Öğleden sonra resmi tatil başlıyor, bu demektir ki bu hafta sonu evde yığınla iş bitirmek lazım.
Uzunca bir süredir tansiyondu, şekerdi, demir eksikliğiydi, haşimatoydu, dizlerdi, astımdı vs derken sağlık sorunlarımla uğraşıyorum. Yeni perhizler, yeni ilaçlar vs derken üstüne eklenen diş sorunları da tuz biber oldu ve vallahi sıkıldım. Pandemi süresi boyunca idare ettim ettim, çok korktum diş işlerinden de, iyi mi ettim bilmiyorum, gitsem virüs kapar mıydım onu da bilmiyorum ama 2 dişim kırıldı, birini 2 ay önce yaptırmıştım, diğeri için de araya giren işler vs sebebiyle biraz daha ertelemiştim ki ne yazık ki artık tedavi edilemez boyuta gelmiş, haftaya çekilecekmiş, antibiyotik verdi doktor onu (da) kullanmaya başladım. Ne ironi ki virüsten korunmak adına ötelediğim her şeyden mağlup oldum. Belki de o kadar pimpirik yapmasaydım şu an daha iyi olabilirdim. Dolayısıyla ah pandemi ah pandemi, çoook yıktın geçtin be beni... 8 yıl önce bugün şu fotoğraftaki benden eser kalmadı...
Öte yandan, mesela artık kitap okuyamıyorum (yani istediğim düzeyde değil) ve buna çok üzülüyorum. Bu dönem üniversitelerin yüz yüze eğitime başlaması sebebi ile iki kızımcığım da başka şehirlerdeki evlerinde yaşamaya başladı yani artık evde sürekli ve düzenli yemek vs yapmam da çok lüzumlu değil. Buna rağmen kitap okuyamıyorum. Aklım sürekli onlarda. Ne pişirdiler, ne yediler, indiler mi, bindiler mi, sınavları nasıl geçti, internetleri düzgün çalışıyor mu, üşüyorlar mı, çok mu kahve içtiler acaba dan tut daha akla hayale zor gelen cinsten her şey sürekli kafamda dolanıyor. Henüz emekli olamadığım için akşama kadar mesai yapıp akşamdan sonra da dolu kafa. Gözüm hep telefonda, whatsaptan bir şey yazarlar mı, yemek tarifi isterler mi vs vs den arta kalan zamanlarda nispeten düzenli uğraştığım tek meşgale örgü örmek. Kolum da ağrıyor ama her şeyden uzaklaşıp azıcık da olsa beynimdeki basıncı sanki bi nebze hafifletebiliyor. Haber ve tartışma programlarına tamamen kapalıyım artık, dinlediğim, gördüğüm her şey feci sinirimi bozuluyor, anında tansiyonum fırlıyordu, doktorum da "izleme" dedi. Mastercheff yada netten dizi, film, youtube belgesel, bunlarla takılıyorum son 2 aydır.
Havalar şahane. Bodrum'da sarı yaz vakti, en en en sevdiğim. Çok kısa mesafeler yürüyebiliyorum ama buna rağmen o az zamanda gördüğüm her ağaç, her böcek, her nesne çok daha dikkatlice gözlemlediğim güzelliklere dönüşüyor, şükrediyorum, doğa gerçekten sesini dinlediğinde enfes. Eğer bir büyükşehirde yada normal şehirde yaşasaydım ne fena olurdu, çok şükrediyorum yaşadığım yer için, dinginlik ve güzellik için.
Bu mevsim hafta sonları azcık azcık gezmeye çok istekliyim. 2 yıldır kendime kurduğum ıssız dünyadan minik minik başlayarak bir süre ayrılmak ve normalleşmeye başlamak iyi gelecek. Umarım salgın tekrar kontrolsüz hale gelmez ve umarım bu normalleşmeye ben de ayak uydurabilirim.
Mutlu bir Cumhuriyet Bayramı coşkusu duyacağımız, çok güzel bir hafta sonu diliyorum hepimize.














