Aslında kişisel olarak işlerin pek de iyi gitmediği ve hem bedenen hem ruhen yorgun olduğum günlerde olduğumu hep yazıyorum son zamanlarda. Ama bir şey daha var ki canımı yakmaktan öteye geçiyor çoğu zaman.
Bodrum'da yaşıyorum biliyorsunuz. Tam 25 yıl oldu. Bunun son 10 yılında kamu kurumunda çalışıyorum. Tabiri caizse, eşşekler gibi hem de. Bilen biliyor. Ve Bodrum Bodrum deyip, her yıl şikayet edip, ertesi yıl yine gelip ve yine şikayet edip ve de eminim ki seneye yine gelecek olup, denizinin güneşinin benden çok tadını çıkarıp, zevklerini bitirince dinlenme saatinde de klavyesinin başına geçip, bol keseden hepimizi suçlayıcı, maksadını uzak eleştirilerinizden bıktım, usandım.
Bakın.
Bodrum yerleşik olarak 160.000 nüfusa sahip bir ilçedir. Türkiye'nin diğer 160.000 nüfuslu neresi varsa aldığı ödenek o kadardır, Bodrum diye bir ayrıcalığı yoktur. Alt yapı, üst yapı vs vs tüm bunlar için devletten aldığı paydan bahsediyorum.
Devlet, planlama yaparken, ödenek ayırırken bura Bodrum, ora Çemişgezek diye bakmaz. Ve belediyelerin en önemli yatırım kaynakları da bu ödeneklerdir. Ama yine de ellerinden gelenin fazlasını yapmak zorunda kaldıklarından sürekli oraya buraya borçludurlar ve hatta bazıları personelinin maaşını bile ödeyemez durumdadır. Bu da Bodrum'a özgü değildir, neredeyse tüm belediyeler için durum aynıdır. Konu aynıdır aşağı yukarı.
Bodrum 160.000 nüfusa hizmet edecek kadar, (İçişleri Bakanlığının belirlediği norm kadro sayısı kadar) personel çalıştırarak kamu hizmetlerini yürütür, her yerde olduğu gibi. Yani nüfusumuz 1 milyon olmuş, 2 milyon olmuş, norm kadro sayısı için devlet bi ekstra güzellik yapmaz, belediyelerin yada diğer kamu kurumlarının ekstra personel almasına izin vermez, dolayısıyla kurumlar o sınırı hep korumak zorundadırlar..
Bodrum da diğer yerler gibi, 160.000 nüfusu göz önüne alınarak tesisler ve alt yapı planlanır zira bakanlıklarca başka şeye izin verilmez. "Buraya yazın 1 milyon-2 milyon insan geliyo ama yaaa" diyerek arıtma tesisi planlatmaz mesela. Siz planlarsanız da izin vermez. (Bu tamamen başka teknik detaylarla da ilişkilidir, zira 1 milyon kişilik tesisi de bölüp parçalayıp, kışın 160.000 kişiye göre de çalıştıramazsınız genel olarak) Önceden planlansın diyorsunuz ya, yok işte öyle kolay değil o, siz de planlayamazsınız, nereden bileceksiniz 1 milyon mu gelir, 2 milyon mu gelir, denizden mi gelir, günlük mü gelir, haftalık mı gelir, hangi aralıkla gelir?)
Bodrum'da su miktarını da devlet seni baz alarak değil, 160.000 nüfusu baz alarak planlar.
Bodrum'da ulaşım hizmetleri de da aynı kriterlere tabidir. 160.000 nüfus, nokta.
Bodrum'da temizlik işleri de aynı kriterlere tabidir. 160.000 nüfus, nokta.
Bilip bilmeden öyle acımasız eleştiriyorsunuz ki!!! Canımızı burnumuza getiriyorsunuz!!! (Üstüne alınmayacaklar lütfen kenara ayrılsın zira lafım ötekilere, klavye kahramanlarına)
Evet acımasızsınız!!!
