16 Temmuz 2019 Salı

Kendi başımı düzemesem de diye başlayayım evvela...

Kendi başını düzemeyen gelin başı düzermiş, atalar öyle demiş ya hani. Tamamen gerçek.
Kendi başını epeydir düzemeyen ben, kafayı kardeşimciğime taktım. O bir matematik öğretmeni. Müthiş bir öğretmen. Hayatı sürekli matematik projesi üretmekle geçiyor. Pi ile yatıp Öklid ile uyanan cinsten. Tübitak ve bilumum proje kuruluşlarından epeyce Türkiye 1.liği ödülü alır. Harika bir anne. 12 yaşında bir ergeni, 4 yaşında bir bebeği olan 2 oğlan annesi. 40'lı yaşlarına geliyor. Ama hiç hobisi yok. Matematik projesi üretmeyi, çocukla oyun oynamayı hobisi sanıyor, halbuki onlar onun işi. Günlerdir bunu anlatmaya çalışıyorum ona. Hep itiraz ediyor, hep. Hayatı boyunca tek gün, örgü, dantel, kanaviçe, dikiş, kumaş vs ne bileyim hiç ama hiç bir şeye ilgi duymadı. Üstelik annem ve bana rağmen. Biz ikimiz oysa, hiç ama hiç boş durmayız. Kız kime çekti bilemiyoruz ;))
Hafta sonu ona tuval aldım. Bütün boyaları masaya koydum. Oğluşun topladığı deniz kabuklarını da. Her sene toplar, her sene bi şekilde kırılır yada kaybolur, üzülürler. "Al bunları değerlendirecek bir şeyler yap" dedim. Pek tabi ki "olmaz, ben yapamam, ben beceremem, ben stres olurum, bir sürü boya ziyan olur, istemiyorum ya ne baskı yapıyosun vs vs vs" dediyse de direttim. (Bu diretmenin ne kadar hobi sevgisi aşılayacağından pek emin olamsam da o an'da;) ) "Olmazsa boz, tekrar boya. Tekrar boz tekrar boya, sıkılırsan da atarız gider" dedim. Bir bardak da kahve yaptık koyduk önüne balkonda. Söylene söylene oturdu. Kaşlar bildiğin küçük Emrah'a bağlandı.
Ve bu oldu.


Ne Picasso'yuz, ne Monet, ne Vinci. Kim bekliyor ki zaten daha iyisini? Sergi  de açacak değiliz. Amaç bir nev'i kendi tatminimiz bence hobi. İnstagram hesabında paylaştı, bir sürü arkadaşı "ben de isterim" yazdı. Dönüp dönüp bakıyor şimdi yaptığına. Ve dün akşam, "bir tuval daha alalım" dedi. Mutlu son buydu benim için. Şimdi yeni bir şey yapacakmış.
Annesi kendi tuvalini boyarken 4 yaşındaki minnak oğluş Erdem de bana kaldı. Ona da minnak bir tuval almıştım. Koydum önüne. Hep kağıda resim yapmaya alışmış çocuk, koymamış anası hiç önüne tuvaldir, akrilik çeşit çeşit boyadır filan ;) "Buna mı yapıcam?" dedi gözleri ayrıldı yavrumun. "evet, yapabilirsin bence, di mi?" dedim, "ebet, tabiii kiii teezem" dedi. İstediği renkleri seçtik, kağıt tabağa sıktık. Kafasına göre boyadı. Yaklaşık 1 saat boyadı. Nasıl keyiflendi anlatamam. "Şuraya biraz da pembe mi atsak, şurayı mami yapmaya karar verdim, teeze şurdaki yeşili sevmedim, mor olsun." "Bitirdim" dedi sonra. "Ben de biraz katkı yapabilir miyim senin resmine? dedim", tamam dedi. O da şu oldu;


Duvara astım, gösterdim. Nasıl gülümsedi anlatamam. Şimdi ikide bir duvarı gösteriyor "güzel oldu ya" diyor gülerek. O da yenisini istedi tuvalin, salyangozlu ve larvalı yeni bir resim daha yapacakmış.
Sakın yanlış anlama blog. Ne bu sanatı ne de sanatçıyı küçümsemek bu. Bu sadece, bizim olan, bize düşen, bizden çıkan. Bu sadece kendimizi bulmaya çalıştığımız yoldaki ufak kaçışlar. Hadsiz değil. Bilerek, zevk almaya çalışarak, ruhumuzu teneffüse çıkarmak gibi belki. Bu kadar. Hem kim bilebilir ki belki de Erdem'e bir ilham gelmiştir, belki amatör adımlarla yarın bir gün profesyonel uğraşabilir. Yada en ufağından eminim ki bu birkaç saat güzel bir hatıra olacaktır ona, oda duvarında bu tuval asılı olduğu sürece. Umarım.
Ben becerememkicilerden biri de kızımcığım Zeynep. Çok sevdiği kısırı denedi bugün arkadaşlarına. Tarifi telefonda teyit etti, her bir aşamada danıştı. Az önce de resim attı, bak;


Arkadaşları beğenmiş, kendisi daha çok beğenmiş. Artık evde kısırları kendisi yapacakmış.

