12 Kasım 2019 Salı

12.11.2019

Sarı Yaz... Bodrum... En en en güzel zamanlar...




Alaca yapraklı begonvili ilk kez gördüm desem...
Hayatımın en hızlı örgüsünü örmüş olabilirim. Neredeyse 10 günde bitti. Angorayı iki kat yapıp, 7 numarayla örmek harika bir duyguydu, sonuçtan da çok memnun kaldım. Toplam ağırlığı 250 gr. olan hafif ama bu hafiflikten beklenmeyecek kadar sıcacık bir hırka oldu. Sağlıkla eskitmek nasip olur inşallah, kızımcığımlarımla beraber giyeriz artık. ;))



Bu hırka örgü kardeşliği kurdurdu bana Özlem ile. Hem konuşuyoruz, hem mesajlaşıyoruz, şunu şöyle mi yapsak, bunu böyle mi yapsak vs. diye. Şimdi onunki de devam ediyor, hatta öyle keyif alıyoruz ki bundan sonraki modeli belirlemek ve örmek için sabırsızlanıyoruz. Ben bu arada küçük oğluşum için bir yelek örüyorum şimdilerde. Özlem hırkayı bitirdiğinde kazak başlayacağımız için onu beklerken aradaki zamanı değerlendiriyorum böylece.
Son haftalarda kendi çapıma göre o harika okuma günlerime döndüm, çok sevinçliyim. Kabahat bende diilmiş, beni sürükleyemeyen yazarlarda imiş. Ayrıca bahsedeceğim ama Kristin Hannah gönlüme tıpkı bir Jojo Mayes, Isabel Allende gibi kurdu tahtını.
Şu retro şeysi bir an önce bitsin artık lütfen, patlayacağım. Ne kadar uğursuzluk varsa patır patır gelmekten yorulmadılar, bitse de kurtulsak. Bırak ruhumu, evde bile kırılmadık, bozulmadık bişey kalmadı ayol, bu kadar mı lanet olur... Memleket desen her gün apayrı bir lanet haber... Ve fekat dün bir arkadaşım mesaj gönderdi, "saat bilmem kaçla bilmem kaç arasında iyi dileklerde bulun" diye. "Valla bu cavırın retrosundan hiç umudum yok ama iyi madem dileyeyim dedim, bahçede huşû içinde oturup bir bir diledim, göriciiz sonuçlarını. Eğer tutarsa bir kısım sözlerim için kusura bakma retrocuk diyebilirim belki.
Harika bir, "retroya inat" haftası diliyorum hepimize...

25 Ekim 2019 Cuma

25.10.2019 Aziz Cuma

Bir önceki gönderiden sonra akşam yemekleri dışında hiç bi iş yapmadım, kös kös oturdum.  Sadece haftalarrr önce ördüğüm yastık kılıflarını dikip, son haline getirdim o kadar. Diğer renkli yastıkları kaldırdık, salon böyle soft soft oldu, haklıymış kızımcığımlarım dedim ne yalan söyleyeyim ;)) Aslında 1 tane daha olsaymış iyi olacaktı, bi ara hallederim.


