Ne çok oldu yazmayalı. Aslında yazmayı ne kadar çok sevdiğimi biliyordum da yazmaya ihtiyaç duyduğumu hissettim birde bu arada. Parmaklarım yazmaktan vazgeçtiği zaman hayatın anlamının azalacağını hissettim. İyi bişey mi bilmiyorum.
Kerelerce yazdım bu süre içinde ama okudum, yayınlamayayım dedim. Ruh sıkıcı geldi. Sıkkındı ruh.
Yeniden değişen, kısmî açıdan bakınca tepetaklak olan iş yaşamımda yeniden yeni bir dönemeç döndüm/dönüyorum. Belli bi yaştan ve zaten her türlü aşamaları tatmış/yaşamış olduktan sonra son 3 yıldır neredeyse senede bir başıma gelen kurumsal değişiklikler artık beni çok yordu. "Niye böyle oluyor?" sorusunu kendime sorduğumda ise, cevapları aslında biliyor olmaktan üzüntü duydum. Başka türlü olmanın yolunu bilmiyor değilim oysa, sadece o yolu tercih etmiyorum. Hal böyle olunca da sessiz sedasız kendi yüklerimin altında kalıyorum. Sessiz çığlıklar atar hali. Dışarıdan ne kadar durgun, ne kadar sakin karşıladığım görünse de itiraf ediyorum ki blogum, çok ama çok yoruluyorum. Fırtına karşılamaktan, tam dindi derken yeniden savrulmaktan bıkkınım da aynı zamanda. Sıkıntılı zamanlar. Mutsuz.
Aslında ruh durumum tamamen buydu. Ve dün bir şey oldu. Burada ve tesadüfen elime aldığım birkaç kitapta, birkaç cümle okudum. "Kabullen, durumu mutlu hale getirmeye bak, kendin için en güzelini yapmak sadece senin elinde, toparlan, hayat bu kadar üzülecek kadar uzun değil...vs"
Bunları bilmiyor muydum? Biliyordum. Ne bileyim basiretim bağlanmış gibiydi. Savrulduğumu hissettim. Ve işte dün bir aydınlanma an'ı yaşadım sanki. O andan itibaren kalbimi yumuşattım.(Yumuşatmaya çalışıyorum aslında) Aynanın karşısına geçip yüzüme yeniden bir minik gülümseme yerleştirmeye çalıştım. (Buna da halen çalışıyorum aslında) Mutlu olmak, daha doğrusu üzüntü duymayı reddetmek için bilinçli bir mesai yapıyorum. Dünden beri daha iyiyim. Hayat sınavı soruları, kimilerine daha kolay yerden gelebiliyor, buna çok atar yapıyordum mesela. Pek çok kişinin hiç aklından bile geçiremediği kolaylıklar pıtır pıtır başına gelirken, benim her şeye kazıya kazıya ulaşmış olmamdı bunu hissettiren. Pek çok kez başıma gelmesine ve artık bunu kabullendiğimi sanmama rağmen başaramamışım meğerse. Düş ve tekrar dene, düş ve tekrar dene, düş ve tekrar dene... Meğer bu, benim başıma gelen değil, hayatımmış. O da sağ olsun, öööyle benim atarlanmamı, hakkı, adaleti, dürüstlüğü filan sallamıyormuş. Öyle ya tek derdi de ben değilim zaten. Annem bu süreçte, "aslında yeniden güçleniyorsun, başına gelen her şey seni daha da tecrübeli yapıyor, güzel tarafını düşün" dedi. "Belki de sorun bu" dedim. Ben güç filan istemiyorum arkadaş. Oysa ööyyle minik minik ki şu hayattan beklentilerim.
Neyse...
Her zaman büyükler küçüklere bir şeyler öğretmiyor neticede. Bu dönemde her iki kızımdan da, eşimden de çok güç aldım. Allahtan. Ekstra yorgunluklarımı ellerinden geldiği kadar paylaştılar. Hatta küçük kızımcığım, kimse ona söylemeden bulaşık makinesini bile boşalttı. Büyük kızımcığım finalleri arasında bir yandan ders çalışırken evimizi çaysız, kurabiyesiz bırakmadı. O kadar iyi geldiler ki... Hele hele yalnız kalmak isteğimi anlamaları... Hiç rahatsız etmemeleri... Onlar olmasa ne yapardım bilmiyorum.
...
Satır başını yazdığımdan 3 gün sonra bugün.