Anlayacağın bu ara "#benbecerememkicileretakığım. #başkaşansınyokbecermektenbaşka mottom.

Pazar sabahı için erken kalkıp  hamur mayaladım. Pita ekmeği için. Annem ısrarla "tuhaf isimler takıyosun, bu bildiğimiz mayalı bazlama" dedi durdu. Neyse ne işte, benimkinin adı Pita, fonetik bi kere. Balon ne ya, Pita demek daha hoş. Semolina kattım biraz. Hoş oldu, artık hep katacağım. İlk birkaçını ben pişirdim, sonrasını grubun baş üyesi kızkardeşime devrettim. Zaten buraya aktarılma sebebi de bu. Becerememiş mi şimdi bu?



Tarifini aldı, eve dönünce deneyecekmiş.

Annem bana bir elbise dikti. Henüz giymedim ama rahat bir ev elbisesi. Hep pantolon, şort, tayt giymemize takılıyor o da. Ev elbisesiymiş bana diktiği. İnce pamuklu bir kumaş. Çok ama çok sevdim. Çok sevdim diye bir elbise daha kesti hafta sonu. Ben de becerebilirim dedim, nasılsa #başkaşansınyokbecermektenbaşka mottom. 8 parça kumaş sipariş verdim instagramda kumaş satanlardan, yakında gelir. 4 parça da kendisi sipariş vermiş. Kızkardeşimciğim ve büyük kızımcığım "manyak mısınız siz, n'apcaksınız bu kadar kumaşı?" deyip duruyor. N'apcaz, dikicez. Belki şimdiden bilmiyorlar ama bir gün mutlaka onlara da alıcam dikiş makinesi. Zeynep kızımcığım yastıklara bayılır, yastık dikerek başlatırım bence ;)) Ömrüm olursa, yıllar sonra açıp okuturum belki bu yazıyı ;))
Aslında en dik Erdem durdu. Neden? Çünkü henüz becerememek üzerine bir şey öğretmedi hayat ona. Her şeyi yapabilirm diyor. Oysa bizler? Ne çok öğrenecek şeyimiz var çocuklardan. Ne güzel bakıyorlar hayata. Büyüdüğümüzü sanan bizler, öğretilmiş/öğrenilmiş çaresizliklerimizle boğuşup depresyondan depresyona koşarken... Sıkılırken... Ümitsizliğe düşerken... Ben beceremem ki leri bir bir artırırken,.. Öz güvenimizi kaybederken... Özgürlüklerimizi unuturken... Teneffüse çıkmaları ayıp sanırken... Mükemmel olan beynimizi gepegereksiz aptalca öğretilerle doldurup asıl güzellikleri göremez hale gelirken... Yaşamayı unuturken... Evet yaşamanın nefes alıp vermekten ziyade olduğunun idrâkını yitirirken... Aptal aptal şeylere haftalar, yıllar harcarken elbet bir gün aynaya bakıp kırışmış suratımızla, "tüh be, yazık oldu" derken, "aslında biliyordum ama yapamadım" derken de bu #benbeceremedim'lerin sıtması tutacak belki de bizi.
Falan filan...
Alarm kurdum kendime.
Sık sık hatırlamalıyım, #başkaşansınyokbecermektenbaşka 
Sık sık hatırlamalıyım #kendibaşınıdadüzgelinbaşıdüzerken 
Sık sık hatırlamalıyım #teneffüseçıkmayıunutmabaşkahayatınolmayacak 
Sık sık hatırlamalıyım #özgürleş 
Sık sık hatırlamalıyım #yapmakistediğinnevarsayapmadanölmeamazamandakaybetmeheranosongelebilirnetekim
diye bitireyim...

20 yorum:

  1. ne gönlü güzel bir insansın sen ki etrafına da güzellik bulaştırıyorsun..off canım kısır çekti yaaa...halbuki bu hafta tatil dönüşü olduğu için dikkatli yeme haftasındayım..elbiseyi merak ettim..kucak dolusu sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ;))) Kimine göre baskıcı kimine göre güzellik bulaştırıcı. İyi bir yayın olmuş, zıt fikirleri duyduğum için çok hoşlandım ;)) Kocaman öpüyorum ruhu güzelim <3

      Sil
  2. Evet, bende bazen beceremem değil de sırf tembellikten ötelerim bazı şeyleri.
    Ama hobi edinmek için hobi edinmek de pek doğru gelmiyor.Neden?Çünkü devamlı olmuyor,zorla güzellik olmaz misali.İçten gelip, severek yapılmalı ne yapılacaksa, bence.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi ki zorla olmaz. Ama ne bileyim mağazaya gittiğimizde birkaç elbise deneriz hangisini severim, hangisi vücuduma daha fazla yakışır vs diye ya, onun gibi geliyor bence. Denemeli ve hangileri ruhuna en iyi geliyorsa devam etmek istediğinde devam etmeli. Biraz da hep mükemmelliyetçi olmaktan zarar görüyoruz, en mükemmelini yapamazsam düşüncesi. Karşı çıkıyorum buna. En mükemmel zaten ilk denemede olmaz büyük ihtimalle ama bu duygu, başlangıç yapmayı engellerse durum sakat ;)) Yüzde yüz katılıyorum sevmeden olmazzzz <3<3<3