Tarhana ufalandı, gölgede yeniden kurumaya bırakıldı, üst kat buram buram tarhana kokuyor ;)) Şu dikkatimi çekti; önceki senelerde en fazla 1 hafta fermente ediyordum, kuruturken ev sanki o zaman daha da bir buram buram kokuyordu. Bu sefer 21 gün bekletince hiç öyle aşırı değil koku. Kısmet olursa bundan sonra hep böyle yapacağım diye karar verdim nihayet.
Hırka ööylece beklemekte. Bu ara Özlem'i taciz ediyorum, o da örsün diye zira modeli zaten o şeyettirmişti aklıma. ;)) Ha bi de Derya'yı tacize başladım. ;)) Onlar da başlarsa kesin benden önce bitirecekler zaten, ben yavaşşş yavaşşş takılıyorum. Ve en güzeli Özlem ile bundan sonra ne yapacağımızı bile aşağı yukarı kararlaştırdık sayılır. Onu çok seviyorum, çok takdir ediyorum, harika bir arkadaşlığımız oluştu, "iyi ki var" dediklerimden.
Malum Bodrum'da "Sarı Yaz" deriz bu havalara. Çapkın çapkın gülümser güneş Ayşe Arman'ın deyimiyle. Öyle güzel anlatmış ki; " Doyamadım ben Bodrum'a... Maviler, daha mavi. Bütün renkler berrak. Yumuşacık bir hava. Deniz desen yersin, ısırmalık, müthiş bir deniz. Denizin suyu hiç olmadığı kadar sıcak. Sarı Yaz diyor Bodrumlular bu mevsime. Aşık oldum ben bu Sarı Yaz'a..." Duygularımı ayynen anlatmış. Ben de aşığım Sarı Yaz'a. Normalinden daha da fazla seviyorum üstelik. Renkler gerçekten çok berrak.




Bu yıl 31.si düzenlenen Bodrum Cup da devam ediyor. Tekneler demirlediğinde şahane görüntüler oluşuyor. Gel de sevme, gel de aşık olma...


Çok işim olmazsa bazı öğlen aralarında sahile iniyorum yemeğe. Bu hafta daha bi şahaneydi. Pek çok insan halen denize giriyor. Bu hafta sonu acaba bi çılgınlık yapsak mı diye düşünmüyor değilim hatta ;))



Ben bu resimleri, Bodrum'a gerçekten aşık büyük kızımcığıma gönderince, "aahhhh benim canım Bodrum'um, şimdi orda olmak vardı, keyfini çıkar annemmm" diye mesaj geldi. Ve sonra da, "sadece önemli yerlerin altını çiziyorum ben de şu anda ;((" diye şu fotoğraf;


Ne diyeyim, Allah tüm evlatlarımızın yardımcısı olsun. Bugün çook önemli bir sınavı var, günlerdir deli danalar gibi çalışıyor vallahi. Yemek saatlerini hatırlatır olduk o derece. Ama ne var biliyor musun? Çok mutlu. Çünkü en büyük hayalini gerçekleştiriyor, zerre sızlanmıyor aslında. Herkesin gerçekten hayal ettiklerini yaşamasını diliyorum Allah'tan, herkesin, hepimizin.
Şohayane bir hafta olsun hepimize. Özleyenler kavuşsun... Gezmeklere doyulmasın, örgüler örülsün, denizler seyre çıkılsın, ekşi mayalar ekmek olsun, mangallar yansın, kitaplar okunsun, çocuklar sarılıp sarmalansın, öpülsün, koklansın inşallah. Ah bi de pazartesiyi tüm gün tatil yapsalar ;)))

23 Ekim 2019 Çarşamba

23.10.2019 işler güçler

Epey oldu yazmayalı, atmaktan tutmaya vaktim kalmadı derler ya hani o misal... Bu kış eğer açlık, kıtlık, yokluk olursa bana gelseniz olur. Şaka tabi olmasın bunlar ama yani o derece vurdum kendimi probiyotik dünyaya. Ve pek çok arkadaşımdan da duyduğum gibi domates görecek gözüm kalmadı evvela, ben de etmiş olayım o sevimli cümleyi. Bu kayıtlar burada dursun istiyorum çünkü bazen neyi ne zaman yapmışım hatırlamak iyi oluyor.
Sevgili tarhanacığımız itinayla 21 gün gün fermente olurken ve ben onu sabah akşam yoğururken sonunda geçen hafta sonu günün ilk ışıklarıyla serildi. Sineklere uyuz olduğum için hemen bir çare düşünüldü ve sarı yaz'ın son güneşleriyle bir güzel kurumaya bırakıldı. Hatta 1,5 gün sonra ufalandı ve şimdi de öylece kurumakta.


