11 Eylül 2011 Pazar

Alkol Etkisi

Telefon çaldı.
Neredeyse ağlayacak gibi bir ses karşımdaki.
Detayları veremeyeceğim ama karşımdaki hiç tanımadığım bir insan bir takım sözlerle şikayetini dile getirmeye çalışıyordu. Şaşılacak kadar konuya vakıf bir görüntü çizmesine rağmen sinirleri gerçekten öylesine bozulmuş olmalıydı ki, neyi nereye şikayet ettiğini karıştırdığı oluyordu. Susturmadan dinledim, arada bir dinlediğime emin olması için "evet dinliyorum, öyle mi?" vs. diyerek. Arada sırada konuşma öyle yerlere gitti ki, hepimizi savcılığa şikayet edeceğini vs de söyledi hatta, yine de dinledim, tepkisiz. Konuşmasının ilk bölümünü tamamladığında;
-Buraya kadar anlattıklarım konusundaki fikrinizi merak ediyorum, dedi.
-Size yerden göğe kadar hak veriyorum, dedim.
Bir an duraksadı,
-Nasıl, anlamadım?, dedi.
-Size yerden göğe kadar hak veriyorum, lütfen anlatmaya devam edin, bana detay verin, dedim.
Sanki devamını unutmuştu.
-Siz bana hak mı veriyorsunuz?, dedi.
-Kesinlikle, dedim.
-Ama ben siz itiraz edip, bir sürü savunma tarzı cümleler kuracaksınız diye tahmin etmiştim, bundan önce aynı şeyleri onlarca kere yaptım ama her seferinde kendimi konuşmanın sonunda, bunca değişik insan aynı savunmayla aynı şeyi söylemeye çalışıyorsa ben Allahın belası bir yaratığım diye hissettim kendimi, dedi.
-Kesinlikle ve samimice söylüyorum, bırakın geçmişi, bugünden itibaren yakalamaya çalışalım "olması gerekeni" size hak veriyorum ama yardımcı olabilmem için devamını bilmeye ihtiyacım var, lütfen devam edin, dedim.
Birkaç cümleyi daha benim ısrarımla kurdu.
-Lütfen, sinir sistemim bozuldu, bana yardım edin!, diyerek kapattı telefonu.
Şikayeti yerinde değerlendirebilmek için, gece önce telefon açıp, müsait olup olmadıklarını sordum, büyük bir keyif ve memnuniyetle "bekliyoruz" dedi.
Ekibimle birlikte çaldık kapıyı.
Yine dinledim.
Ona geçmişte yardım edilememesinin yasal dayanaklarını anlattım, birlikte bir sonuca vardık ki, çözülemeyecek bir durum olmamasına rağmen, çareyi başka yerde arıyordu.
Yaklaşık iki saat boyunca ailenin kendini rahat ve güvende hissetmesi için elimden geleni yaptım. (Bu arada kızım kendi elleriyle yaptığı pudingi bana ikram etmeden uyumayacağını bildiren sms atıyordu, çünkü bu görev ansızın ortaya çıkmıştı)
Olayı yazmaktaki maksadım, elbette "bir şikayet nasıl çözülür?" ya da "insanları anlama sanatı" örnekleri vermek değil elbet. Haddime de düşmez zaten.
Ama anlatılması gereken ve ben her benzer olayda olduğu gibi hatırladıkça tüylerimi diken diken eden bir durum.
En büyük ihtiyacımız ve sorunlarımızın kuşkusuz en büyük çözüm kaynağı; etrafımızda şu ya da bu şekilde bizi dinleyen birilerinin var olmasını sağlamak, bu sayede önemsenmek, birey olmanın hazzını duymak.
İşi şikayet müessesesiyle ilgisi olan herkese önerim, naçizane 20 yıllık iş tecrübemle söyleyebilirim ki; (biz ekip olarak bu yöntemi uyguluyoruz)
*Karşınızdakini sözünü kesmeden dinleyin, göreceksiniz ki, şikayetin % 50'sini hallettiniz.
*Hak verin, göreceksiniz ki şikayetin % 30'unu daha hallettiniz.
*Empati yapın, ona yardımcı olmak için elinizde bir imkân varsa derhal onu kullanın, gidin, görün, dinleyin, durumu siz de yaşayın, göreceksiniz ki şikayetin %10'unu daha hallettiniz.
*Tespit ettiğiniz durumu havale edeceğiniz yere hakkıyla anlatabilin (buna katkıda bulunmak ve algınızı artırmak için bol bol kitap okuyun, blog yazın vs vs), göreceksiniz ki; % 5'ini daha hallettiniz.
*Tüm çabanızı göstererek sonuçlandırdığınız işin durumu hakkında, şikayetçiyi arayıp, samimice durumu anlatın. %5'i de böyle hallettiniz, oldu % 100.
Çıkan sonuç, her zaman istediğiniz ya da olması gereken sonuç olmamış olabilir, tekrar değerlendirilebilir durumlar sözkonusu olabilir, plağı başa sarmak gerekebilir, yorar mı? Başarıya giden hiçbir yolda yorgunluktan bahsedilemez bence.
Amaaaaaaa,
% 100 başardığınız birşeyler de olmuştur bu arada, işte zurnanın benim için zırt dediği nokta da bu;
Karşınızdaki insana, onun "değerli bir birey" olduğunu hissettirisiniz, gözlerindeki mahcup ama bir o kadar da zeferle parlayan ışığı görürsünüz, arada hatırınızda "iyi ki varsınız, siz olmasaydınız ne yapardım ben" vs türünden sözleri hatırlarsınız hayal meyal ve anlarsınız ki;
Evet siz de bir insansınız.
İnsanlık alemi için yaratılan ve herşey emrine amade sunulan o gerçek insanlardan birisinizdir siz.
Dünyada hangi bedelle ölçülür bu haz?
Şükreder ve azmedersiniz, bugün bir insan için daha yararlı olacak gücü ver Allahım; diye dua edersiniz.
Mutluluğun hücrelerinizde alkol etkisi bırakmasının sarhoşluğunu yaşarken.
Çocuklarım yokken, hiçbir insan kuluna yardımcı olamadığı düşündüğüm bir gün geçirsem kendimi kötü hissederdim, o günü boşa geçmiş görürdüm.
Çocuklarım olduktan sonra, boş geçen günlerim varsa eğer işte bunu onlarla yerine getiriyorum, şükür ki tüm etrafımda "iyi bir anne" görülmemin en büyük sebebi bu. Sırrımdı bu benim.
Evet ezcümle; bu hafta hepinize, mutluluğun hücrelerinizde alkol etkisi yapmasını diliyorum, başınız döndükçe pek çok insanın gözleri gülecek bunu biliyorum.

