21 Şubat 2020 Cuma

21.02.2020

Serenay Sarıkaya Cem Yılmaz'la ilişki yaşıyor, kendini mahvetti, hiç yakışmıyorlar, Defne Samyeli aldatılmış meğer, Atakan filozof çocuk, niye çünkü 250 kitap okumuş 10 yaşına kadar, bilmiş bilmiş konuşup bir yandan annesini eliyle kenara ittiriveriyor, çocuk kendine uygun okul olmadığını söylüyor, 3 gündür memleketin en önemli olayı haline geldi, bu arada müjdeler olsun ey yurdum Beren Saat ile Kenan Doğulu aralarındaki buzları eritti, yeniden eleleler, Koronavirüs yapay üretildi şeklindeki komplo teorileri, İstanbul'daki AVM'lerde maskeyle dolaşanlar, bizden öcü gibi korkuyorlar yazık bize diye ağlayan Çinli kız, paça çorbası günde iki kez yensin mi yenmesin mi, Merkür retrosu geri döndü filan...
derken; bi komplo teorisi de benden, hakikaten birileri hepimizin kafasından turşu, beyin sıvılarımızdan sirke yapmaya çalışıyor. Beynimiz olmuş cacık, her boku bilen nöronlarımız hıyar.
Epifizimiz mercimek büyüklüğünden inmiş toplu iğne başına  zahir.
Akşama kadar iş stresi, akşamdan geceye kadar zorla yüklenen saçma sıpan haberler, diziler desen ha keza...
Aman be neyse ne işte.
Serenay'ı eleştirenlerin karşısına Cem Yılmaz çıksa ve sevgili olalım dese, % 99'u reddederse Ecehan diilim. 5 yaşında okula başladığım için kesin eminim ki 10 yaşıma kadar en az 250 kitap okumuşumdur, bu abartılacak bişey değil yani, aha normal bi insanım işte, yazık çocuğa yazık.
Aman be hakkaten bana ne.
Kasıla kasıla savaşa giriyoz bi de, ne hoş di mi? Sınırdan bize kaçan 1 milyonun canını kurtaralım diye telef ettiğimiz mehmetcik ne ki! Ondan bizde çok var çünkü zaten her Türk asker doğar di mi?
Neyse neyse hakkaten bitti, yazmayacağım. Yazsam ne olur, yazmasam ne olur ki zaten...
Örüyorum ben. Şiddetle hem de. Geçenlerde dikkatimi çekti, ne kadar sinirliysem o denli de hızlı örüyorum. Kendime 25 renk hırkaya başlamıştım ki küçüğüm model çizdi getirdi, üstüne bi de ip beğendi (ki bu nadiren olur) attım benim hırkayı kenara yavrucuğumunkini ördüm.



Gençlik 90'lı yılların başına dönmüş bildireyim. Pantolonlar yüksek bele dönmüş, kazaklar da içine sokuluyo ;)) Renk sarılı pudra, ip Nako Paris.
Eeee, atalar boşa dememiş; bir evde iki kız biri iğne biri biz ;)) Bu kazağın dikilmesini takip eden 10 dakika içinde büyük kızımcığım da kendi modelini ve rengini gönderdi. Çok sevindim ne yalan söyleyeyim, çok seviyorum el örgüsü giymelerini. Kendimi güzel anne hissediyorum ;)) Başladım tabi. Renk mantar bu sefer, ip aynı, Nako Paris.


Cemre'de düştü ama nasılsa mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır misali bu sezona yetişmesi, en azından bir kaç kez giymiş olması için gayret ediyorum. Doğduğun ev kaderindir'i de izleyince, ehh biter bu biter, pöfff ;))
Kızlar zinhar fotoğraf koydurmuyor bana oraya buraya, hak da veriyorum üzülerek bazen, kafalar o yüzden gidik. Kendimle telafi edeyim; efenim sene 2014, Muğla Üniversitesi'nde su konulu bir konferansta konuşmacıydım, dizlerim henüz bu kadar ağrımıyordu, pire gibi zıplıyor, çift mesai çalışıyor ve 38 beden ve uzun saçlıydım. Ay ağlayasım geliyo resmen ;))



14 Şubat 2020 Cuma

14 Şubat




Kutlu olsun sevgililer gününüz. Ne mutlu sevdiğinin elini tutabilene, gözlerine bakabilene, can cana, yanyana olabilene, öpük öpük öpebilene... Gerisi tırt.