Hep, hizmet bekleyen taraftan bakıyorsunuz ya, biraz da benim gibi, bizim gibi hizmet eden açısından bakın bir de...
Bizler 160.000 nüfusa göre planlanan tesislerde, alt yapıda, üst yapıda, yine o 160.000 nüfusa göre planlanan (izin verilen) kişi sayısı ile hepinize, 1 milyona zaman zaman 2 milyona yetmeye, yetişmeye çalışıyoruz. İstisnalar hariç, her birimiz en az 3 kişilik iş yapıyoruz bu sezonda. Dolayısıyla kışın da zannettiğiniz gibi yan gelip yatmıyoruz çünkü sayımız zaten kış nüfusuna zor yetiyor yine de. Ben yaz başından bu yana geceleri şanslıysam 3 saat uyuyorum biliyor musunuz? Neden? Aman terfi merkezlerimiz, atık su hatlarımız, atık su arıtma tesislerimiz taşıntı vermeden, 24 saat kontrolle ve en az hasarla çalışabilsin diye! Neden biliyor musun? Senin, eline kitabını yada cep telefonunu alıp klozete oturup, dakikalarca ürettiğin atık suyun, sifona basmanla nereye gittiğini ve bizim onunla bu yetersizlikte nasıl çalıştığımızı bilmediğin için! Hiç aklına geliyor mu, sifona basıp gönderdiğin o atık suyla benim arkadaşlarım kasık çizmeleriyle 24 saat nasıl ve ne şartlarda mücadele ettikleri? Sanmıyorum. Edebilseydin bu kadar vahşileşemezdin.
Sen, cep telefonunla Bimer'e, Cimer'e yazıp, bizden sürekli şikayet ediyorsun ya, boru patladı gelmediler, (çünkü emin ol biz o sırada beach club'da güneşleniyoruzdur), sularımız kesik (depo yaptırmadın para harcamayayım diye yada hoyratça kullandın ya olduğu zaman o suyu, ve unutma su da sana göre değil 160.000 nüfusa göre planlanmıştı ya hani), tamir için yolu kazdılar asfaltmadılar(çünkü olası çökmeler beklenir, aynı gün asfaltlanamaz yada asfalt yapacak personel sayısı da sana göre planlanmamıştır zaten) ıbıdık gıbıdık, yazdıkça sinirleniyorum. Otur bir düşün, niye Bodrum'a geliyorsun o halde? Madem her şey bombok, niye gelip gidip bizi suçluyorsun? Geçen hafta kanalizasyon patlağına kasık çizmesiyle giren (evet evet senin ürettiğin bokların arasına yani) ve ayağını burkan arkadaşımı kenara oturtup bekletirken, her birimizin içi cız ederken, sen fotoğraf çekip yolluyorsun ya "bakın bakın, bunlar çalışmıyor, oturuyor" diye... El insaf! Allah, hepinizi bildiği gibi yapsın. Bahçede budadığın ne varsa çöpünle getirip dereye dök, sonra da yağmur yağdığında sel bastı dere kirliydi de mesela sen. Bahçe atıklarının çöpe atılmayacağını, belediyeyi arayıp onlara aldırmayı ne biliyor ne de akıl edebiliyorsun çünkü. Yada gel evsel çöp için ayrılan çöp kutularına dök, sonra ora dolduğu ve temizlik aracının da temizlik saati, günü olduğunu bilme, bilsen de bu kurala uyma ama fotoğraf çek yolla Cimer'e.
Bütün bunları yapmak için söz sahibisin değil mi? Çünkü sen bizim, zor şartlarda kabul ettiğimiz, sevmeye çalıştığımız yazlıkçı yada misafirsin ve bizim sahibimiz.
Ne acımasızsın!!!
Bütün yaz henüz 1 kez, kardeşimin ısrarı ile 20 dakika denize girdim bi akşam, biliyor musun? Ben senin için ekstra ekstra çalışırken ne beş kuruş ikramiye ne de fazla mesai alıyorum biliyor musun? Sadece ekmeğime saygımdan patlıyor bazı günler atık su borusu üzerime, nasıl hoşuna gidiyor mu?
