28 Eylül 2017 Perşembe

28.09.2017 / 1.Gün

Günlerdir blog okuyorum halbuki ama yazamıyordum bir türlü...
Mari hadi deyince üstüme alındım ;-)
21 gününümüzü yazacağız ve bakarsın devamı gelir.
Son günlerde eskiden daha sık yazan ve benim hep sevdiğim blogları gezip duruyorum, yıllar önce ne yazmışlarokuyorum, gülümsüyorum, eski bir dost ile yeniden karşılaşmak gibi bir haz veriyor bana, Derya kuzusu var mesela. Bayılıyorum rengârenk üretimlerine, düzenine, titizliğine... Ben tam bunları yaparken Mari'nin hadi deyişi ve aynı şeyden bahsediyor olması içimde bir cızzz etkisi yarattı, tevafuk belki de...
Eveet... Son zamanlarda aklımdan ve hayatımdan neler geçiyor yazıyorum;
Cart diye birinin aklına geldi diye, hop diye değişen ve hala ne idüğünden tutacağımzı bilemediğimiz (ve da hi kendilerinin de bilmediği, bilemediği, bilemeyecekleri) bu sınav ve eğitim sisteminden midem bulanıyor. Dayanamıyorum çocuklarımızın bu kadar keyfi bir şekilde hayatlarıyla oynanmasına. Aklım almıyor, almıyor.
Kandırıldık diyor birileri sonra da yanılmışız diyor, aklım almıyor. Bu kadar yanılma ve kandırılma hakkına sahip başka hangi meslek yada çalışma adı var, aklım almıyor. Düşünsene bir doktorun yanıldığını, Allah muhafaza böbrek yerine mideni aldığını, grip yerine kanser ilacı yazdığını! Düşünsene bir mühendisin yanıldığını, su şebekesine atık su bastığını! Düşünsene bir hakimin yanıldığını ve kirasını yatıramadığı için mahkemeye verilen davalıya müebbet hapis verdiğini! Düşünsene bir öğrencinin yanıldığını ve türkçe yerine matematik cevap bölümünü işaretlediğini! Ne olur ha ne olur??? Alimallah cümlesinin hayatı kararır... O halde bunu nasıl hazmedeceğiz? Bildiğim tüm duaları yolluyorum kendilerine Allah biliyor. Ve dörtgözle bekliyorum bu kadar günahın bedelinin nasıl ödeneceğini...
Gerginlik bir türlü çıkmıyorken şu yada bu sebeple zor be mutlu yaşamak. Mutluluk doğal halimiz olmalıydı değil mi aslında bunca çaba gerektirmeyen?.. İnsan doğal yaşamını sürdürürken zaten mutlu olmalıydı böyle incik cincik sebep aramaktansa... Hele de ebeveyn isen yetiştirdiğimiz çocukların hayata güvenle bakabilmelerini sağlamak için çırpınmıyor muyduk gücümüzün yettiği en iyi eğitim-öğretim imkânını koşturmaya ve bunun için ter dökmeye? Neye yaradı peki bunca emek? Bunca fedakârlıktan sonra o çocuklar bir gün birileri kandırıldı, öbür gün birileri yanıldı diye alaşağı edilirken, eğitimi biten sırtını iktidara dayamadan bir iş-güç sahibi bile olamıyorken? En önemlisi hayata güvenle bakamıyorken? Hep bir endişe halinde yaşayan bir genç ne tesis edebilirki hayatta?
Koca koca adamların hep yanılma hakkı varken neden minnacık yavrularımızın böyle bir hakkı yok? Neden benim yanılma hakkım yok? Neden ben yanıldığımda hep burnumdan fitil fitil gelerek ödemek zorundayken bedelini, neden onlara birşey olmuyor? Neden hiç sebep soran yok? Neden hep biz bedel ödüyoruz?Vesaire vesaire...
Bugünlerin aklımdan çıkmayan en vurucu konusu bu işte sevgili bloğum...
Öyle kızgınım, öyle umutsuzum ki gari yetmiyor başka uğraşlar sakinleşmeme...
Yine de ara sıra adını "Yaşar" koyduğum bir battaniye örmeye çalışıyorum, 4 yıl önce Elif'in yatılı okuyacağı belli olunca bi heves başlayıp,  hemen örüp onu sıcacık sarmalamasını istediğim lakin aramızdaki büyük aşkı bir türlü sonlandıramadığım ;-))
Haa bi de, Jojo Mayes'in Yasak Meyve'si var elimde günde 20 sayfa okuyamadığım ;-))





11 Temmuz 2017 Salı

Yemeni, yağlık, yazma, çevre ne dersen de ;-)

2 yıl önce...




