5 Aralık 2017 Salı

05.12.2017 nergistir,ünüktür, ruh halidir filan

Ayyy dün yazmayı unutmuşum, bizim bahçede 3 yıldır, 7 kök halinde ekili olupta, artık ben onun yanlış bir çeşit ot olduğunu düşündüğüm nergislerimiz "merhabağğğ" dedi ya... Aman evdekilerin dalga geçmelerinin sonunun geldiğine mi sevindim, yoksa "hagget haklılar yaaa, bu nergis olsa açardı ki her sene, söküp atayım ben bunu" diye ikide bir beni dürten iç sesime kanmadığıma mı sevindim bilemedim valla. Aman da aman, 1 kök (6'sı yine uykuda), bir çiçek, bir koku insanı bu kadar mı mutlu eder? Koydum bardağa, tüm gün evde yakaladığımın burnuna götürüp durdum ayol "koklasana bak ne şahane di miii?" diyerekten. Bu sefer de açtığına yıldılar herhalde ;-))
Allah'tan sökmemişim ;-)) Sabrın sonu selametmiş ;-))

Hikâyesini zaten bilirsiniz ya, en sonu beni hep çok etkilemiştir, hani göl, o ölünce dile gelmiş de demiş ya; "Narcissos için ağlıyorum, ama onun yakışıklı olduğunu hiç fark etmedim ben. Narcissos için ağlıyorum, çünkü sularıma eğildiği zaman, gözlerinin derinliklerinde kendi güzelliğimin yansımasını görebiliyordum." Çok etkilenirim her nergis gördüğümde o göl gelir aklıma işte. Bazen biri olur da hani, kendini en yalın, en saf, en güzel, en temiz halinle görebiliyorsundur yaşayabiliyorsundur onun bir bakışında,yanında... Özlerim işte tam bu duyguyu... Bencillikten değil ama saflıktan, yalınlıktan, şeffaflıktan hoşlanırım karşımda gördüğümde, belki de ondan çok ama çok severim nergisi... Neyse işte öyle ;-))



Bugün sabaha kadar kulak ağrısından/korkusundan uyuyamadım.
Geçmiş yıllarda bi orta kulak iltihabı geçirmişliğim var bilirim yani o acıyı, "aha gene öyle olacak" diye büyük kısmı korku içeren ağrı duygusu mahvetti beni. Yastığa koyamayacak, çenemi dahi ağrıtacak cinstendi. Sabah kalkar kalkmaz abimi aradım, kendisi kbb uzmanı, derhal buradaki bir doktor arkadaşına gitmemi istedi fırçasını kayarak. "Sen bişey önersen de ben gitmesem, mıy mıy mıy" filan dedim her zamanki gibi ama o da yine her zamanki gibi "cahil cühela gibi konuşup durma, derhal gidiyorsun!" cümlelerini kurdu. Bi keresinde başka bişey için doktora gittiğimde kullandığım ilacı sorduydu da, o an aklıma gelmediydi ilacın adı, "pembe renkli, mercimek gibi bişeydi" dediğimdeki zılgıtın bir nebze daha hafifiydi gerçi bu seferki. ;-))) Neyse zor bela, söylene söylene,  korka sıkıla gittim geldim. Her şeyi kulak pamuğuyla içeri tepmişim meğer, bloklaşmış onlar (ıykkk, kusura kalmayın da) ve de tahriş etmişim bu arada da tabi enfeksiyon oluşmaya başlamış, ondan ağrır dururmuş günlerdir. Temizlendi filan, ilaçlar, damlalar alındı yeniden işe gelindi.

Bunu niye yazdım? Tepmeyin o kulak temizleme pamuğu denen şeyi kulaklarınıza diye, o zaten temizlik yapmazmış, tepme yaparmış genel olarak, hah bu mesajı vermek istiyorum yani onunçin. "Kız sen önce kendine bak" da deyin bu arada, geçen seferde aynı naneyi yemiştim, yasakladılardı bana bu pamuk şeysini ama ben evde o olmayınca -hatta her tuvalet, banyoda ayrı ayrı olmayınca- eksiklik hisseden ve ısrarla güya hafif hafif, tikatli tikatli yapıyorum cağnım artık zannederek vazgeçmiyorudum, geçemiyorudum. Bugün kesin atıcam onların hepsini, kendime "kız sen neleri atmadın ki son zamanlarda hayatından, bunu da başarırsın, gaygı etme" diyerek. Yani sanırım ;-))

