salça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
salça etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2019 Çarşamba

23.10.2019 işler güçler

Epey oldu yazmayalı, atmaktan tutmaya vaktim kalmadı derler ya hani o misal... Bu kış eğer açlık, kıtlık, yokluk olursa bana gelseniz olur. Şaka tabi olmasın bunlar ama yani o derece vurdum kendimi probiyotik dünyaya. Ve pek çok arkadaşımdan da duyduğum gibi domates görecek gözüm kalmadı evvela, ben de etmiş olayım o sevimli cümleyi. Bu kayıtlar burada dursun istiyorum çünkü bazen neyi ne zaman yapmışım hatırlamak iyi oluyor.
Sevgili tarhanacığımız itinayla 21 gün gün fermente olurken ve ben onu sabah akşam yoğururken sonunda geçen hafta sonu günün ilk ışıklarıyla serildi. Sineklere uyuz olduğum için hemen bir çare düşünüldü ve sarı yaz'ın son güneşleriyle bir güzel kurumaya bırakıldı. Hatta 1,5 gün sonra ufalandı ve şimdi de öylece kurumakta.


Bodrum'da halen tarla domatesi yiyoruz, Yılmaz Özdil bilem yazmıştı yerli domateslerimizin tadı, kokusu enfestir. Bu yaz annemin gazıyla yıllar sonra ilk kez salça yaptım. Çocukluğumda, genç kızlığım da her yıl evde yapardık bu hazırlıkları zaten, o yüzden bu gibi işlere çok aşinayım, zorlanmıyorum. Tek zorluk balkon yada bahçede güneşlendirirken toz, pis gelmesin diye onları korumak oluyor. Eskiden teraslarımızda yapardık, bu gibi sorunlar olmazdı ama bizim evin terasına yüksek merdivenle çıkılabildiği için -ki ben hiç çıkmadım ama müthiş manzara varmış- bu gibi işleri orada yapamıyorum. Neyse işte, bu da bilgi notu olarak kalsın ki, 24 kg domatesten tam 4 kg. salça elde ettik. Armut domates türü olsaydı pek tabi daha fazla çıkacaktı ama "onun tadı şirimen oluyor, sen sizin domatesten yap, hafif ekşimtrak olsun" diye buyurdu annemciğim. Annemciğim son noktamızdır, lafının üstüne laf edilmez ;)) Gereği düşünüldü.



Gıda işinde ünlü bir firmanın bölge müdürü arkadaşımızı çok anmadım dersem de yalan olur. Kendisi bize hazır salçaların nasıl üretildiğini anlataraktan... Ben de onu anneme anlatmış bulunaraktan... bu kaçınılmaz sonu kendi ellerimle hazırladım bir nevi. Yapan vardır yapamayan vardır, detayları anlatmayayım ama tavsiyem o dur ki, yapamıyorsanız da bir yapandan alın. En ünlü, en pahalı marka dahil, marketlerden almayın. Bana gelince, sağlıklı olduğum sürece yapmak istediğim bir geri dönüş oldu bu iş. Bilerek, koklayarak, emin olarak almak ve tüketmek çok zevkli. Ama tabi daha bol olduğu mevsimde daha uygun fiyata alabilirdim, seneye Ağustos ayı gibi tamamlanmalı bu işler.
Akşamları TV seyrederken bir hırkaya başladım, örüyorum bazı bazı. Angora ipi 2 kat yapıp 7 numara şişle, pek bi güzel örmek. Modeli Özlem'den görmüştüm hatta onu da heveslendirmeye çalışıyorum birlikte örelim diye.


Angorayı iki kat yapınca bu kadar kalın görünümlü olmuyor ama benim ellerim de kollarım da 7 numaradan kalın şişi tutarken çok zorlanıyor. Denedim, fena olmadı işte bana göre.


Angora giymeyi çok severim, hafifcecik olur üstte ve de beklenmeyecek kadar ısıtır bilirsiniz. Tek kat örerken geçen yıl siyah hırkayı hem rengi dolayısıyla hem de inceliği dolayısıyla çok zorlanmıştım ama bitince çok memnun kalmıştık. Hatta büyük kızımcığım almıştı onu da. Modeldekinden biraz daha soft renkler seçtim. Küçük kızımcığım çok sevdi, hatta "kime örüyorsun, birlikte giysek olur mu?" dedi, buna da çok sevindim. Yıllardır örerim örerim giymezler, n'olduysa artık;)))


Memlekette Bodrum Cup telaşı var, nasıl kalabalık anlatamam. Gazetecisinden ünlüsüne, artistinden turistine herkes burada. Denizde kuğu gibi süzülen tekneler herkes için hoş görüntüler oluştursa da benim bakarken bile başım dönüyor, uzak duruyorum ;)) Oysa bu sene davet bile almıştım bir tekneden, ekip olalım diye. Bak şu anda dank etti, n'apsınlardı ki beni teknede, zerre miskal haberim yok öyle gemicilikten filan, harbiden bakmaya dayanamam, olsa olsa yemek yaptırırlardı bana zahir ;)))
Sağlıcakla geçsin haftamız. Huzur eksik olmasın dünyamızdan, ruhumuzdan. Öpüyom.