13 Şubat 2020 Perşembe

Rapor

MR raporumu aldım, doktorumla da görüştüm. Menisküs ve ön, arka çapraz bağlarda sorun yok (bin şükür). Geri kalan her şey sorunlu. Sıvı azalması, kıkırdak kaybı ve aşınmaya bağlı sorunlar. Artı bir miktar kistik yapılar da oluşmuş. Ha bi de şiddetli ödem var orda burda. Yine de acilen ameliyat olmalık bir durum yok şimdilik (bin şükür) Bir süredir kullandığım tip II kolajen destekler işe yaramış bence çünkü en azından önceki iki seneye göre daha da kötü diyemeyiz anlamında bir şeyler dedi doktor. Halbuki bu zamana kadar her kontrol bir öncekinden hep daha kötüydü. Bu işte geriye dönüş zaten yok, iyileşme olarak görülebilecek husus, nasılsa daha da kötüleşeceği kesin olan zamanı uzatmak. Yüzmeyi öneriyor, şiddetle. Eklemlere yük bindirmeden yapılabilecek tek şey o kaldı çünkü. Günde maksimum yarım saat düz zeminde yürüyüş yapabilirmişim, kesinlikle uzun süreli ayakta kalmalar yok. Bütün bunların yanında acilen kilo vermek. İşte bu kısır döngü. Elimden geleni yapıyorum ama olmadı şimdiye kadar. Olmama sebebini biraz kestiriyorum, akşama kadar neredeyse bir şey yemiyorum ama akşamdan sabaha kadar atıştırasım var. Biyolojik saatim şaşık. Her tür hareketim kısıtlı, eklemlerimi idareli kullanmak zorundayım, tiroitlerim çalışmıyor, metabolizma hızım feci düşük vesaire vesaire... Çok bahanem de var ama aslında neden böyle olabildiği için, hayat her şekilde öğretiyor bahanelere sığınmak, aptalların işi.
Son yıllarda probiyotik beslenmeye çok önem verdim, takip edenlerim bilirler. Ev probiyotik doldu taştı hep. Doktor bunu çok beğendi. Daha kötüye gitmemesinin bir büyük sebebi de bu olabilir dedi.  Ve doğru beslenmenin, eklem hastalıkları konusunda da aşırı önemli olduğunu tekrarladı. En azından bu tarafını doğru yürütebildiğim için ve ailemi de böyle besleyebildiğim için bak buna çok mutlu oldum. Annemler ve kardeşlerimin evlerine de soktum probiyotik besinleri. Önce çok mırın kırın ettiler ama şimdilerde artık çok sık da duymaya başladıkları için inandılar, devam ediyorlar çok şükür. Doktordan döner dönmez ekşi maya ekmek yaptım o gazla ;) Bir dilimi de bir kase probiyotik lahana turşusuyla gönderdim ilgili yerlere. ;)))



Hepimize sağlıklı günler diliyorum. Ve mutlu. Ve huzurlu.

11 Şubat 2020 Salı

Çorap

Ben Derya'dan, Derya mavilaleden ilhamla...




Her iki arkadaşıma da verdikleri ilham ve yardımlar için çok teşekkür ederim. Düz mavi olan % 10 yün içerikli, bu sebeple sıcacık oldular. Sıradaki işleri bitirdiğimde bir kaç tane daha örmek istiyorum. Boyunda ve sayılarda birkaç değişiklik yaptım ama esas şablonu aynen uyguladım. İpim Alize Extra. Valla bi çorap deyip geçmeyin zira oldukkkça uğraştırıcı. Dikişler rahatsız edebilir mi diye çok düşünmüştüm ama valla hiç hissedilmiyor bile. Başarılı bir şablon bence.
MR raporum yarın öğleden sonra çıkacak, randevum var. Bakalım nasılmış, merakla bekliyorum. Merak eden arkadaşlarım olmuştu -sağ olsunlar- omzumdan itibaren girdim kapalı makineye, ehhh nispeten daha iyiydi tabi ama yine de geçen cumadan beri gerginim halâ, atamadım üstümden. Allah başka gereklilikler göstermesin -hiç kimseye- diye o gün bugün dua ediyorum.
Kalın sağlıcakla...