Hıh, şimdi gene biraz dün akşama döneyim, belki aklınıza yemek çeşidi gelir diye de bunu hep yazıyorum aman yanlış anlamayın olur mu? Çünkü ben gün içinde hep sorarım arkadaşlara "bugün ne pişireceksiniz?" diye, çok severim fikir almayı. Neyse efenim, domatesli, biberli pirinç pilavı yaptım, kemik suyu da vardı zaten, yine kemik suyu varken bir de şehriye çorbası yaptım, pilavın yanına da hem göğüs hem de kemiksiz but kalçalardan biraz biraz jülyen doğrayarak, önce çok sulanmasın diye harlı, suyunu çekince de çoook kısık ama çok kısık ateşte yaklaşık 1 saat kavurdum. Böyle yapınca bizimkiler -tavuk tandır- oluyor diyor, çok beğeniyorlar aklınızda bulunsun. Çook kısık moda aldığım sırada da yine jülyen doğranmış yeşil biber (yazdan doğrayıp dolaba attığım köy biberi) yarım halka doğranmış soğan da katıyorum, özellikle de tavuğa başarılı bir çeşni kattıklarını düşünüyorum bu ikilinin, onu da atlamayayım.

Yemek sonrası kızımcığım "ahhh anne yaa, canım kadayıflı muhallebi istiyor" dedi, e tabi şeker gereksinimi var beyninin, çocuk ders çalışıyor, kıyamammm... Yaptım tabi. Sağolsun babişko da yardım etti kavurmalara. Hani şu altına üstüne tereyağı ve şekerle kadayıf kavurup, arasına da muhallebi  koyduğumuz... Bizim evde kadayıf olur her zaman buzlukta. Çok imdadıma yetişen, nadide bir türdür kendisi bana göre ;-)) Acil zamanlarda tatlıdan tuzluya çok amaçlı kullanırım oni hep... ;-))



Haaa bi de ekmek mayalamıştım yine bi yerlere vermelik, onu da kızımcığım yoğurdu ilk defa, şölee katlaya katlaya. Kızımcığımları mutfak işlerine dahil etmeye çalışıyorum ara sıra, bunları da öğrensinler, belki bi gün lazım olur diye. (Maşallah deyin ona okursanız yazıyı olur muuuu? ;-)) Zira 40 yılın bi başı gerçekleşiyor bu olay, onu da nazarla ziyan etmeyelim en baştan ;-)) Bu arada kızımcığım "ilk ekmeğim, bunu biz yiyelim" dediği için biz tüketeceğiz afiyetle ve evde önceden kalanları da dilimleyip, acil zamanlar için peksimet yapıcaz inşallah...





Yemek içmek işlerinden sonra aslında kızımcığımın kuzenine yani benim yeğenime (ay ben bu işleri çok karıştırırım da ondan bana detaylı anlatılmasını isterim hep ;-)) hediye etmek için aldığı bi kitabı okuyup bitirdim. Kitabı okumamın bi sebebi bir zamandır kuantum fiziğine ilgi duyuyorum, takip edenler bilir ;-) Çok zevkliydi ve kısacık bi kitap olduğundan (67 s) hemen de bitti zaten. Yeğenimciğim henüz 10 yaşında ama fiziğe muazzam ve ilginç derecede ilgi duyuyor.  Yani diğer sebebi de bu; sırf onunla geçireceğim zamanlar kaliteli olsun istediğimden, onunla buluşmalarımızdan yada telefon görüşmelerimiz öncesinde mutlaka yeni bir şeyler öğreniyorum ve o konuda tartışıyoruz kendisiyle, valla başka türlü sohbet sevmiyo hiç öyle toptu, arabaydı filan. Zor tabi benim için ;-)) Bu kadar fiziği 30 sene önce bileydim daha bi mantıklı olurdu misal her şey ;-)) Haftaya buluşacağımız içindi bu hazırlık yani. Bu akşam bir kitap daha almıştı ablası, onu da okumak istiyorum. Dün okuduğum şuydu,


Bu arada da o bahsi geçen "Zamanın Kısa Tarihi" kitabını da aylardır bölüm bölüm okuyorum henüz bitmedi.
Bugün akşam biraz valiz hazırlamaya hazırlık ütü mütü işleri var ıykkk ;-(( Yemekte babişko olmayacak toplantısı var, biz dünden kalanların yanına keyfe keder ilave yapıp yeriz diye düşünüyorum. Sizde de olur mu bilmem; önümde günü konmuş bir seyahat varsa birkaç gün önceden telaşlanmaya başlarım ve başka işe elimi süremem. Örgü mörgü vs gibi. Kitleniyorum. İşte yine böyle bir ruh durumu var, zira hele bu mevsimde, hava muhalafeti sebebiyle uçak rötar yapar mı, aktarma dönderme işleri yolunda gider mi, panikleyip duruyorum elimde olmadan.
Aslında hafta sonu evde olmayacağım için babişko küçük kızımcığıma hemen hazırlayıversin diye dondurucuya atılacak yemek yapsam da iyi olur ama hiç böyle bir alışkanlığım olmadığından dolaba pişmiş hangi yemek konur onu da bilemiyorum, bocalıyorum.
Madem nergisle başladımdı, nergisli bi şarkıyla bitireyim, zira sözlerine takılmışlığım var bazen bazen...
Hadin öptüm sizi...

