Dün akşam eve gittiğimde hava şahaneydi, tam bahçeyle oynamalık... Yeni çiçek fideleri ektim, bazılarının yerini değiştirdim, aslında minnacık olan ama benim kendisine bir dev muamelesi yaptığım bahçemde bir yeni yenidünya ağacı fidesi için yer bile açtım. Büyük kızımcığımın istedi onu, mutlak bulunmalıydı yani bir yer ;)
Toprakla haşır neşir olmak şahane bir duygu. Çimlerin arasından ve arka bahçedeki bostandan durmaksızın fışkıran yabani otları ayıklarken her ne kadar söylensem de, iş bitip salona döndüğümde kollarım ve bacaklarım sızım sızım sızlasa da hem de. Asla iş bitmiyor, sürekli kendiliğinden bir değişimde, dönüşümde sanki. Bunlara ortak olmak ise ancak ne yaptığının farkındaysan güzel, değilsen düpedüz sadece angarya iş gibi görünebilir. Sabah mutfak camımın önünde günlerdir tomurcuklu bekleyen pembiş sardunyalarımın açtığını gördüm. Bir çocuğun doğumunu, bir sınavın sonucunu, bir arkadaşınla kavuşacağın an'ı bekler gibi sabırsızdı, heyecan doluydu bekleyişim. Bunlara bakınca bu sabah, örnek alıp döndüm tekrar güneşe doğru ben de. Deneme birki yani ;))
Şimdi o evyenin başında iş yapmak pek pek pek daha güzel olacak. Şişşt, perdeyi hatırladınız di mi? ;))
Bu arada Bodrum'da sardunyaya, sardunya denmez, Gül Fatma denir. Bundan bir kaç yıl önce zamanın valisi ile toplantı yapıyorduk, adamcağız ısrarla "Bodrum'da çok olan, hani her yerde, rengarenk olan bi çiçek var, neydi onun adı?"diyor bana, ben diyom "Gül Fatma", adamceğiz diyo, "yok, yok başka bişeydi, o diildi". Allallaa diyom, tekrar tarif ediyor, yine diyom "Gül Fatma işte o sayın valim", adamceğiz yine "yok, yok başka bişeydi" diyo, üç beş sefer tariften sonra başka bi arkadaş atıldı da "sardunya mı sayın valim?" dedi, "hah evet o" deyince jeton düştü. Ayol ben onun adını yıllardırrr Gül Fatma (hatta o t'yi de genizde yutucan söylerken) aşağı, Gül Fatma yukarı derken unutmuş gitmişim. Rezil oldum. Sonra baktım ki burdan başka her yerde sardunya o, artık duruma göre söylüyorum adını ;))
Konuyla alakası pek de yok ama Bodrum'da patlıcan=badılcan, limon=iliman, fesleğen=feslikan, domates=tomata, patates=patete, ahtapot=ettipot, ebegümeci=alegümeci, keçi boynuzu(harnup)=harıp, greyfurt=pomilan, peksimet=pesmet, lahana=ilağna, nişasta=nuteşte, pekmez=böğmez diye söylenir. Aslında gerçekten Bodrumluca diye bir dil var. Ve artık 25 yıldır nasıl öğrenmişsem, buradan başka bir yere gittiğimde önce kendime söylüyorum ne diyeceğimi sonra konuşuyorum. Anlaşılamam yoksa. Son misal "age" mesela. Öyle senin bildiğin gibi ingilizce de diildir, "al gel" demektir. ;)) Bunları da yazsam mı bigün acaba? Bodrumca?
Hafta sonu biraz da el işi yapmak için can atıyorum.
Keyifli, sağlıklı, huzurlu, gönlünüzce, gönlümüzce eş-dost-çoluk çocuk cümbür cemaat (hüllemese yani) geçecek, gönüllerimizdekini yapmaya fırsat verecek hafta sonlarımız olsun.