Daha iyiyim. Hafiften konsantre oluyorum sanki. Bu sefer yaptığım işe kendimi kaptırmamayı deneyimlemek istediğimi fark ettim. Nasılsa bi süre sonra bu da biter. Çok da alışmayayım. Görevimi tam yapacağım ama ekstra görev çıkarmayacağım kendi kendime.
...
İlk satırdan sonraki 5.gün bugün.
Dün gece acil bir durum gelişti.İş tabi. Hiç paniklemedim. Hiç heyecanlanmadım. Malzeme tedarik edemedik, hiç sinirlenmedim. Bu iyi bişeydi. Ne tuhaf geldi ama. 3-5 yıl sonra emekli olacak yaşa geldim, heyecan bastırmaya çalışıyorum halâ. Olsun. Belki bu seferden sonraki yorgunluğumu azaltır hem bunu öğrenebilirsem.
...
Bir sürü kumaş almaya devam ediyorum bu arada. Hem şimdi annem de burada. Hafta sonu bana pratik dikiş püfleri öğretecek Yani ben iyi olursam. Şimdiye kadar son 2 şort pijama, 2 elbise, 2 etek, 1 diz altı yırtmaçlı pantolon diktim. Yıllanmış battaniyemiz Yaşar'ın iplerinin ikisi üretimden kalkmış. Kıyamadım öylece bırakmaya yada sökmeye. Bulabildiğim tek renkle iki yandan kare olana kadar uzatmaya karar verip dünyanın ipini aldım yine. Arada bir dürtüyorum.
Abstract painting denemesi yaptım bir de. Aslında cidden sevdim. Sen bakınca, öylesine gelişigüzel vurulmuş fırça darbeleri sanıyorsun belki, oysa benim kara kutum o her bir darbe, o her bir renk. Bu yönünü çok ilham verici buluyorum bu tekniğin. Diğer yapanlar ne düşünüyor bilmiyorum ama ben kendimce böyle anlamlandırdım. Devam etmeyi düşünüyorum. Bir nevi çığlık atmak gibi geldi bana. Bak,
Yani...
Deniyorum. Bir şeyler iyi gelsin ve tutunayım yeniden diye. Her çaba bunun için. Bazen de düşüncesi bile sıkıyor oysa. Kös kös oturmayı bile öğreniyorum.
Tante Rosa'yı okudum. Sevgi Soysal. Nasıl derinden etkilendim bilemezsin. Muhtemelen ruh durumumun kırılganlığından olsa gerek. Tadı damağımda kaldı ama yine de. Çok az okuyorum artık. Konsantrasyon sorunum oluştu. Bir de hiç farkında olmadan dalıp dalıp gitmelerim var ki sorma gitsin. Zerre bişey düşünmüyorum halbuki. Boş boş dalıyorum.
Eh günün epey bölümünü bitirdim. Ve iyi ki yarın cuma.
İşte böyle bloğum. Gaydırıguppak bir yazı olmadıysa da şööle en cillopundan, bunlar da hayata dair n'apim...
Yayınlayayım gitsin bitsin yaw ;))
Kerelerce yazdım bu süre içinde ama okudum, yayınlamayayım dedim. Ruh sıkıcı geldi. Sıkkındı ruh.
Yeniden değişen, kısmî açıdan bakınca tepetaklak olan iş yaşamımda yeniden yeni bir dönemeç döndüm/dönüyorum. Belli bi yaştan ve zaten her türlü aşamaları tatmış/yaşamış olduktan sonra son 3 yıldır neredeyse senede bir başıma gelen kurumsal değişiklikler artık beni çok yordu. "Niye böyle oluyor?" sorusunu kendime sorduğumda ise, cevapları aslında biliyor olmaktan üzüntü duydum. Başka türlü olmanın yolunu bilmiyor değilim oysa, sadece o yolu tercih etmiyorum. Hal böyle olunca da sessiz sedasız kendi yüklerimin altında kalıyorum. Sessiz çığlıklar atar hali. Dışarıdan ne kadar durgun, ne kadar sakin karşıladığım görünse de itiraf ediyorum ki blogum, çok ama çok yoruluyorum. Fırtına karşılamaktan, tam dindi derken yeniden savrulmaktan bıkkınım da aynı zamanda. Sıkıntılı zamanlar. Mutsuz.