6 yorum:

laleninbahcesi dedi ki...

Ececim sanıyorum sosyal hizmet gibi bir alanda çalışıyorsun...Dediğini yapabilsek çok daha yaşanır olacak dünya
sevgimle

hasret senfonileri dedi ki...

mutluluk bende kök hücre etkisi yapmakta sevgili eceleriminecesi.. kendimi zinde ve ışık saçar buluyorum mutlu olduğumda.. tıpkı yanında olduğum zamanki gibi!:))

Ecehan dedi ki...

Sevgili Hasretsenfonilerim;
Kök hücre, nakil vasıtasıyla gerçekleşir (benzer kötü anılarım var) oysa alkol keyf-ü sefa'da alınır ya belki benim bu adlandırmam o yüzdendi ama ne şekilde olursa olsun ne demek istediğim zaten anlaşılmış; ki yüzündeki mutluluk paha biçilemezdi zaten ;-) Sevgilerimi kabul et bu gece de.
Sevgili Lalem Ablam,
Evet, hizmet sektöründe çalışıyorum ve karşıma çıkan her insan için empati yapıyorum hepsi bu. Sevgilerimle...

Zennube dedi ki...

insanlara yardımcı olabilmek gerçekten çok güzel bir şey. keşke birbirimizi daha iyi dinleyip anlayabilsek...

Ecehan dedi ki...

O mutluluk bir kere tadılmışsa, gerisi gelir, biliyorum.
Sevgiler Zennubem

Aslı dedi ki...

Bazen sadece dinlemek bile yetiyor..