacak. Bi de ekmeklerimi az tüketecek olsak da glütensiz yapmaya başladım. Vücutlarımız sindiremediği şeylerle boşa uğraşmasın bakalım bir süre de.
Sözlü duyurulan ama gelmeyen görev yazımı soruşturdum akşam biraz, "toplu olarak yazılacak, bekleyin" gibi bir cevaba ulaşabildim. Hep yaptığımız da bu değil mi zaten, beklemek... Bekliyorum...
Dedim ya dün erkekler toplandı mangal için diye. Akşam mesela bir süre bunu da düşündüm. Bu erkek kısmısı bir şeye karar verdiğinde neredeyse 5 dakika içinde pıt diye tüm organizasyonu yapabiliyor, 15 dakikada da buluşabiliyorlar. Böyle bir yetileri var. Bu yeti biz kadınlarda yok mesela, yada ne bileyim bende hiç yok mesela en azından. Benim, arkadaşlarımla böyle bir plan yapabilmem için en az 1 hafta önceden kimler gelir, nerede olur, neler yapılır, neler alınır vs.'yi, eğer başarabildiysek ve adını koyabildiysekte en az 1 gün önceden organizasyon haricinde evdeki her şeyi de ayarlamam lazım gelir hep. 3-4 saat yaşayacağın bir akşamın düşüncesi 1 hafta öncesinden başlar yani. "Aaaa bu niye böyle yaaa" aydınlanması yaşadım akşam akşam. "Biz niye öyle 5 dakikada pıt diye plan yapamıyoruz ki leyn" diye en kısa zamanda tüm arkadaşlarımı kışkırtmaya başlamayı düşünüyorum. Yırtmamız lazım bu kabuğu, neyimiz eksik bizim ki? ;-)))

ohhh sefan olsun arkadaşım
YanıtlaSilfelekten bir gece çalmışsın
çok haklısın yaaa
hep anlamlı şeyler mi yapmalı?
niye böyle kodlanmışız ki,
sevgiler
@MAVİANNEciğim; ohh sağol valla darısı da sana olsun, öptüm seni...
YanıtlaSil