Yemeniyi değişik bir yorumla bluz yaptım...
8 TL'ye yemeni alındı, kenarlara zürafa çekildi, yaka oyuğu açılıp oraya da tabi, sonra evdeki boncuklarıda değerlendirmek üzere tüm kenarlar oyalandı...Bendeniz altına sporcu atleti denilen şeyin üzerine geçirip bir kombin yapacağım ancak pareo yada başka altlıklarlada değişik hallere sokulabilir...Bu tip el işlemelerinin olduğu kıyafetlere ciddi paralar ödemek yerine keyif alarak üretmek iyi hissettiriyor kesinlikle...(tabi bu son cümlenin züğürt teselisi olma ihtimalini yada benim köle ruhumu karıştırmadan kurulduğu da bir gerçek😆😉😆...)

Şimdi...

Çok rahat kullandım, herhangi bir askılı üstüne çok hava verdi sanırım, hiç tanımadığım insanlar bile nereden aldığımı sordu, o derece yani ;-)) Belki birine bir fikir olur diye paylaşmak istedim...




10 Temmuz 2017 Pazartesi

Yarını beklemece... Heyecanlanmaca...

Yarın Elif kızım için ve dolayısıyla bizim için önemli bir gün...
Üniversite sınav puanları açıklanacak. Hiç belli etmemeye çalışsa da birdenbire daldığı anları bu bekleme heyecanına bağlıyorum.
4 yıldır yatılı okuduğu için oldukça fazla özlem duydum zaten, o yüzden bir yandan "gönlündeki bölüm ve okula giremeyeceksen seneye tekrar dene, bu arada da yanımda kalmış olursun ben de sana doyarım biraz daha" diyorum ancak bu kısır, bu hantal, bu iğrenç eğitim sisteminin yavrumu bir yıl daha üzmesi fikri de annesi olarak koyuyor bana. Hakkında hayırlısı olur inşaallah... Yıllardır onlardan tek istediğim yüreklerinin götürdüğü yere gitmeleri, tereddütsüz, emin ve çok istekliyim bu yönde. Hangi mesleği seçerlerse seçsinler; önce insan ve mutlu olmalarını diledim ve bunu istedim onlardan. Ha bir de son yıllarda Atatürk'ü sevmeyen insanlarla bırak arkadaşlık ilişkisi kurmayı, aynı masada çay bile içmemelerini de önermeye başlamıştım, bu fikrimden de eminim. Çok şükür ki onlar da benimle aynı fikirde... Annem de çok sevdi bu fikri ;-) Şiddetle destekliyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor...
İşte öyle, elim kolum hiçbir işe gitmiyor bu aralar, daha çok yavrularla zaman geçirmek, sohbet etmek, hatta hiç konuşmasak bile aynı odada olmanın verdiği mutluluğu ve huzuru doyasıya yaşamaya çalışıyorum. Anne olmanın harikuladeliğine şükrediyorum hep.
Bakalım hayat bize ne sürprizler hazırladı yine, şimdi yeni bir dönemeçte bekliyoruz vesselam...
Bu arada, acayip ilgi duymaya başladığım kuantum fiziğinin bir versiyonu ile karşılaşmak hoş oldu, gayet ilgiyle okuduğumu söyleyebilirim, kitap 1-2 şeklinde ama ben önce 2.yi okudum niyeyse ;-) Şimdi ilkini okuyorum ;-)

şifacı 2 ile ilgili görsel sonucu

Ve yine bu arada, Vehbi Koç'un kısmî hayat hikayesi, kısmî olarak da o yılların -ve aslında şimdinin de- siyasî hayatına göz attıran ve zaman zaman dehşete kapıldığım bir kitap daha bitirdim;
Erol toy artık Bodrum'da yaşıyormuş ve umarım en kısa zamanda kendisi ile sohbet etme fırsatım olur. Ülkemde kimler nasıl nerelere gelmişler, seçimleri hep kimler yönlendirmiş, darbeden tutun da gelene gidene, ne olup ne olmayacağına kimler nasıl karar vermiş, okurken dudağım uçukladı...
erol toy imparator ile ilgili görsel sonucu
Hey gidi ülkem hey...

20 Haziran 2017 Salı

Evren avucunda...