      Sil
  3. Ececim sen aslında gelin başı düzerken de kendi başını düzmüşsün, bana öyle geldi... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaşa var ol, hiç böyle düşünmemiştim <3 Haklı mısın ne? ;))) Ah ben, ah ben ;)))

      Sil
  4. dolu dolu bir paylaşım olmuş. kısır resmi yüzünden kısır yapmaya gidiyorum şimdi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oh oh oh afiyet olmuştur inşallah. Çok seviyorum böyle etkileşimde olmayı. ;))

      Sil
  5. "Yapamam"dan çok "yapmak istemiyorum" moduna da girebiliyor insan, oysa bazen denemeden bilinmiyor ne kadar zevk alınacağı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapmak istememek gayet doğal ama ben yapamam ki denemeden söylenecek söz değil gibime gelir hep. Çaba bunun için. Dene ve istemiyorsan bırak. Yapmaktan vazgeç ama yeni bir şey denemekten vazgeçme gibi. Tıpkı yazdığın gibi Handancım <3

      Sil
  6. Kardeşin de oğlu da ne güzel boyamışlar...Hayran kaldım. Kısır ve bazlama zaten nefis gözüküyor. Lütfen kardeşinin ve yeğeninin ikinci tablosunu da paylaş. Çok merak ediyorum.

    YanıtlaSil
  7. Herkes kendi sevdiği şeylere takılıyor hep, başkalarının bunları sevmeyebileceğini kabullenemiyor nedense. Hobi olarak hep elişi, yemek üzerine yoğunlaşıyorsunuz ama koşmak da bir hobi mesela, tenis oynamayı öğrenmek de, okumak da, fotoğraf da, seyahat de, muhtelif müzikle uğraşmak da. Karaktere ve ihtiyaca göre değişir bu işler. Her tür elişinden ve çıkan eserlerden de hiç hoşlanmayan biri olarak kardeşinize bu denli yüklenmenize şaşırdım ve üzüldüm. Kızlarınız için düşüncelerinize daha da çok üzüldüm. Matematik ödülleri almış birinin dantel, kanaviçe yapmasına ancak üzülürüm ben. İkisi de artık hiç kullanılmayan şeyler. Zamanında koca kazaklar örmüş biri olarak 30 yıldır filan elime şiş almadım, hiç ihtiyaç da hissetmedim. Herkesin kendini mutlu edecek hobiyi bulması için kendi uğraşması gerek, bu uzun bir yol ve yaşa göre de değişiyor sevilen şeyler,
    Işı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel görüşler bunlar, öncelikle paylaştığınız için teşekkür ederim. Benim yoğunlaştıklarım benim anladıklarım, öğretebileceklerim ama dediğiniz gibi tabi ki başka hobiler de var. Tenis oynayabilseydim "tenis oynayalım mı?" da derdim, koşabilseydim "hadi gel birlikte koşalım mı?" diye de teklif ederdim yada bir müzik aleti çalabilseydim "sana da öğreteyim mi?" derdim mesela elbet. Öte yandan müzik dinlemeyi yada kitap okumayı hobi saymıyorum bunlar zaten gereklilik. Kızlarıma gelince, kendi söküğünü dikebilecek olmanın bir zararı olacağını düşünmüyorum, üzülmeyin siz, çok üzülürüm yoksa. Ayrıca teklifim sadece denemeleri. Yazdığım gibi olmadı derse atar, sıkıcı gelirse bir daha yapmaz ki sonuç tam tersi oldu. Bazen yönlendirmelere de ihtiyaç duyabiliyor di mi insan? Mesela ben denemeyi severim, siz sevmeyebilirsiniz. Sonuç olarak amacım asla zorlamak değil belki bak bu da var diye denemesi için yönlendirmek kardeş olarak, anne olarak, teyze olarak. Zamanında koca kazaklar örmüş, denemişsiniz, bunun gibi. ;)
      Tekrar teşekkür ediyorum bakış açınız için. Sevgiler...

      Sil
    2. Ay bi de eklemeyim ki, varsa bloğunuzu izlemekten, bundan sonra da etkileşimde kalmaktan mutlu olacağım. Keşke bilseydim kim olduğunuzu.

      Sil
  8. Durmak yok,bu virüsü herkese bulaştıracağız.Herkeşlerin bir hobisi olacak :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elimden geldiği kadar denemelerini sağlamak isterim. ;))

      Sil
  9. Çok da güzel olmuş yaptıklarınız. Kardeşeniz kesin sevecektir bu işi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdilik sevdi görünüyor, çok teşekkürler ;))

      Sil
  10. ha ha haaaaa çok tatlıııı iyi bi motivatörsüüün hihihi :)

    YanıtlaSil