Aslında ruh durumum tamamen buydu. Ve dün bir şey oldu. Burada ve tesadüfen elime aldığım birkaç kitapta, birkaç cümle okudum. "Kabullen, durumu mutlu hale getirmeye bak, kendin için en güzelini yapmak sadece senin elinde, toparlan, hayat bu kadar üzülecek kadar uzun değil...vs"
Bunları bilmiyor muydum? Biliyordum. Ne bileyim basiretim bağlanmış gibiydi. Savrulduğumu hissettim. Ve işte dün bir aydınlanma an'ı yaşadım sanki. O andan itibaren kalbimi yumuşattım.(Yumuşatmaya çalışıyorum aslında) Aynanın karşısına geçip yüzüme yeniden bir minik gülümseme yerleştirmeye çalıştım. (Buna da halen çalışıyorum aslında) Mutlu olmak, daha doğrusu üzüntü duymayı reddetmek için bilinçli bir mesai yapıyorum. Dünden beri daha iyiyim. Hayat sınavı soruları, kimilerine daha kolay yerden gelebiliyor, buna çok atar yapıyordum mesela. Pek çok kişinin hiç aklından bile geçiremediği kolaylıklar pıtır pıtır başına gelirken, benim her şeye kazıya kazıya ulaşmış olmamdı bunu hissettiren. Pek çok kez başıma gelmesine ve artık bunu kabullendiğimi sanmama rağmen başaramamışım meğerse. Düş ve tekrar dene, düş ve tekrar dene, düş ve tekrar dene... Meğer bu, benim başıma gelen değil, hayatımmış. O da sağ olsun, öööyle benim atarlanmamı, hakkı, adaleti, dürüstlüğü filan sallamıyormuş. Öyle ya tek derdi de ben değilim zaten. Annem bu süreçte, "aslında yeniden güçleniyorsun, başına gelen her şey seni daha da tecrübeli yapıyor, güzel tarafını düşün" dedi. "Belki de sorun bu" dedim. Ben güç filan istemiyorum arkadaş. Oysa ööyyle minik minik ki şu hayattan beklentilerim.
Neyse...
Her zaman büyükler küçüklere bir şeyler öğretmiyor neticede. Bu dönemde her iki kızımdan da, eşimden de çok güç aldım. Allahtan. Ekstra yorgunluklarımı ellerinden geldiği kadar paylaştılar. Hatta küçük kızımcığım, kimse ona söylemeden bulaşık makinesini bile boşalttı. Büyük kızımcığım finalleri arasında bir yandan ders çalışırken evimizi çaysız, kurabiyesiz bırakmadı. O kadar iyi geldiler ki... Hele hele yalnız kalmak isteğimi anlamaları... Hiç rahatsız etmemeleri... Onlar olmasa ne yapardım bilmiyorum.
...
Satır başını yazdığımdan 3 gün sonra bugün.
Daha iyiyim. Hafiften konsantre oluyorum sanki. Bu sefer yaptığım işe kendimi kaptırmamayı deneyimlemek istediğimi fark ettim. Nasılsa bi süre sonra bu da biter. Çok da alışmayayım. Görevimi tam yapacağım ama ekstra görev çıkarmayacağım kendi kendime.
...
İlk satırdan sonraki 5.gün bugün.
Dün gece acil bir durum gelişti.İş tabi. Hiç paniklemedim. Hiç heyecanlanmadım. Malzeme tedarik edemedik, hiç sinirlenmedim. Bu iyi bişeydi. Ne tuhaf geldi ama. 3-5 yıl sonra emekli olacak yaşa geldim, heyecan bastırmaya çalışıyorum halâ. Olsun. Belki bu seferden sonraki yorgunluğumu azaltır hem bunu öğrenebilirsem.
...
Bir sürü kumaş almaya devam ediyorum bu arada. Hem şimdi annem de burada. Hafta sonu bana pratik dikiş püfleri öğretecek Yani ben iyi olursam. Şimdiye kadar son 2 şort pijama, 2 elbise, 2 etek, 1 diz altı yırtmaçlı pantolon diktim. Yıllanmış battaniyemiz Yaşar'ın iplerinin ikisi üretimden kalkmış. Kıyamadım öylece bırakmaya yada sökmeye. Bulabildiğim tek renkle iki yandan kare olana kadar uzatmaya karar verip dünyanın ipini aldım yine. Arada bir dürtüyorum.
Abstract painting denemesi yaptım bir de. Aslında cidden sevdim. Sen bakınca, öylesine gelişigüzel vurulmuş fırça darbeleri sanıyorsun belki, oysa benim kara kutum o her bir darbe, o her bir renk. Bu yönünü çok ilham verici buluyorum bu tekniğin. Diğer yapanlar ne düşünüyor bilmiyorum ama ben kendimce böyle anlamlandırdım. Devam etmeyi düşünüyorum. Bir nevi çığlık atmak gibi geldi bana. Bak,
Yani...