Uzay'a olan ilgim minnacıkkenden beri hep vardı hele Einstein'a her zaman manyak bir hayranlık duydum. Hep Fen-Matematik bölümü okuyup sonra da mühendis olmam bu ilgiyi hep diri tuttu. Düşünmeye o kadar zorlardım ki kendimi çoğu zaman başaramazdım ama evreni, uzay-zamanı, bilinmeyeni, bilineni, kuantumu vs... Son yıllarda özü kuantum fiziğine dayanan türlü yöntemlerin ve imgelerin popülaritesinin artması sebebi ile ne kadar çok okursam, araştırsam o kadar daha bilinmezliğe ve karmaşaya gark olurdum... Einstein ile ilgili hepsini değilse bile pek çok kitap ve yayın okumuşumdur hatta ilkokuldayken Aynştayn olarak okunuşunu bilmediğim için bildiğin Einstein diye okudum onlarca kitabı, yıllar sonra benim Einsteinimin Aynştayn olduğunu öğrendiğimde çok bozulmuşluğum bile vardır halen zihnimde ;-))

Ve sonunda... Bir arkadaşımın tesadüfen okumam için uzattığı kitabın, gelişigüzel çevirdiğim ilk sayfasında Einstenimin adını görünce okumak farz oldu diye, normalde okuduğum Sapiens'i atıverdim yine bi kenara ;-)) (Bu Sapiensciğim de bu durumdan bıkmıştır herhalde, okuma len beni mi diyo acaba diye de düşünmüyor değilim de)
Neyse kitap şu:



Bunca yıldır okuduğum sayısını bilmediğim yayınlar olmasına rağmen, evreni ilk defa bu kadar güzel anlamlandırabildim diyebilirim. Ve bir o kadar da şaşkınlıklara uğramışlığım oldu okurken.
Yazar ünlü astrofizikçi Stephen Hawking danışmanlığında teorik fizik dalında doktorasını bitiren nadir kişilerden biri ve 1976 doğumlu.Fransa’da yılın bilim kitabı seçildikten sonra 20 dile çevrilmiş ve kısa sürede bir popüler bilim klasiğine dönüşmüş zaten. Yazarın daha doğrusu eserin özelliği, pek çok tanıtımda da anıldığı gibi denklemler yerine hayal gücümüzden faydalanmamızı sağlaması. 
http://www.christophegalfard.com web sitesinden insanlarla bağlantıda ve aslında bu sebeple ayrılmış Cambridge'ten.


Kitap benim olmadığı için üzerine notlar alamadım, kalemle çiziktiremedim ben de ayrı bir bloknot'a içimden geçeni, bundan sonra araştıracaklarımı vs not aldım ve şiddetle kızlarıma da tavsiye ettim. Kızlarım Fen Lisesi eğitimi alıyorlar/dı ve onlar da çok ama çok beğendi hatta bu yıl mezun olup üniversite sınavına giren kızım Elif "keşke bu kitabı aylar önce okusaydım anne!" dedi. Mesajı aldınız umarım... ;-)


Evrende yalnız değiliz.
Evrene yapacağımız bu yolculukta da.









7 Haziran 2017 Çarşamba

Çiçeklenelim mi?

Motifli bluzü ör, sök derken bi zaman önce başladığım çantamı bitirdim...
Hep derim; rengârenk herşeye bayılıyorum...



Keşke her günümüz de böyle olsa...

5 Haziran 2017 Pazartesi

Akşama kadar ör kızım, sabaha kadar sök kızım...


Akşama kadar ör kızım, sabaha kadar sök kızım...
Her şeyi hep beceriyor değilim tabi, bu post onun için kalsın burada...
Bu ipte mi yoksa bende mi sorun var anlamadım valla zira bu ikinci sökülüş, ilkini burada başlayıp keyifle anlatmaya, neticeyi de burada anlatmıştım. zaten..
Bir anlık dikkatsizlik eseri, ilk başta yaptığım yanlış tam da bitmeye yaklaşmışken "buna n'oluyo ayol?" dedirtti ve epeyce bir inceleme araştırmadan sonra "tink tink tink" sesi çıkararak düşen jetonları mı anlatayım, çizgi filmlerde başını duvara çarpınca gördüğün yıldızların aynından gördüğümü mü? ;-))
Allah başka dert vermesin tabi de ay öyle çok da kolay değil yani, günlerle uğraş ve sonra bu...