Bodrum'da halen tarla domatesi yiyoruz, Yılmaz Özdil bilem yazmıştı yerli domateslerimizin tadı, kokusu enfestir. Bu yaz annemin gazıyla yıllar sonra ilk kez salça yaptım. Çocukluğumda, genç kızlığım da her yıl evde yapardık bu hazırlıkları zaten, o yüzden bu gibi işlere çok aşinayım, zorlanmıyorum. Tek zorluk balkon yada bahçede güneşlendirirken toz, pis gelmesin diye onları korumak oluyor. Eskiden teraslarımızda yapardık, bu gibi sorunlar olmazdı ama bizim evin terasına yüksek merdivenle çıkılabildiği için -ki ben hiç çıkmadım ama müthiş manzara varmış- bu gibi işleri orada yapamıyorum. Neyse işte, bu da bilgi notu olarak kalsın ki, 24 kg domatesten tam 4 kg. salça elde ettik. Armut domates türü olsaydı pek tabi daha fazla çıkacaktı ama "onun tadı şirimen oluyor, sen sizin domatesten yap, hafif ekşimtrak olsun" diye buyurdu annemciğim. Annemciğim son noktamızdır, lafının üstüne laf edilmez ;)) Gereği düşünüldü.



Gıda işinde ünlü bir firmanın bölge müdürü arkadaşımızı çok anmadım dersem de yalan olur. Kendisi bize hazır salçaların nasıl üretildiğini anlataraktan... Ben de onu anneme anlatmış bulunaraktan... bu kaçınılmaz sonu kendi ellerimle hazırladım bir nevi. Yapan vardır yapamayan vardır, detayları anlatmayayım ama tavsiyem o dur ki, yapamıyorsanız da bir yapandan alın. En ünlü, en pahalı marka dahil, marketlerden almayın. Bana gelince, sağlıklı olduğum sürece yapmak istediğim bir geri dönüş oldu bu iş. Bilerek, koklayarak, emin olarak almak ve tüketmek çok zevkli. Ama tabi daha bol olduğu mevsimde daha uygun fiyata alabilirdim, seneye Ağustos ayı gibi tamamlanmalı bu işler.
Akşamları TV seyrederken bir hırkaya başladım, örüyorum bazı bazı. Angora ipi 2 kat yapıp 7 numara şişle, pek bi güzel örmek. Modeli Özlem'den görmüştüm hatta onu da heveslendirmeye çalışıyorum birlikte örelim diye.


Angorayı iki kat yapınca bu kadar kalın görünümlü olmuyor ama benim ellerim de kollarım da 7 numaradan kalın şişi tutarken çok zorlanıyor. Denedim, fena olmadı işte bana göre.


Angora giymeyi çok severim, hafifcecik olur üstte ve de beklenmeyecek kadar ısıtır bilirsiniz. Tek kat örerken geçen yıl siyah hırkayı hem rengi dolayısıyla hem de inceliği dolayısıyla çok zorlanmıştım ama bitince çok memnun kalmıştık. Hatta büyük kızımcığım almıştı onu da. Modeldekinden biraz daha soft renkler seçtim. Küçük kızımcığım çok sevdi, hatta "kime örüyorsun, birlikte giysek olur mu?" dedi, buna da çok sevindim. Yıllardır örerim örerim giymezler, n'olduysa artık;)))


Memlekette Bodrum Cup telaşı var, nasıl kalabalık anlatamam. Gazetecisinden ünlüsüne, artistinden turistine herkes burada. Denizde kuğu gibi süzülen tekneler herkes için hoş görüntüler oluştursa da benim bakarken bile başım dönüyor, uzak duruyorum ;)) Oysa bu sene davet bile almıştım bir tekneden, ekip olalım diye. Bak şu anda dank etti, n'apsınlardı ki beni teknede, zerre miskal haberim yok öyle gemicilikten filan, harbiden bakmaya dayanamam, olsa olsa yemek yaptırırlardı bana zahir ;)))
Sağlıcakla geçsin haftamız. Huzur eksik olmasın dünyamızdan, ruhumuzdan. Öpüyom.