Toprakla haşır neşir olmak şahane bir duygu. Çimlerin arasından ve arka bahçedeki bostandan durmaksızın fışkıran yabani otları ayıklarken her ne kadar söylensem de, iş bitip salona döndüğümde kollarım ve bacaklarım sızım sızım sızlasa da hem de. Asla iş bitmiyor, sürekli kendiliğinden bir değişimde, dönüşümde sanki. Bunlara ortak olmak ise ancak ne yaptığının farkındaysan güzel, değilsen düpedüz sadece angarya iş gibi görünebilir. Sabah mutfak camımın önünde günlerdir tomurcuklu bekleyen pembiş sardunyalarımın açtığını gördüm. Bir çocuğun doğumunu, bir sınavın sonucunu, bir arkadaşınla kavuşacağın an'ı bekler gibi sabırsızdı, heyecan doluydu bekleyişim. Bunlara bakınca bu sabah, örnek alıp döndüm tekrar güneşe doğru ben de. Deneme birki yani ;))
Şimdi o evyenin başında iş yapmak pek pek pek daha güzel olacak. Şişşt, perdeyi hatırladınız di mi? ;))
Bu arada Bodrum'da sardunyaya, sardunya denmez, Gül Fatma denir. Bundan bir kaç yıl önce zamanın valisi ile toplantı yapıyorduk, adamcağız ısrarla "Bodrum'da çok olan, hani her yerde, rengarenk olan bi çiçek var, neydi onun adı?"diyor bana, ben diyom "Gül Fatma", adamceğiz diyo, "yok, yok başka bişeydi, o diildi". Allallaa diyom, tekrar tarif ediyor, yine diyom "Gül Fatma işte o sayın valim", adamceğiz yine "yok, yok başka bişeydi" diyo, üç beş sefer tariften sonra başka bi arkadaş atıldı da "sardunya mı sayın valim?" dedi, "hah evet o" deyince jeton düştü. Ayol ben onun adını yıllardırrr Gül Fatma (hatta o t'yi de genizde yutucan söylerken) aşağı, Gül Fatma yukarı derken unutmuş gitmişim. Rezil oldum. Sonra baktım ki burdan başka her yerde sardunya o, artık duruma göre söylüyorum adını ;))
Konuyla alakası pek de yok ama Bodrum'da patlıcan=badılcan, limon=iliman, fesleğen=feslikan, domates=tomata, patates=patete, ahtapot=ettipot, ebegümeci=alegümeci, keçi boynuzu(harnup)=harıp, greyfurt=pomilan, peksimet=pesmet, lahana=ilağna, nişasta=nuteşte, pekmez=böğmez diye söylenir. Aslında gerçekten Bodrumluca diye bir dil var. Ve artık 25 yıldır nasıl öğrenmişsem, buradan başka bir yere gittiğimde önce kendime söylüyorum ne diyeceğimi sonra konuşuyorum. Anlaşılamam yoksa. Son misal "age" mesela. Öyle senin bildiğin gibi ingilizce de diildir, "al gel" demektir. ;)) Bunları da yazsam mı bigün acaba? Bodrumca?
Hafta sonu biraz da el işi yapmak için can atıyorum.
Keyifli, sağlıklı, huzurlu, gönlünüzce, gönlümüzce eş-dost-çoluk çocuk cümbür cemaat (hüllemese yani) geçecek, gönüllerimizdekini yapmaya fırsat verecek hafta sonlarımız olsun.
Toprakla haşır neşir olmak harika bir duygu gerçekten :) Gül fatma ismi sardunyadan daha çok hoşuma gitti benim :)
YanıtlaSilbildiğin yeni bir dil oluşmuş Bodrumda ayol..sardunya olmuş gülfatma şaka gibi...sen bence bunları topla yaz bir gün canım....hüllemese bir haftasonu olsun inşallah sağlıklı huzurlu..kucak dolusu sevgiler...ne güzel bir perde o ve gülfatmalar ise nefis...öptüm çok....
YanıtlaSilKüçük de olsa ben de bir bahçem olsun isterdim,limon ağacı da ek❤
YanıtlaSilBadılcan en favori kelimem.
YanıtlaSilAnnemler de sardunya'ya hep canan der ben de öyle öğrendim :)
Pencere önü çiçeklerini sevisinler, bahar yaz güzel şeyler :)
ne kadar ferah bir pencere oldu o öyle keyifli günlerde dışarı bakarak iş yapmanız diileğiyle :) bodrumcaya da bayıldım
YanıtlaSilHahahaha Gül Fatma’yı öğrenmiştir artık Vali Bey harika
YanıtlaSilYazmalısın bence de, hahaha, çok ilginçmiş :)
YanıtlaSilYalova'da ne ot yolardım ya, bütün akşamlarım öyle geçerdi. Nasıl iyi gelirdi ruhuma. Bitsin diye bakmıyordum, öyle bakarsan sinir basar, sadece yapıyordum, o kadar :)
Bodrum Bodrum... iş çıkışı seni motive eden bir şeyler olması ne guzel
YanıtlaSilGülfatma demek , hç duymamıştım.Çok kolay yetiştiği söylenen sardunya yani Gülfatma yı ben hiç açtıramadım balkonda.Fazla güneş alıyor ondan sanırım.
YanıtlaSilBodrum'unda Ege'linin de kendine has kelimeleri çok hoşuma gider.
Bodrum Ağzını ve Gül Fatma'yı öğrendiğim iyi oldu. Çok teşekkürler.
YanıtlaSilha haa bayıldım bayıldım bu yazınaaaa. bodrumluca, sardunya, feslikan, bak bu dediklerin biraz giritlice de olabileer :)
YanıtlaSilBegonvile onbiray çiçeği,süleymana seleman , geliyorum a gelegodum ,tereyağına gabayağ şeklinde uzar gider
YanıtlaSilFATMA KARATAŞ