10 yorum:

  1. Öncelikle ekmeğe, kızcağızımıza bir maşallah :)) Afiyet olsun, leziz..
    Nergis desen bu hayatta en çok sevdiğim çiçeklerden.
    İzmir' de hep evde olurdu ama Ankara'da bulmakta zorlanıyorum ..
    Kocaman öpüyorum ❤️❤️❤️

    YanıtlaSil
  2. Ben seni hep İzmir'le bağdaştırıyorum, sanki İzmir ruhu var sende, Ankara diil, his bu sadece tabi. Ne bilim Ankara'ya ait olamazsın gibi vs..
    Çok teşekkürler kızımcığıma maşallahın için ablası... Seni anlatmıştım onlara zaten hem sonbahar renkleri konusunda hem de iki kızımcığımın da aşık olduğu müzik ve ensturuman konusunda ama tabi bende accık şey biliyorum senin hakkında...
    İyi ki varsın sonbahar perim... Ezgissimommm ;*)

    YanıtlaSil
  3. Nergis nasıl da kokusunu salmıştır eve... Azmin zaferi ♥ Tebrik ediyorum seni, iyi ki sökmemişsin...

    Dayım da hep bize kızar o kulak temizleme çubukları için :/ Oytunu alıştırmadım da kendim yine arada dayanamayıp yapıyorum accık accık. Ama o bile kötü desene :/ Ben de atayım bari...

    Ekmek yine mis kokulu, ama başka güzel sanki... Kızcağıznın elinin değdiği belli. 41 kere maşallah ona :)

    Öpüyroum seni ececim

    YanıtlaSil
  4. Ay imrendim "canim sunu istiyor" desem de biri yapsa. Vay be. Farkinda degilmisim bu duygunun.
    Valiz ki? Ay evi topla topla, sitkim siyrildi. Biraktim.
    Nergise bayilirim. Dis mekansa ben de bahceye dikeyim.

    Bu arada yoruma tiklayinca iki kere beni yutupa yonlendirdi. Virus mu var acaba?

    YanıtlaSil
  5. Bence de Ankara olmuyor bana zaten :)) Ne yapalım iş.. Seviyorum müziğe aşık gençleri :) Buralarda olsanız konsere gelirdiniz, güzel olurdu ..
    Sen de iyi varsın Ece'cim :)

    YanıtlaSil
  6. o kulak şeysini hep söylüyorlar ama ben de hiç sallamıyorum. olmuyor, alışmışız bir kere...

    yeğenle ortak nokta bulabilmek için kitap okumak... <3<3<3 en beğendiğim reklam sloganı "birbirimize özen göstermek kadar güzeli var mı?" resmen yaşanan hali :)

    YanıtlaSil
  7. Ne güzel,maşallah güzel kızına Ece'm.İyi yolculuklar ,güle güle git gel.Sevgiler❤

    YanıtlaSil
  8. Ececim çok geçmiş olsun neyseki korktuğun değilmiş, kulak pamuğundan zamanında bende çok çektim, nergislerine çok sevindim nasıl mutlu olduğunu tahmin edebiliyorum görünce epey bir uyumuşlar ama varsın olsun uynadılar ya sonunda :) ah senin o ekmeklerin kokusu taaa buraya geliyor :) muhteşem, bende telaşlıyımdır misafir gelecekse biryere gideceksem çok öncelerden hazırlar kafamda kurar dururum, tatlıyı görmezden geliyorum çok severim, kalıma sokmayım şimdi yoksa yaparım :)

    YanıtlaSil
  9. Sabah gelip bi açtım da sayfayı amaninnn dedim, bi mutlu oldum ki yorumlarınızı görünce anlatamam, Allah da sizi sevindirsin inşallah hepinize çok teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  10. Aa nergis bu mevsimde var miymis? Yeniden okudum da, demek bunu gormem gerekiyormus.
    Bana nergis laaazim!

    YanıtlaSil