11 Ekim 2019 Cuma

Girit usulü sübye









ZEYTİNYAĞLI, SİRKELİ SÜBYE ( Mürekkep Balığı)
Tam bir Girit yemeğidir. Sıcak ve soğuk olarak yenilebilir. Ben bayılırım.
Malzemeler:
1 kilo sübye.
75ml zeytinyağ.
Üç çorba kaşığı elma sirkesi.
İki diş sarımsak.
Bir miktar tuz.
Çay kaşığının ucu ile şeker.
Hazırlanışı:
Sübyenin buz görmemiş, taze olduğundan emin olun. Sübyeleri yıkayıp, görüldüğü şekilde doğrayın.  Ayırdığınız mürekkep kesesi küçük bir sübyeye ait ise, kesenin tamamını kullanabilirsiniz. Ben balıkçıma temizletirken keseleri ayrıca istiyorum ve ne kadar mürekkepli olsun istiyorsam o kadar kullanıyorum zira mürekkepteki enfes deniz kokusunu çok sevenlerdenim.
Tencereye zeytinyağının üçte birini koyun. Ocağın altını en kısıkta açın ve sarımsağı zeytinyağının içine bütün olarak atın. Yaklaşık bir dakika sonra sarımsağı çıkarın. Bu süre zarfında vereceği aroma yeterli gelecektir. Ardından sübyeleri, sirkeyi, tuz ve şekeri koyup, bir orta boy su bardağı su ekleyip kapağı kapatın ve ocağın orta gözünde kısık ateşte yaklaşık bir saat pişirin. Pişme esnasında suyunu kontrol etmeyi ihmal etmeyin. Sübye, kolayca kesilecek, çatalla ezilecek hale geldiğinde kalan zeytinyağı ekleyip tencerenin kapağını açarak suyunu çektirin. Zeytinyağlı sübye yemeğini sıcak ve soğuk olarak yiyebilirsiniz. Afiyet olsun.
Tarifi gerçek bir Girit'li olan Ömer Beydeş bey'den aldım. Youtube'da izleyebilirsiniz. Şahane yemekler yapıyor.

9 Ekim 2019 Çarşamba

Kel gız gelin oluyo

İş çıkışı eve gitmece, yemek yapmaca, o pişerken ev toparlamaca, sirkenin gazını, turşuların havasını almaca, mayalanan tarhanayı yoğurmaca, ocağa çayı koymaca, yemek yemece, sofra toplamaca, çay servisi yapmaca, ormandan topladığım meşe palamutlarını delmece, örmece, boncuk dizmece kermese hazırlanmaca şeklinde...
Kermesi cumartesi-pazar yerine cuma-cumartesiye almış alışveriş merkezi. Bu biraz daha zorladı tabi beni ama yapacak bişey yok, cuma mesai var, cumartesi katılacağız artık. Büyük kızımcığım da ara sınavını bitirip geliyor olacak 1 günlüğüne, her iş birbirine girdi tabi.  Ha tabi bi de 1 aydır anne yemeği, böreği özleyen yavruya yemek hazırlamaca var o güne kadar. Nenem böyle durumlarda "kel gız gelin oluyo" derdi. Şikayetçi miyim? Asla. Her işim böyle olur benim ;)) Sağlık olsun da...
Güzel enerjiler yolladığınız için... Hepiniz... Sağolun, varolun...


@edgfashionhandmade'i takibe aldınız de mi?


