Sarı Yaz... Bodrum... En en en güzel zamanlar...
Alaca yapraklı begonvili ilk kez gördüm desem...
Hayatımın en hızlı örgüsünü örmüş olabilirim. Neredeyse 10 günde bitti. Angorayı iki kat yapıp, 7 numarayla örmek harika bir duyguydu, sonuçtan da çok memnun kaldım. Toplam ağırlığı 250 gr. olan hafif ama bu hafiflikten beklenmeyecek kadar sıcacık bir hırka oldu. Sağlıkla eskitmek nasip olur inşallah, kızımcığımlarımla beraber giyeriz artık. ;))
Bu hırka örgü kardeşliği kurdurdu bana Özlem ile. Hem konuşuyoruz, hem mesajlaşıyoruz, şunu şöyle mi yapsak, bunu böyle mi yapsak vs. diye. Şimdi onunki de devam ediyor, hatta öyle keyif alıyoruz ki bundan sonraki modeli belirlemek ve örmek için sabırsızlanıyoruz. Ben bu arada küçük oğluşum için bir yelek örüyorum şimdilerde. Özlem hırkayı bitirdiğinde kazak başlayacağımız için onu beklerken aradaki zamanı değerlendiriyorum böylece.
Son haftalarda kendi çapıma göre o harika okuma günlerime döndüm, çok sevinçliyim. Kabahat bende diilmiş, beni sürükleyemeyen yazarlarda imiş. Ayrıca bahsedeceğim ama Kristin Hannah gönlüme tıpkı bir Jojo Mayes, Isabel Allende gibi kurdu tahtını.
Şu retro şeysi bir an önce bitsin artık lütfen, patlayacağım. Ne kadar uğursuzluk varsa patır patır gelmekten yorulmadılar, bitse de kurtulsak. Bırak ruhumu, evde bile kırılmadık, bozulmadık bişey kalmadı ayol, bu kadar mı lanet olur... Memleket desen her gün apayrı bir lanet haber... Ve fekat dün bir arkadaşım mesaj gönderdi, "saat bilmem kaçla bilmem kaç arasında iyi dileklerde bulun" diye. "Valla bu cavırın retrosundan hiç umudum yok ama iyi madem dileyeyim dedim, bahçede huşû içinde oturup bir bir diledim, göriciiz sonuçlarını. Eğer tutarsa bir kısım sözlerim için kusura bakma retrocuk diyebilirim belki.
Harika bir, "retroya inat" haftası diliyorum hepimize...
Alaca yapraklı begonvili ilk kez gördüm desem...
Hayatımın en hızlı örgüsünü örmüş olabilirim. Neredeyse 10 günde bitti. Angorayı iki kat yapıp, 7 numarayla örmek harika bir duyguydu, sonuçtan da çok memnun kaldım. Toplam ağırlığı 250 gr. olan hafif ama bu hafiflikten beklenmeyecek kadar sıcacık bir hırka oldu. Sağlıkla eskitmek nasip olur inşallah, kızımcığımlarımla beraber giyeriz artık. ;))
Bu hırka örgü kardeşliği kurdurdu bana Özlem ile. Hem konuşuyoruz, hem mesajlaşıyoruz, şunu şöyle mi yapsak, bunu böyle mi yapsak vs. diye. Şimdi onunki de devam ediyor, hatta öyle keyif alıyoruz ki bundan sonraki modeli belirlemek ve örmek için sabırsızlanıyoruz. Ben bu arada küçük oğluşum için bir yelek örüyorum şimdilerde. Özlem hırkayı bitirdiğinde kazak başlayacağımız için onu beklerken aradaki zamanı değerlendiriyorum böylece.
Son haftalarda kendi çapıma göre o harika okuma günlerime döndüm, çok sevinçliyim. Kabahat bende diilmiş, beni sürükleyemeyen yazarlarda imiş. Ayrıca bahsedeceğim ama Kristin Hannah gönlüme tıpkı bir Jojo Mayes, Isabel Allende gibi kurdu tahtını.
Şu retro şeysi bir an önce bitsin artık lütfen, patlayacağım. Ne kadar uğursuzluk varsa patır patır gelmekten yorulmadılar, bitse de kurtulsak. Bırak ruhumu, evde bile kırılmadık, bozulmadık bişey kalmadı ayol, bu kadar mı lanet olur... Memleket desen her gün apayrı bir lanet haber... Ve fekat dün bir arkadaşım mesaj gönderdi, "saat bilmem kaçla bilmem kaç arasında iyi dileklerde bulun" diye. "Valla bu cavırın retrosundan hiç umudum yok ama iyi madem dileyeyim dedim, bahçede huşû içinde oturup bir bir diledim, göriciiz sonuçlarını. Eğer tutarsa bir kısım sözlerim için kusura bakma retrocuk diyebilirim belki.
Harika bir, "retroya inat" haftası diliyorum hepimize...























