14 Haziran 2019 Cuma

14.06.2019

Büyük gün geldi. Hafta sonu küçük kızımcığımın (ve tüm gençlerin) hakkında hayırlı olana ulaşmasını diliyorum. Sonuçta önemli olan yavrumun mutluluğu. Seçimi, isteği, tercihi hangi yönde olacaksa ben ömrüm oldukça, bir dağ gibi arkasında ve bir nehir gibi yanında olacağım. Her zaman.
Aklımdan geçen duyguların adını koymaya, kendime tanımlamaya çalışıyorum zaman yaklaştıkça. Ve en uygun bulabildiğim his "merak" oldu. Aslında, hayatın bize neler hazırladığı merak ettiğim. Nerede, ne zaman, nasıl bir süreç daha bizi bekliyor onu merak ediyorum doğrusu. Başka hiçbir stres, heyecan, panik, endişe vs taşımıyor ve yavruma sonuna kadar güveniyorum neticede. Evet evet bu konuda hissettiklerimin tümevarımı olsa olsa "merak".
Yarın oğluşum da yanımıza geliyor olacak. Bir tek günü bile ziyan etmek istemeden teyzesinin, ablalarının, kankisinin yanına koşan bir yeğen nasıl mutluluk verir tahmin edilesidir herhalde. O kadar çok şey paylaşıyorum, paylaşıyoruz ki onunla. Her birimizle başka bir paylaşım hem de. Bak işte bu konudaki hissettiklerimin adı da kesin "heyecan".
Bunun haricinde...



Sevgiyle kalın...

11 Haziran 2019 Salı

Diyet, dikiş, lavanta filan

Eh, epey olmuş bi ses vereyim bari.
Hiç bayram tadında olmayan ama beni son derece tatmin eden 9 günden sonra işe gelmek bi yandan iyi bi yandan dumur hal yarattı. Küçük kızımcığımın bu hafta sonu olacak YKS sınavı sebebiyle pek kımıldayasımız gelmedi. İyi de oldu. Bu hafta sonunu sağ salimen atlatırsak, rahatlayacağız nispeten inşallah. Çok yoruluyor çocuklarımız çoook.
21 gün şekersiz diyetin 14.gününde gram kilo vermedim. Şeker bayramını gram şeker yemeden, 40 kat açılmış baklavaları reddederek geçirdim, çok aşırı zorlandığımı söylemem sadece özel dönemde evet biraz zor oldu. Yani her gün de tartılmıyorum gerçi ama tartılmaktan ziyade vücudumda değişiklik oluyor mu onun peşindeyim. Yürüyemediğim için yattığım yerden pedal çeviriyorum, kollarım için de hareketler yapıyorum. Kendimi, şeker yemeyerek ve kısmen alkali beslenerek daha iyi hissetmeye başladım diyebilirim.
Evi kumaş doldurdum/doldurmaya devam ediyorum, ip desen gırla gidiyor zaten, demiştim di mi?











Falan filan işte.
Haaa, bahçeye lavanta dikmiştim ya hani, ilk hasat... Muazzam koku...






Mutlu haftalar...



31 Mayıs 2019 Cuma

3.gün şekersiz diyet vesaire

29 Mayıs itibarı ile 21 gün şekersiz diyete başladım ve mümkün mertebe alkali. Yüreklenmemi sağladığı için incidennotlar'a çok teşekkür ediyorum. Bugün 3. gün, ömür varsa önümüz bayram, inşallah çoluk çocuk evde olacak, pişirip taşıracağım ama yemeyeceğim vesaire. Bu defa hakikaten kararlıyım sanki bu yükten de kurtulmaya.
Küçüğümün mezuniyet töreni oldu dün. Duygulandım tabi. İnşallah önce sağlıkla, kurduğu hayallere ulaşmasını seyreylemeyi diledim.
Büyüğüme inşallah akşam kavuşacağım. Özledim. Çok.
Kumaşlara dadandım, ha bire alıp duruyorum oysa sadece bir etek dikebildim küçük kızımcığıma. Hatta onun da tekrar fermuarını değiştirmem gerekiyor. 2 elbise biçildi, öylece bekliyor.
3 yıl önce yapmıştım bu kuş yuvası kapı süsünü. Muhtemelen bloğa koymamışımdır, facebook hatırlattı.  (Telefonumdaki tüm fotoğraf ve bilgileri kaybettiğimden beri, buraya daha fazla fotoğraf koyasım var, en azından onlar bi yere gitmiyorlar buradan.)


O gün bu gün kapı girişinde asılı. Solmuş renkleri.Tekrar fotoğrafladım.