8 Ekim 2019 Salı

08.10.2019

Geceden beri yağmur yağıyor. Afete dönüşeceğini sanmıyorum ancak bazı yerlerde yine bildiğimiz nedenlerle sıkıntılar oluyor tabi. O sıkıntıları bi zaman anlatmıştım, merak eden varsa buradan okuyabilir. Dolayısıyla o kısmın virvirini yapmaycam şimdi artık, diğer yönüne bakiciiz.
Yağmuru seviyorum. Yağmurları. Tüm yazın kirini pasını, tozunu toprağını alınca görüntü daha da netleşiyor yada ne bileyim gözüm bozuk ondan öyle geliyor bana ;) Yazmaya başladığımda masamda otururken gördüğüm manzara şuydu;


An itibarı ile;


Bulutlar ağaçların üzerinde sanki, inanılmaz güzel.
Dün akşam evde bi takım faaliyetlere devam ettim yalnız parmağıma sıcak silikon damlattım yanlışlıkla. Minnacık olsa da deriyi filan söktü aldı epeyce canım yanıyor.


Dün parmağım yanana kadar birkaç parça şey yaptım aslında ama dediğim gibi hala son dokunuşlar lazım diye düşündüğümden fotoğraf çekmiyorum. Ama önce kaç parça ürün yapayım noktasında karar vermemiş olmam beni zorluyor işten çok, bunu fark ettim. Hafta sonu için sanırım 15 parça hedefi koymam gerek kendime. Çünkü yaptığım şeyler minicik birer bişey gibi görünse de ciddi zaman harcıyorum. Daha çok malzeme ilave etmek istediğimde de minik fiyatlar hedefini sarsmış oluyorum, iki ara bi dere yani şimdilik. Bu olayı tek seferlik düşünseydim gözüm görmezdi her şeyi ancak -ya devamı istenirse, işte o zaman da o standardı bozmamak gerek- kaygısı galiba. Daha çok düşünmeliyim, daha çok, daha çoookkk.

7 Ekim 2019 Pazartesi

@edgfashionhandmade çalışmalara devam

Hafta sonu sürekli bir çalışma halindeydim. Hayvan dostlarımız için önümüzdeki hafta sonuna yetişecek işler olsun, halı sermece ve doğal süreci olan temizlik olsun, yenecekler olsun, tatlısı da olsun, tuzlusu da olsun derken son ayların en koşturmalısı hem de.
Sonlanmadı ama parçalar halinde malzemeler ürettim. Bu pullu, boncuklu ürünlerden oluşacak topluluğa Garova Koleksiyonu adını verdim. Garova aslında burada halen köy kimliğini koruyan Karaova'dan geliyor. Bodrumlular Karaova demez Garova der oraya.



Neye dönüşecekler konusunda kafamdaki tilkilere soluk aldırmaya çalışıyorum ;))
Başka minik şeyler de çalışıyorum, çok karar verememekle birlikte;


Salon, kutu kutu malzeme dolu. Her köşede bi başka iş yapmak Mualla ile birlikte gerçekten çok zor oluyor. Pek bi meraklı, sanırsın öğrenip kendisi de yapacak, öyle dikkatle peşimden ayrılmıyor, sürekli bir göz teması halinde mırlayıp duruyor. Çok pahalı olmayan şeyler olsun ama özel de olsun diye beynim ısınıyor. Daha önce böyle bir tecrübem hiç yok, fiyatıyla göz korkutmayan ve çook zaman almayan el işi ürünler tasarlamaya ve üretmeye çalışmak gerçekten sandığımdan zormuş. Bana akıl verecek olan herkes başımın tacı olur, varsa tecrübeleriniz benimle paylaşın lütfen. Çok mutlu olurum. Sayfasında bu olayı duyuran arkadaşlarıma çok teşekkür ederim, çok duygulandım. Küçük Joe, Deep. <3 ama="" bir="" da="" g="" hepiniz="" inan="" iyi="" ki="" lmaz="" m="" mutlulu="" n="" nbsp="" nceki="" ne="" ok="" p="" payla="" reklendiriciydi="" s="" te="" umu.="" vars="" y="" ya="" yandan="" yapm="" yaz="" yorumlar="" z="" ze="">İlk defa okuyacaklar için, konu neydi ya derseniz, burada ;))
Bu bir hafta çok yoğun çalışacağımdan uğrayamadım ve tek tek cevap veremediğim için n'olur kızmayın bana. Yüreğinizdeki o sıcacık güzelliklere çok talibim çünkü.
Musmutlu haftalar olsun ama bu hafta daha sağlıklı ve üretken olsun inşallah.

