Bir bakımdan epeyce zor geçti ama geçti de bitiyor bile bir yıl daha. Yeni yılda dilek dilemeyi zaten beceremezdim ve hep sağlık olsun yeter derdim, yine aynı ruh halindeyim ama bu sefer çok daha üstüne basa basa diliyorum, hoş beni de kim takıyosa ;))
Benim cobblestone wrap bitti ;)) Bittiğinden sonra 1 hafta da ütülenmeyi bekledi, öyle uzağım ki şu ütü olayına, çok nadiren sevdim zaten.
Denizli de Uşak da çok soğudu, kızımcığımlarım bir iki haftadır kalorifer yakmaya başladılar ve sabahları da çok keskin soğukmuş, kuru iklim tabi. Benim Bodrum bebeleri dörder yıl da Muğla ayazını yaşadıkları için idmanlılardı gerçi ama 1,5 yıl eve kapanınca unuttular olmalı, çok üşüyorlar. Onlara göğüslerini ve sırtlarını tutacak birer boyunluk örmeye başladım, umarım çabucak biter. Kızkardeşim de ufak oğluşum Erdem için ev yeleği istedi, büyüyor yavru, boyunluklardan sonra da ona örerim, sonrası Allah kerim.
Hafta sonu babamız annesine gitti, e zaten kızımcığımlarım da yok, kendi kendime 3 yalnız gün geçirdim, bol bol iş yaptım ama ne bileyim sevdim de sessizliği ;)) Sadece bir gece çok çarpıntım oldu korktum biraz o kadar.
Bu sene anjelik erik ağacımız çok bol meyve verdi, dağıt dağıt, ye ye bitmedi, bir kısmını marmelat yapmıştım bir kısmını da pestil yaptım, gayet de sevdim, tüm meyveler ile deneyeceğim gibi görünüyor.
Çocukların evlerini yerleştirirken tutacakları olmadığını hatırlamıştım (ki yanlış hatırlamışım, üstelik ben almışım bi de) onlara ve kendime birer tutacak örüp, pötikare kumaş ile astarladım, makine açmaya üşendiğim için de tüm dikişleri elde yaptım. Bir tane de kendime yaptım, denedim sevdim.
Üzerinden bir zaman geçtikten sonra geriye dönüp yaptıklarıma bakmak hoşuma gidiyor, bazen tekrar ilham geliyor, o yüzden bir gönderide bazen bir bütünlük olmuyor, rahatsız olan okuyucular olabilir affola, dediğim gibi sadece hatırgeç bırakma çabasıdır ;)) Zaten başlığa bakıp yazıyı okumaya devam ettiyseniz beni anlamışsınızdır diye umuyorum. Bir de belki, artık her şeyi anlık yaşamaya karar verdiğimdendir... Canım ne isterse o, kasmadan, yavaş yavaş, ister alakalı ister alakasız. Stres yükümü tamamen atmam gerekiyor, katı kurallarımı gevşetmem, hızımı düşürmem, kendime kıymetli muamelesi yapmam vs..
Taa belime kadar uzayan saçlarımı kısacık kestirdim. Kendi kuaförüm dükkanını kapattı, yeni birine güvenmek kolay olmadı ve nitekim istediğim boydan nerdeyse 10 cm daha kısa kesip, "bu çok kısa oldu" dediğimde, "hayır hayır gösterdiğiniz foto tam bu boy, dalgalı olduğu için siz öyle görüyorsunuz" diye iddialaşmasıyla yıldırdı beni. Yaw ben zaten saçımın dalgalı olduğunu biliyorum ve yine dalgalı bir model fotoğraf gösteriyorum, anlaşılmayacak nesi var ve niye iddialaşırlar hiç anlamam. Saç benim, istek benim, ne diyosam onu yapsana şapşik diye sürekli vızıldayan iç sesimi bastırıp nasıl kendimi attım bilmiyorum. Neyse işte. Hem haksız olup hem de haklılık iddia eden herkesten çok gıcık oluyorum. Bir daha da gitmem olur biter, hayır arkamda gözüm olsa istediğim gibi ben kesicem netekim makas bile almışlığım ve kesmişliğim de var geçen yıl korkulu zamanlarda.
Öyle işte... ;)