Milyon dolarlık yatındaki atık suyu, sintine suyunu nereye boşaltıyorsun? Söyle bakalım, nereye? Nereye biliyor musun? Denize. Yada limandaki kanalizasyon hattına. Kaçak. Sen de boşaltınca ne oluyor biliyor musun o sintine? Atık su tesisime geliyor ve biyolojik tesisimi yerle yeksan ediyor. Ama Türkiye'nin sayılı zenginisindir, mutlak bir şeklini bulursun işini böyle hoyratça halletmenin hiç olmadı şikayet edersin bizi olur biter.
İnsan bu kadar eleştirip her yıl yine niye gelir arkadaş?
Haaa, gücün yetiyorsa Bodrum'un ödeneği artırmaya çabala. Eğer eleştirilerin yapıcıysa gerçekten, personeli yada kurumu şikayet etmek değil sorunun ana kaynağında şikayetini başlat. Sen devletin kurumunu devlete şikayet etmekten korktuğun için gücün yerel çalışana patlayacak boyutta düşünebiliyorsun tabi ancak. Su mu yok? Bu ülkede su kaynağı sağlamak Devlet Su İşleri'nin görevidir, bunu bil. Arıtma tesisi mi yetmiyor? Arıtma tesisi için bütçe veren ve de kapasiteyi onaylayan bakanlığın kim olduğunu bil önce. Yok öyle kanalizasyon hattının olmadığını ama şahane manzaralı yere villanı kondurup, kaçak kuyuyu açıp sonra da vidanjör parası vermeyeyim diye sokağa salıp, "caddelerden bok akıyor" fotoğrafı çekip facebook'tan paylaşmak, yok öyle!!! Yok öyle telefon numaramızı bulup, gecenin 2'sinde arayıp, çoluğumun çocuğumun, kocamın yanında "evde su yok, sevgilimle fanfini yapamıyorum, ya su ver, ya sen gel lan" diye bağırınmak. Terbiyesizsiniz!!! Dün gece Gümüşlük sahil hattı taştı, neden biliyor musunuz? Kanalizasyon hattına sizden birinin attığı nevresim yüzünden. Ve biz uyumadık ve siz yine bizi şikayet ettiniz. Eğlenceli di mi?
Bunlar yapıcı yada problemi çözücü eleştiri değil. Değil. Değil işte. Bunlar ne biliyor musun? Bunlar vahşice saldırı. Emin olun ki, sizlerden bir tane hakaret duymak istemezdik şayet bizim elimizde olsaydı her bir çözüm.
Lütfen...
Lütfen bizim de insan olduğumuzu unutmayın. Lütfen her telefonunuzda küfretmeyin bize. Lütfen her iletişiminizde kendimizi boktan hissetmeyelim zira yeterinden fazla sizinkilerle uğraşıyoruz. Lütfen bizim de birer anne, birer baba, birer evlat olduğumuzu unutmayın!!! Zira kocam duysa gider bulur, katil olur, aman duymasın diye bin bir takla atıyorum her seferinde.
Lütfen sadece insan olun. Ve lütfen bir insana vahşice saldırmayın. Eleştiri, dozunda, zamanında ve etkili yere ise güzeldir. Yapıcıdır. Aradaki ayrımı lütfen ayıklayın ve Bodrum şikayetlerinizi bir kez daha düşünün. Baktınız iğreniyorsunuz, baktınız bizden bi bok olmuyor, baktınız tüm yöneticiler beceriksiz (ki bu seçimi de sizler yapıyorsunuz), baktınız her yer bombok, gelmeyin buraya. Geldiğiniz yer cennetti zahar...
Al sana cehennem Bodrum...Nasıl? İğrenç di mi?