Ben aslında bi kere sökersem bi daha yeniden yapmaya kaçardı hevesim... Ama üçüncü defa yeniden başladım bir şeye, "hayatımızda sanki bir sürü şeye yeniden başlamak zorunda kalmadın da sanki..." diyerek... Ve sanırım, bu hayatımda bir ilk...
Bu sefer sonuç nereye varır bilmiyorum...
Azimle 3.kez başladım, Allah'tan bu sefer motifler kurtulabildi, zayiat daha az ;-))












19 Mayıs 2017 Cuma

arz

İşler yavaşladı, ben gibi...
Sorunlar var, gider gitmez sizinleyim benimle olduğunu düşündüğüm güzel dostlarım...

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Motifdir, devedir felan

Hafta içi çok yavaş ilerlesem de hafta sonu hızlı gidebiliyor ev işleri...
Motifler bitti, birleştirmeye başladım, nasıl bir sonuç çıkacak ben de merakla bekliyorum.
Deveye hendek atlatır gibi birleştiriyorum çünkü elimde çok açık bir şablon yok ;-(
Yine de şansımı deniyorum yine ;-))


11 Mayıs 2017 Perşembe

Neye niyet neye kısmet

Bir önceki buluşmada bayıla bayıla, övüne övüne anlattığım o salaş örgüm artık yok ;-))
Mualla (bizim kedimiz) örgü örerken kucağıma atladı, tırnağı örgüye takıldı, örgünün bir ucu şişten hepten çıkmışken ve ben o tırnağının ucundakini kurtarmaya çalışırken... Söküldü, ilmek kaçtı, tutturamadım, zaten delik delik bir model olduğundan... Sonra baktım olacak değil ama 5 gün ördüğüm emeğe hayıflanırken söktüm gitti onu... Öbür şişten de çıkarınca bir baktım ki, salaş diye geniş başladığımı biliyordum ama bitseymiş eğer herhalde tek kişilik battaniye bile olurmuş yani diye gülmeye başladım...Koccaman bişey örmeye çalışırmışım meğer ;-))
Yenilen aslan güreşe doymasa da ilmek kaçırma korkusunun ve Mualla'nın varlığının dayanılmaz ürküntüsünden aynı model başlamadım bu kez... Motif motif birşey örmeye başladım, ördüklerimin resmini çekmemişim ama model altta;-)) 68 motif gibi sayıyorum bir hata yoksa, şimdilerde 33'deyim ;-) Renk taş grisi ve ben beyazla değil kendi rengiyle birleştireyim diyorum...




Geçen hafta iş yerimden bir arkadaşım "uzun saçlısın ama niye sürekli bağlıyorsun saçlarını?" dedi...
"Mesai saati içinde (ve aslında dışında da bağlıyorum farkettim ki) daha resmi olduğunu düşünüyorum" dedim ilk anda. "Hem ben genç kız değilim öyle saçlarımı savura savura gezecek kadar" diye de ekledim sonrasında... O hiç de mantıklı ve doğru bulmadığını felan söyledi işte...
...ama sonra çok düşündüm ben aslında uzun saçı pek sevmem bile, kısa ama kaliteli kesilmiş bir saç her zaman daha çekici gelmiştir bana... Buna rağmen ama ben yıllardır uzun saçlıyım niyeyse...
Mutlaka kolayıma geliyordur, yapıştırıp, bağlayıp çıkıyorsundur da ondan dedim kendime ama mantık hatası var, kısa saç çok daha pratiktir her zaman,.. Kiloluyum da ondan yüzüm tabak gibi çıkmasın diyedir dedim sonra yine mantık hatası var e ben yapıştırıp sürekli bağlayınca yüzüm daha çok ortada ki... Öyle föndü, topuzdu vs yaptırmam ben hiç desem de yeri, senede 1-2 belki... E kestirsem mi acaba diye düşündüm yine şimdi yazarken, yok cesaret edemem gibi de geldi...
Aaaaa aaaa bu ne yaaaa!!!
Deli oluyorum yaptığım birşey de mantık bulamazsam... Aha da bulamıyorum işte...
Ayyy çok gıcık kaptım kendime şu an, biraz daha düşüneyim de ne düşüneyim acaba?











2 Mayıs 2017 Salı

02 Mayıs 2017

Salaş, içine atlet giymelik, serin tutacak delik delik bir örgü biterse bulüz olacak ;-)
Çok aradım bu modeli, döküm döküm olsun diye...
Örnek parça bilem ördüm, sayı mayı  tastamına uysun istediğim ebata diye ...


Taş grisi başladım, grinin biraz kurşuniye azcık da sanki lilaya çalarsı bir hali var...

Bakalım...