Deniyorum. Bir şeyler iyi gelsin ve tutunayım yeniden diye. Her çaba bunun için. Bazen de düşüncesi bile sıkıyor oysa. Kös kös oturmayı bile öğreniyorum.
Tante Rosa'yı okudum. Sevgi Soysal. Nasıl derinden etkilendim bilemezsin. Muhtemelen ruh durumumun kırılganlığından olsa gerek. Tadı damağımda kaldı ama yine de. Çok az okuyorum artık. Konsantrasyon sorunum oluştu. Bir de hiç farkında olmadan dalıp dalıp gitmelerim var ki sorma gitsin. Zerre bişey düşünmüyorum halbuki. Boş boş dalıyorum.
Eh günün epey bölümünü bitirdim. Ve iyi ki yarın cuma.
İşte böyle bloğum. Gaydırıguppak bir yazı olmadıysa da şööle en cillopundan, bunlar da hayata dair n'apim...
Yayınlayayım gitsin bitsin yaw ;))
HAYAT ZOR; RUH HALİMİZİ OLUMSUZDAN OLUMLUYA ÇEVİRMEK BİZİM ELİMİZDE OLMUYOR ÇOĞU ZAMAN AMA YİNE DE ELİMİZDEN GELENİ YAPMALIYIZ. ÇOK TEŞEKKÜRLER.
YanıtlaSilBen teşekkür ederim Fatih bey, eyvallah.
SilRica ederim, size yorum yapmak benim için çok büyük bir keyiftir.:)
SilHayatın her anı bize yeni şeyler öğretiyor, sıkıntılar, sevinçler, acılar... Önemli olan çıkış yolu bulabilmekte ve daha da önemlisi manevi destek. Ne mutlu size böyle bir aileniz var. Hayatta başarılar
YanıtlaSilHaklısın GeCe, umarım hepimiz destek adına yetinebilir durumlarda olabiliriz. Çok teşekkür ederim.
Silay hadi yazın geçer hepsii yaz eritir hepsini biraz tatil yap değişik bi yerlere git hadii yaa :) geçmiş olsuun.
YanıtlaSilDeep;)) bi erime olayı var kesin de ;)) Tatil planı ne zaman yapsam, yattı. Bi de Bodrum'dan daha güzel bir yer görmedim, çok da mutlu olmadım sanırım birkaç gezi dışında. Teşekkür ederim.
Silyazıya dökmek rahatlatmıştır umarım.Olur öyle arada ,yoksa mutlu olduğumuz zamanların kıymetini nasıl bileceğiz.Bazen iyi bazen kötü hayat geçyor işte.Ama en çok iş için üzünülen zamanlar yazık oluyor bence.
YanıtlaSilHaklısın mehtAp, aslında iş çıkış noktası ancak başka sorgulamalara giriyorum ve asıl canımı yakan "haksızlıklar" boyutu. Bir kediye yapılanına da dayanamazken üstelik. Öğrenmeye çalışıyorum ;))
Silsıkma canını ececim... ben de isteğim dışı gelişen sebeplerle kurum değişikliğindeyim bu yıl... (haklı olarak) istediğim şeyler vardı, yapılmadı... çok kızdım... ama üzülmedim... dirençliyim, şerbetliyim çünkü.. :) hem üstü biliyoruz da altı üstünden daha güzel olacak belki... :) kim korkar hain kurtlardan... :) yarın nasipse arkadaşlarla ayvalık-cunda yapıcaz... sen de hiç olmazsa bir gün aklını meşgul edecek güzelliklere kaç... sonrası zaten kendiliğinden gelir... hayat güzel, unutma!...
YanıtlaSilCanımmm... Şerbeti sevmediğim gerçek ama bak sor şimdi "hiç şerbetlenmediğin oldu mu? "diye, "cıkk". Güzel-çirkin kavramım iyice kalmadı artık, ne olursa eyvallah der geçer moddayım. Öte yandan, misafirlerim aralıksız devam ediyor, malum yaz, malum Bodrum ;)) Bazen hepsine, her arayana yetişemiyorum ne yalan söyleyeyim, sezon bitsin de bi yerlere kaçasım var benim de ;))(ama oranın nere olduğunu bile bilmiyorum, iyi mi?)
SilGüzel cümlelerin için ne kadar teşekkür etsem, yetmez. Çook teşekkür ederim.