Yaparken, yuvanın böyle olmasını hayal etmiştim. Belki çiçekleri değiştiririm.

Tatil iyi gelecek.

Hayırlı kandiller ve iyi bayramlar olsun hepinize.

28 Mayıs 2019 Salı

28.05.2019

Kel kör idare ettiğim telefonum klozete düşmek, faranjitim azmak, belim tutulmak, dizlerim her zamanki gibi nazlanmak suretiyle hayatımı allak bullak etmekteler. Ve daha bir sürü şey.
Accık berenarı oldum gene de birkaç eveli gün. (Berenarı eh işte şöyle böyle, fena diil anlamında Bodrumca) 
Emme gene de accık höle, accık böle deeken, tağbaklabak(işte orada) neler edegomuşum.








16 Mayıs 2019 Perşembe

İçecek

Hafta sonunda kendi kendimize uydurduğumuz ama tadına doyamadığımız, adını da henüz koyamadığımız bir içeceğimiz var.
Buzluktan çıkmış 2 muz + 4 dolu dolu yemek kaşığı kaymaklı dondurma + 2 kupa süt + 4 tatlı kaşığı granül kahve. Hepsini rondoya atıyoruz. Daha az kıvamlı olsun dersek dondurma yada süt oranını artırabiliyoruz. Dilersek içine biraz da buz. 3 kupa içecek hazır oluyor bu ölçüyle. Sonrası dehşet bir tat.


Peki bunu uydurma gereğini neden duyduk?
Tam sınav zamanına yaklaşmışken, dondurmayı direkt lüpletip herhangi bir istenmeyen riske girmek istemiyorken, havalar bi öyle bi böyleyken, bi yandan da ders çalışma saatlerinde mecbur tüketilen kahveden de bıkkınlık gelmişken, günlük süt ihtiyacını da bu arada karşılamak istiyorken, hem olgun muz yemek isteyen hem de azcık kahverengileşince asla yemeyen çocuklara sahipken, e lekelendi diye de o muzları atmamak için miktarın bi kısmını "aman bişey olur nasılsa" deyip dondurucuya atılmış muz stokunu eritmeye niyetlenmişken......
Böyle işte.
Deneyen olursa haber verin tamam mı?

13 Mayıs 2019 Pazartesi

Leylak Dalı'm...

Anneler gününüz kutlu olsun. Olmuşlar, olmak isteyenler, olmak isteyip de bir şekilde kucağına alamayanlar ama yüreciğinde o sevgiyi hep taşıyanlar, herhangi bir canlıya da bu niyetle bakabilenler...Sahip çıkmayı bilenler... Hepinizinki kutlu olsun. Ahirete yolcu olan tüm anneleri de rahmetle anıyorum.
Kızımcığımların nefis sürprizleriyle bol ağlamalı bir gün geçirdim. Çok sevindim. Çok hüzünlendim yeri geldi. Bana evlat sevgisi yaşatan babalarına da teşekkür ettim. Falan filan. Özel günleri gereksiz bulanlardan değilim, aksine bir şey bir şeye sebep oluyor ve o bir şey eğer birilerini hatırlamaya vesile oluyor da sevgi gönderebiliyorsak bence önemlidir de özeldir de. Tabi herkes istediğini düşünmekte ve yaşamakta özgür. Nokta.
Hafta sonu bana, benim için çok değerli ve güzel bir buluşma yaşattı. Leylak Dalı'm ile buluşturdu beni. Sarıldım, öptüm, kokladım. Özlemle. Sevgiyle. Hürmetle.  Zaman zaman blog serüvenine katılmış olmaktan çok daha büyük keyif alıyorum, bu öyle bir an oldu. İyi ki varsın Nurşen ablacım. Öyle tatlı ki, öyle güzel geçti ki o birkaç saat anlatamam. Anneler günü için diye de sarıldım hem.


Bu özel bir yazı olarak kalsın istiyorum. Başka konular sonraya kalsın.
Sevgiyle...

8 Mayıs 2019 Çarşamba

Mayıspatı, krepon kağıdı, boyama işleri filan

Kasımpatı diye biliyordum, bizimki Mayıspatı çıktı. Açıp duruyor, tomurcuklanıyor. Aslında yaşlı insanlarımız bu çiçeğe krizantem de diyor. Muhtemelen Latince ismine yakınlığından. (Chrysanthemum)


Ve en sevdiklerim...