5 Şubat 2020 Çarşamba

Bluebonnet

Dere temizliği sırasında çocuklar bulmuş, getirdiler. (Getirmeseler kepçe yok edecekti zaten) Hayatımda ilk kez görüyorum bu bitkiyi, müthiş sevinçliyim, kalbim çarpıyor... Hemen bir saksıya ektik, umalım ki yaşasın...



Araştırmalarıma göre Bluebonnet. Texas'ın devlet çiçeğiymiş. Türkiye'den hiç bir bilgi bulamadım, ne enteresan... Ne arıyor ki bizim derede?

4 Şubat 2020 Salı

4 Şubat 2020

Kocaman bir ay'ı geride bıraktık bile. Kimi gün canım hiçbir şey yapmak istemedi, kimi zaman oldukça meşakkatliydi. Bolca örgü ördüm. Kimi bitti, yerine ulaştı, kimi yarım bekliyor.


Daha güzel bi fotoğraf çeker miyim diye bekledim ama mümkün olmamış ;) (Hafif ütü yapıp yapmamak arasında karasızım, bileniniz varsa yorumunu almak isterim.) Alize angora gold ile, salaş ama çok hafif bir kazak oldu, sonucu beğendim zira bu ipe bayılıyorum. Batma problemi yaşayanlardanız ancak bir gömlek üzerindeki duruşunu çok sevdiğim bir ip.


Hemen her rengini örmüş bulunup, bir tek kendime örmediğim bu koala takımdan bi tane de küçük oğlanım "tiiiizeeee" diye isteyince ;)) en sevdiği renklerden bir takım da onun oldu. Bu takımdan 10'un üstünde ördüm, bi tek kendime öremedim ;))





Ve daha bir sürü.... Hepsini fotoğraflayamamışım bile ;))



Paketlenip, gittiler...


Hobi dolabında yer açmanın zamanı çoktan geçince... Evde bulunan iplerden karışık 25 renk hırkaya başlamıştım ki...


Küçük kızımcığım uzuuuun zamandır ilk defa, yumuşacık, kayık yaka ama kolları bol, batmayan bi kazak istedi. Aslında mavi kazağı çok sevdi ama o tek kat giydiğinden, angora da battığından bu kez ten rengi Nako Paris'te uzlaştık. Yakın zamanda biter inşallah da çocuk mevsimi geçmeden giyebilir ;))
Son bi de Derya'dan kaptığım çorap hevesi var. Yapabilir miyim yapamaz mıyım, bir sürü de yarım iş var filan derken... Dün gece uyumamışken sabaha kadar aklımı çeldi durdu yine. Bu akşam bi ara, belki de, keyifli olursam şayet...
Dizlerim için doktorlar, röntgenler, tedaviler denemelerim devam ediyor. Manyak gibi korkuyorum, cuma günü emar randevusundan. 2 yıl önce 7 dk. girmiş, 2 ay kendime gelememiştim. Çok korkuyorum. Doktor bu sefer yan bağların da kopmuş olduğundan şüphe duyuyor. 3-4 aydır kullandığım kolajenlerin harikalar yaratmasını beklemiştim, yaratmayacağını bile bile. Onunla ilgili de sürenin çok kısa olduğunu, bir fark olacaksa belki daha sonra görülebileceği gibi bir kanı oluştu. Gerçi anneme göre ;)) fark etmiş, iyi oluyormuş dizlerim. Kızamıyorum da ona. Bi gayret bize yurt dışından ilaç temin edip duruyor. Sağ olsun, hep...Sıkıntı şu ki; kolajen destekler zaten fazla olup, veremediğim kilolara çok pis katkı yapıyor. Tıp bilimine göre daha çok gencim üstelik ;)) Falan filan. Günleri, bunun gibi bir sürü sıkıntıdan sıyırmak için ciddi çaba harcıyorum, kimse fark etmesede. Öyle işte... Haa bi de Mualla hasta yine, alerjisi azdı. Çocuğun öksüğüne mi yanayım, günlerdir bi gıdım iyileşmediği halde "aaaa, öyle de değilmiş, böyle de değilmiş" diyen veterinere döktüğümüz paralara mı yanayım bilemedim. Neyse işte nazlayıp duruyoruz kızımızı, inşallah geçsin de rahatlasın yavrucak.
İyi bir hafta diliyorum...