Şahanesin, ne güzel satırlar yazmışsın, Ececim ne kadar bilsek de bazen tekrardan bir okumak veya duymak gerekiyor sanırım, daha çok ferah ve daha mutlu günler diliyorum senin için, dürt o ipleri daha çok dürt hemde :) o painting çalışmasında bayıldım hep yapmak istediğim birşey ama henüz kısmet olmadı, ruhu ve kalbi güzel arkadaşım çok öpüyorum seni ;)
YanıtlaSilSensin şahaneee ;)) Bir şekilde beni gülümsetmeyi başarırsın zaten en kötü zamanlarımda bile. Sağ ol, var ol, hep yanımda yakınımda ol, çook öpüyorum canım arkadaşım, çok teşekkür ederim.
SilEl işleri müthiş bir terapi :)) Farklı üretimler insana hayat enerjisi veriyor :))
YanıtlaSilKesinlikle öyle yalnız benim kadar cılkını çıkarmayanlar daha doğru yolda kesinlikle ;))
SilSanırım arada bir müddet canımızın sıkılmasına izin vermemiz gerekiyor. Ve bir müddet sonrasında da tam da senin yaptığın gibi o sıkıntıdan sıyrılmaya çalışmak lâzım.
YanıtlaSilNeyse ki sımsıcak ailelerimiz var bizim yanımızda olan.
Kim bilir, seneye bu zamanlar geri dönüp baktığında iyi ki olmuş böyle bir şey dersin.
Öptüm seni canım.
Bu arada tabloya bayıldım. Çığlığın bile rengârenk güzel kadın :)
Çığlığımı bile seven arkadaşım varsa daha ne isterimmm? ;))) Çok teşekkürler Handanım..<3
SilEcehan'cım ben de ne şanslısın ki sığınabileceğin bir ailen var diyeceğim. Diğer yandan başkalarının kolayca elde ettiğini kazıya kazıya elde etmek ne demek iyi bilirim. Herkes hayat için verdiği mücadeleyi kendi biliyor. Ve bazen yorulabiliyor da insan. Demek istediğim özetle seni kocaman kucaklıyorum :) eğer sana iyi gelecekse.
YanıtlaSilVe tabloya ba-yıl-dım. Hayran oldum. Ben de öyle boyayabilmek istiyorum. Keşke bana sırrını tekniğini öğretebilsen.
Joe...
SilYorumunu okudum. Gözlerimi kapadım. Önce öylece durdum. Sonra ben de kollarımı açtım. Deliliğin üst sınırında değilim sanırım ama gerçekten ve gerçekten hissettim. Çok iyiydi, teşekkür ederim. Ara sıra yine sarılman lazım ama çünkü özlemek gibi bir yüklem var hayatımda.
Bi gün beraber boyarız... Beğenmene de öyle sevindim ki, senin estetik anlayışına hayran biri olarak. Çok mutlu ettin beni.
Kocaman öpücükler gönderdim sana, yakal...<3<3<3
yeni duruma umarım en kısa sürede alışırsınız. selamlar, umarım her şey daha güzel olur.
YanıtlaSilHer"şey çok güzel olacak diyosun yani ;)) E hadi dedik bile ;))
SilÇok teşekkür ederim.
Ece'cim, öyle zamanlarda toparlanmak için daha çok mesaj geliyor aslında. Bak sen de mesaj geldiğinde oradaymışsın ve seni toparlamaya yetmiş. Daha da güzel olacak eminim, dualarım seninle..
YanıtlaSilİyi ki o yünler var, dikiş var başka türlü nasıl ferahlardık değil mi ama.. Endişe etme, inşallah senin için en hayırlı olan olacak en sonunda <3
Kocaman sevgilerimle
Not : Abstract çalışmana bayıldım ben de örgülü abstract çalışmaya başladımmm yakında paylaşırım <3
Ezgiciğim, çok teşekkür ederim yüreklendirici ve ferahlatıcı cümlelerine. Elimden geleni yapıyorum, dualarına da çok müteşekkirim.
SilEvet, iyi ki bir şekilde sessiz çığlıklar attıracak hobilerimiz var. Olmasa olmazdı ;))
Senin abstract çalışmanı heyecanla bekliyorum, çok eminim yine şahane bişey üretiyorsundur, sanatçı ruhu bi başka <3
Kocaman öpüyorum seni, kocaman sarılarak. Sağ ol, var ol kuzum <3
haftasonu yine büyük bir hayalkırıklığı deneyimledim bir nedenden dolayı aynı ben de böyleyim toparlanacağım ama atlatacağım bunu da atlatacağım...
YanıtlaSil