Bugünkü yazma nedenim aslında uydurduğum kumaş boyama hadisesi. Acil buz mavisi etamine ihtiyaç duyuyordum, çarşıda bulamadım, evdeki kirli beyaz etamini boyadım. Neyle? Krepon kağıdı ile. Etamin tamamen pamuklu bir malzeme olduğundan boya tutacağını biliyordum.
Saks mavisi bir parça attım ancak o kadar mavi istemediğimden, kırsın diye biraz da siyah ekledim. Suyu kaynattım, 30 dakika kumaşla beraber. Sonra da kendi minik kimya bilgimle, boya kumaşa sabitlensin diye bir miktar sirke ve karbonat ilave ettim. Ilınınca süzdüm, boya çıkmayıncaya kadar yıkadım ve tekrar kaynattım. Tam da istediğim o buz mavisini yakaladım görünüyor.




Bu yöntemi pek çok defa kullanmak istiyorum. O yüzden burada dursun bi.




6 Mayıs 2019 Pazartesi

06.05.2019

Verimli bir hafta sonu idi.
Biraz bahçe işlerinden sonra cumartesi akşamdan itibaren bastıran yağmur bitkilere yaradı. Çimler de fırsattan yararlanıp gübrelendi. Umarım daha koyu renkli bir çim elde edebiliriz, aslında eskidi, değiştirmek gerekiyor falan filan.
Değişik aralarla ördüğüm motifleri değerlendirmek istedim. Örülmüş bir şeyin kumaşla birleşmiş halini her zaman daha çok sevdiğimden midir nedir, aklım hep böyle şeylere kayıyordu.


Yağmur sebebiyle henüz bahçe masasında yerini alamamışsa da, bi de neşeli bi deneme... Renk ve neşe sevgili olsalar gerek ;))



Hayırlı ramazanlar dilerim.


3 Mayıs 2019 Cuma

03.05.2019

Günlerdir gelip gidiyorum ama yazacak kayda değer bir şey de bulamıyorum. Sonra şunu hatırladım; bazen buraya gelip, geçen yıllarda bu günlerde neler yapıyor muşum, neler hissediyor muşum diye bakmak istiyorum. Bu sebeple dedim ki olsun varsın, canının yazacak bir şey bulamadığını bile yaz. Anı olsun. Tüm anılar iyi ve mükemmel olmak zorunda değiller öyle değil mi?
Bi kere artan kol ve omuz ağrım nedeniyle ve bir süre de geri viteste gitmeyi deneyimlemek adına, günlük rutin işlerim dışında pek de bir şey yapmıyorum. Oldukça fazla film izliyorum ve çoğunlukla da izlerken uyuyakalıyorum.
Geçen yıl, sakız gırığı dallarına ateş dikeni sardığım bahçe süsünü, ateş dikenleri kuruyup döküldüğü için değiştirdim. Yıllar önce seramik minik çiçekler ve minik toplar yapıp boyamışım, onlar geçti elime. En azından bir kutu daha boşalmış olsun dedim aslında, nasıl bir şey olacağını hiç de öngörmeden. Verniklenip, uygun bir yere asılacak.


En azından şu halinden iyi oldu galiba... Gerçi... Emek verdin diye her şey de hep güzel olur diye bir gerçeklik de yok ama... Neyse işte...



İyi ki cuma günlerden.
Bütün karmaşadan kaçma, evime, koltuğuma, mutfağıma sığınma günü. Tıklım tıklım dolu olan hobi dolabı, yap bir şeyler de beni azalt dese de... Bakalım günler, iç ses, eller, ayaklar, kader, kısmet ne getirecek, ne götürecek...
Mutlu ve huzurlu hafta sonları/n/m/ız olsun...



29 Nisan 2019 Pazartesi

29.04.2019

Havalar gayet ısındı ve Bodrum çok kalabalık. Niye şimdiden bu kadar kalabalık anlamış değilim.
Üretici bir hafta sonuydu. El işi ve yemek üredi bol bol. Paspas niyetiyle başlayacakken kızımcığımın isteği üzerine dönüşen halı yolluk, yine isteği üzerine deniz yıldızı süslemeleriyle tamamlandı ve yerine yerleşti. 80x160 cm boyutlarında oldu.

Derken, kendi dönüşümüm içerisinde hemen yeni bir işe başlamadım. Onun yerine, ilginç gelen, daha önce hiç görmediğim bir motif deneme yaptım.


Şimdi ne iş yapacağımı bilmiyorum ve garip bir duygu. Ne kadar böyle kalabilirim bilmiyorum.
Ve, seve seve, sindire sindire Kemal'i okuyorum. Harika geldi. Bir de Simyacı'yı yeniden okuyasım vardı, başladım, ikisi bir devam ediyor.


Şimdi gidip çalışayım.