13 Ocak 2020 Pazartesi

İoanna


Prof. Dr. İoanna Kuçuradi... Ülkemizin değil, dünyanın sayılı filozoflarından biri. Çok şükür ki hayatta, ne güzel ki halen zeka fışkırıyor cümlelerinden.
Dün gece Veyis Ateş'in program konuğuydu. Büyülendim. Yıllar yılı sayısal bölümlerde eğitim almaktan ve bundan sonra da kendi yetersizliğimden dolayı, böyle bir değeri nasıl tanımamışım, çok kızdım kendime. Bir insan bu kadar mı güzel ve gerçek konuşur, uzun zamandır hatta belki de hiç bu kadar güzel ve dolu bir program seyretmediğimi de anladım.


Vurgusu, değerlerin ve değerlendirmelerin değişmesine karşılık, "değer" in değişmez olduğu, değer felsefesi üzerine idi. Değer yargılarının, bunlarla birlikte yapılan ahlak çözümlemelerinin yanlışlığı, bilginin değeri, doğru ve yanlış arasındaki anlamlar vesaire vesaire, öyle doluydu ki, pür dikkat dinledim. Keşke daha sık görsek ekranlarda, keşke o bomboş programlar, hır gürlü takışmalar yerine bi miktar da olsa bilgileneceğimiz bu tür programlar çoğalsa diye belki bin kez aklımdan geçirdim.
En çok da bugün; ismini arattırdığımda binlerce sayfa bulmama karşılık pek çok haberde isminin bile doğru yazılmamış olduğunu gördüğümde, hakikaten özensizliğin çevremizi nasıl sardığını ve bu kadar özensizlik içindeki hallerimize takıldım. Bilgi kirliliğine. O doğru bilgiyi, neye mal olursa olsun bulup çıkarmanın gerekliliğine.
Ve daha bir sürü şey. 

9 Ocak 2020 Perşembe

Süreya

Tam unuttum derken; bir şarkı çalar,
Biri onun gibi güler,
Birisi parfümünü sıkıp onun gibi kokar,
Tüm unuttuğun boşa gider...

Üstat Süreya'yı rahmetle anıyorum...


Tam unuttum herkesi derken dün akşam karşıma çıkan liseli yıllar fotoğrafı. Öyle işte...
(ön, soldan 4 ;))

2 Ocak 2020 Perşembe

2 Ocak 2020

Yepisyeni bir yılın 2.günü. 3 gün önceden bir farkı var mı? Yok. İnsan evladı pek çok şey düşünüyor yaşarken. Kimi planları "hadi canım, olmaz ki" türden ve gün geliyor gerçekleşebiliyor. Kimi planlarına yüzde yüz gözüyle bakarken gün geliyor avucunu yalıyor. Her ikisi de var olma hali. Hevesler değişiyor, bir zamanlar ne çok istediğin şeyler bi bakıyorsun ki, olsa da olur, olmasa da hatta aman iyi ki de olmamış kıvamına giriyor. Hayatın cilveleri deyip geçiyosun işte, geçmesen n'apıcan... Yokluk varlığa, üzüntü sevince dair. Biri varsa ötekinin olmaması imkan haricinde zaten. O yüzden bu sene de geçen sene olduğu gibi kocaman planlar yapmıyorum. Olmazsa üzülürüm diye değil, gerek yok diye. Nasılsa ben istesem de istemesem de olanlar olacak, en az hasarla atlatmak lazım günü. Mümkün mertebe eksilmeden eskimek de güzel, mümkün mertebe gidene bay bay, gelene hay hay demek de. Başımıza geleceğin hayırlı olanını dilemek de güzel, başımıza geleni gönlümüze sindirmek de. Evlatlarımıza, evlerimize, tüm insanlığa, ülkemize hoş anılar hatırlatan bir yıl olsun diliyorum.