(Not: Biliyorum ki bu yazının da burda kalması fayda sağlamayacak ancak başka da çarem yok çünkü ben o şikayetçiler gibi bunu orda burda yayınlarsam ekmeğimden olurum. Güncemde dursun diye buradadır, başka mana aramayın)
Ben de bizim buraya bayram gelmesin istiyorum, okullar açılsın, herkes dönsün istiyorum, yaz tatillerinde dağlara şehirlere kaçıp, Sığacık kendi haline dönünce geri gelmek istiyorum..Kalabalıklarda insanlığımızı kaybediyoruz sanki:))
YanıtlaSilben de her sene geliyorum ama valla taksiciler dışında bi şikayetim yok
YanıtlaSilYorucu bir iş bunlar. Allah kolaylık versin Ececigim
YanıtlaSilAllah yardımcınız olsun.
YanıtlaSilKonuşmaya gelince vatan kurtarıp ama iş kendisine düşünce herşeyi başkasından bekleyip sürekli şikâyet eden insanlardan tiksindim artık.
YanıtlaSilallah sabır versin , Allah yardımcınız olsun
bodruma bir kere günübirlik gelmiştim sezon bitmişti kimsecikler yoktu en sevdiğim mekan halleri kimseciksiz ,
insanlar eleştirmeyi bilmiyor, hesapsızca para kaznıyorlar emeksiz kazanıyorlar ve ne yazık ki para çoğaldıkça karakter artmıyor karakteri arttırmak emek istiyor
bence yazlıkçılardan alına belediye vergi düzenlemeli
zira nüfusu arttırmayıp ödeneğinize katkıda bulunmuyorlar ama maşallah sizin hakkınız tüketmeyi hak biliyorlar
ayrıca ne demekmiş gece arayıp küfretmek
nasıl pislik bir kafa bu be
taciz ayrıca da bunun adı duygusal şiddet
hepsi bence cezaya tabii olmalı
ama tabii ki çok para adaletin terazisini de şaşırttırıyor
yine de dediğim gibi bence kısa süreli ikamet edenlere belediye geçiçi yaz vergisi çıkarmalı ve bunu alt yapıya yatırım olarak kullanmalı ayrıca da imar şartnamesine sıkı maddeler ekleyip temiz su deposu ve atık su için de işlemleri sıkı denetimlerle inşa ettirmeli belediye yöneticilerinin sıkı durması ve asıl halkının çıkarını gözetmeli bunu esnaf da desteklemeli ki
kötü reklam olmasın
düzenli hizmet olsun kimse üzülmesin
yazın geleceklerse gelsinler ama insanlar gelsin
sanki ilk keşfettiikleri amerikanın yerli halkını hakir görür gibi hakir görmesin kimse kimseyş
tabi gönül bunu istiyor ama
ey para çoğaldıkça karakter de çoğalsa keşke
Bodruma kısacık bir uğramışlığım var belki 10 sene olmuştur. Gelmiyorum, gelmeyi de hiç düşünmüyorum,çünkü gelmeden de ne halde olduğunu çok iyi biliyorum. Çeşme'ye hiç gitmedim mesela, merak da etmiyorum. Akdeniz'den Ege'ye o kadar güzel yerler var ki, insan kalabalığından kaçıp bir de Bodrum gibi yerlerin tantanasını çekmek istemiyorum. İnsanların derdi nedir ya anlamak mümkün değil, magazin mi etkiliyo acaba bu tipleri?
YanıtlaSilBen hayatımda hiç gitmedim Bodrum'a Ece'ciğim, büyük ihtimalle de gitmeyeceğim kedisi olanlar evlerinden ayrılamıyor malum.:) Aslında nefret etmek ne yahu 160.000 nüfuslu olması bile bence Cennet. Ay keşke öyle küçük yerde yaşasam. Çöpünü dereye atanları kameraya alıp teşhir etmeli. Ama blogda yazmak yetecek mi? Bunu dev afiş gibi otobüs duraklarına filan asmalısın. Ben olsam öyle yapardım. Kolay gelsin canım.
YanıtlaSilçok çok haklısın. her yer fazlasıyla insan ve bu durum çok fazla soruna sebep oluyor.
YanıtlaSil