4 Ekim 2019 Cuma

@edgfashionhandmade'den heyecanlı haberlerim var

Nasıl heyecanlıyım anlatamam.
Sonunda hayata geçirebildim sayıyorum artık. Hobilerim bir iyilik harekâtına vesile olacak. Nasıl mı?
Dün Bodrum Hayvan Hakları Derneği Başkanı arkadaşım Füsun ile görüştüm. Onunla görüşmeden ve kafamdakileri anlatamadan biraz daha çekinik kalıyordum, dün o çekinikliği de tuz buz ettim attım. Olayımız şu; ben çeşitli ürünler hazırlayacağım, bu ürünler insanların minik paralarla (1 yada 2 paket sigara fiyatına gibi düşünüyorum şimdiki ürün gamı boyutunda) alabileceği ama koskocaman birer iyiliğe dönüşecek bir hale gelecek. Doğruya doğru kimse gidip araştırmıyor çoğunlukla bu gibi şeyleri yada "azıcık bütçem var, 10-20-30 Tl bağış yapsam n'olur yapmasam n'olur" diyor. Ben de diyorum ki, minik yağmur damlaları belki birlikte hareket edince bir gün sele dönüşür, olamaz mı? Minik kar taneleri çığa dönüşür, olamaz mı? Ve ben sadece sebep olmuş olacağım, iyiliğin sahibi katkıda bulunanlar olacak.
Bodrum'da belediye bünyesinde iki tane geçici hayvan bakımevimiz var aslında. Belediye bütçesi ile ne kadar olabilirse o boyutta. Çok kötü değil yanlış anlaşılmasın. Ama çok iyi de değil. Sebep bütçe. Kısırlaştırma, hastalık tedavilerinin bir kısmı yapılabilse de kırık-çıkık-organ hasarı vs ameliyatları yapılamıyor. Ve özellikle bu aylarda yazlık heveslerini alıp giderlerken sağ olsunlar(!) sokağa terk edilen inanılmaz sayıda hayvan dostumuz var. Sahipsiz kalanlar. Sokakta bu kadar çok popülasyon onları her türlü kaza belaya da açık hale getiriyor şüphesiz. Bir kedi kısırlaştırma ameliyatı ortalama 200 TL. Belediyenin yetişemediği her işe Bodrum Hayvan Hakları Derneği koşuyor. Hızır gibiler. Ama bütçesel olarak çok da zorlanıyorlar. İşte böyleyken böyle.
Füsun çok ama çok sevdi fikri, her şekilde başaracağız birlikte dedi. Ve hatta önümüzdeki cumartesi-pazar (12-13 Ekim) Avm'de kermes yapacaklarmış, "birkaç ürün bile olsa öyle makbule geçer ki, çok zorlanıyoruz ürün bulmakta" dedi. Dün bütün akşam ördüm, söktüm, birleştirdim, bozdum, tüm malzemeler evin her yerine dağıldı gitti. Malum ilk defa da görücüye çıkacağız, en güzel malzemeler, en özenli hal olsun istiyorum.
Bütün bu patırtı bunun için mi demeyin. Bugün 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü. Her yıl elimizden geldiğince bişeyler yapardık ama bu yıl bambaşka benim için.
İşte, @edgfashionhandmade bu gibi şeyler için kurulmuştu. İlk yazıda her şeyi çok netleştiremediğinden çok açık yazamamıştım ama özünü zaten anlatmıştım. Üretim/yarar.
Şimdi bana güzel dileklerinizi yollarsanız o enerjiyle bir sürü dostumuza umut oluruz. Sayfa takibi çoğalırsa belki biri çıkar, yılbaşı hediyesi dağıtayım şirkete der, ne bileyim ummadığın taş baş yarar olur vesaire. Hayvan dostlarımız için başlayan bu harekât sonra nelere dönüşür, hayallerim çok ama bilemiyorum tabi.
İşte böyleyken böyle.
Umut doluyum, nasıl heyecanlı olmam...


2 Ekim 2019 Çarşamba

Sonbahar

Ekim gelmiş, hoş gelmiş. Sonbahar benim mevsimim. Kavurucu sıcaktan ılığa dönüş, arada minik minik daha serin molalar, doğanın tatlı telaşı derken gerçekten ilham verici buluyorum, şükrediyorum, aşık oluyorum, "bu kadar da güzel olunmaz ki!" derken buluyorum kendimi çoğu zaman. Ev kuşu olan ben, sadece yılın bu mevsiminde doğanın içinde sınırsızca dolaşmayı, her bir değişen yaprağın yanında olmayı istiyorum. Ve her baktığımda, gördüğümün hiç bir şeyi boşa görmüş olamayacağımı, bana ne anlatmaya çalıştığını düşünüyorum. Bu şahane renkleri birbiriyle böylesine kombinleyen yüce Yaradan'a hamd olsun. Görebildiğimiz için şükrolsun...



1 Ekim 2019 Salı

@edgfashionhandmade




Uzun, uppuzun zamandır aklımda olan bişeyi yaptım/yaptık. Şimdi neye gerekliydi de ne için bunu yapmak istedim gibi açıklamalara girmeyeyim diyorum zira uzuuun zamandır kendimle konuşuyordum, arada da evde konuşuyordum. Şimdilik bu konuyu "iç ses" diyor ve bırakıyorum.
Markanın özü; üreten kadınlara hayranlığımı çokça dile getiriyorum çünkü bunu gerçekten önemsiyorum. Her üretilenin de bir yarar sağlama üzerine metotlanması gerekiyor diye düşünüyorum. Üstelik sadece ev hanımlarının yada profesyonel iş olarak yapanların değil, aynı zamanda çalışan kadınların da işin bir ucundan tutabilecek kapasitede olduğunu deneyimlemek ve eğer başarırsam ispatlamak yolunda adım atmak istiyorum. Tüm kadınlara "yeter ki isteyelim, istersek en güzelini yapabiliriz" diye haykırmak istiyorum. Dolayısıyla kendi içinde psikolojik bir takım etkiler de taşımalı. Taşımalı ki akılcı ve duygusal özellikleri gözden kaçmamalı. Vesaire.
Belirttiğim gibi, buna ayıracak devasa vakitlerim olmayacak, en azından kızlarım üniversite eğitimini bitirene kadar diye tahmin ediyorum. Ama aynı zamanda bir yerden başlamak için bu süre bana ancak kafi gelir diye düşünüyorum. Kendime 5 yıl hedefi koydum. 5 yıl içerisinde kendi çapımda özenli, kaliteli malzemeli ve mümkün mertebe kendi tasarımlarım olan üretimler hayal ediyorum. Ne demişler hani; "hayalleri olmayanların gerçekleri olmaz" gibi bir şey.
Tabi her şeyin başı sağlık, sağlık el vermezse hepsi hikaye olacak. Ama öyle bile olsa, yazılmamış bile olsa güzel bir hikaye olacak gibi geliyor işte ne bileyim.


@edgfashionhandmade instagram adresinde olacaklar. Merak eden olursa, kollarımı açmış sizi bekliyor olacağım. Şimdilik haber kısmı bu.
Tam da bu sırada anti pilling ipten haraşo ördüğüm kırlentler bitti. Çok yumuş yumuş oldular, etiketlendiler, tahta düğmeyle süslendiler ama sadeler.

Soft gri


Soft bebe pembe 

Krem
Vizon

@edgfashionhandmade ile pek çok amacım var. Oldukça ve başardıkça haber vermeyi diliyorum.
Hayallerimiz gerçekleşsin diliyorum.