7 Şubat 2019 Perşembe

Meydan Okuma 9.gün

9.gün sorusu : Hakkında 5 garip şeyi söyle de bilelim ne kadar arızasın?

1.Seyahate çıkmadan önce evi dip bucak temizlerim. Dolayısıyla en az 3 gün önceden strese girerim. Tatile de gidiyor olsam, iş gezisine de, durum değişmez. (Ruhum köle, n'apim ay)

2.Geceleri en az 2-3 kez kalkar, tüm ev ahalisini kontrol ederim. Aileden olunca bildikleri için sorun olmuyor ama öyle kontrol edemeyeceğim biri de varsa o gece hiç uyuyamıyorum. (Arıza de, manyak de, rahatsız de, uykusuz de, ne dersen de)

3.Araçtan inerken evin anahtarını mutlaka elime almış olurum. Evden çıkarken de aracınkini. Taaa kapısına gelip anahtar çıkardığım olmamıştır sanırım. (Bu özelliğimi babamdan aldım. O hep öyle yapardı ve ben ona hep gülerdim. Neye güldüysem, en az o kadarını yaptırıyor ya şu hayat bana, bazen ben de dumur oluyorum.)

4.Defter ve kalemlerime sulanana ciddi bir gıcıklık besliyorum. 8Canımı isteseler vereceklerim de dahil, defter ve kalemlerimi assslaaa paylaşasım gelmiyor, ne yalan söyliim şimdi) ;))

5.Çok uğraşarak yaptığım yemek yada pastayı yemeyene de acayip gıcık oluyorum. İştahla yemeliler, arada sırada da ımmmm, ohhh, harikaaa filan demeliler. Öyle diyene daha bi çok yemek pişiriyorum, daha çok misafirliğe çağırıyorum, o kadar da psikoyum yane ;))

(Notiş: Seyehat sebebiyle önceden önceden yayınlıyorum, her seferinde de yazıyom ki, ilk defa gelip okuyanı da takvim bunalımına sokmayayım ;))   )

Kız bak ama, her ne kadar arızaysam da şunun gibi olmadığıma da bi sefiniyom bi sefiniyom ki sorma. Daaa ne manyaklar var, benimkiler ne ki? ;)))


Meydan Okuma 8.Gün

8.Günün sorusu: Kolaya kaçıyorum yazıyı sen yazmak zorunda değilsin.Bırak da bizim için seçtiğin 3 alıntıyı okuyalım bugün.




(Notiş: Seyahat dolayısıyla erken yayınladım, anaaaa diyip şaşırmayın ;))   )

Meydan Okuma 7.gün

7.Günün sorusu: En çok neyi özlüyorsun bu hayatta, düşündün mü?

Çok zor oldu bu soru.
Çok özleyip, yazamayacaklarım var. Yazmaya dayanamayacaklarım.

"Çocukluğumu" dersem en en en çok özlediğimi söylemiş olurum diye düşündüm.
Çok güzel bir ailede, sevgiyle büyüdüm. Küçücükkenden beri hep bir birey muamelesi gördüm. İki harika kardeşe sahibim. Birlikte çok da fazla vakit geçiremedik aslında hayatın tümüne bakıldığında. Ama özlemle andığım, harika yıllardı. Sokak çoğucuğuydum ben. Ödevlerim biter bitmez sokağa fırlar, genellikle oğlanlarla oynardım. Çok nadirdir öyle evcilik filan oynadığım. Çok özlüyorum o günleri.
Üniversite yıllarımı da özlediğimi fark ediyorum ara sıra. Ekmek elden su göldenlerin son yılları olarak ;)) Ders çalışmaktan hariç başka bir sorumluluğun olmadığı, şunu mu giysem, bunu mu taksam, şuraya mı gitsemlerin günü oluşturduğu o günler de eşsizdi.
Son zamanlarda ise kızımcığımlarımın bebeklik hallerini çok özlemeye başladım. Her yeni bebek gördüğümde "Allah'ımmm benimkiler de mi bu kadarcıktı yaa?" derken buluyorum kendimi.
Sonuçta özlemler sevgiye dair. Özlemleri çok olan insanların, sevgi dolu olduklarını düşünürüm hep. Evet evet kesin, özlemek de sevgiye dair, bana göre. Ve en güzeli ılıcıcık sevgiyle sevmek her şeyi. Örselemeden, zarar vermeden, bıkmadan, bıktırtmadan, ölçülü, samimi, yormadan, yorulmadan, özgürce.

Küçük oğlumcuğuma örmeye çalıştığım Pj mask çizgi filmindeki catboy şöyle oldu. Anacım ben ustası değilim bu işlerin. Örnek yok, sayı mayı yok. Resme bak, benzetmeye çalış filan. Haa bu arada amigurumi örecekseniz, sakın siz o çok bilmişlere ;)) inanıp % 100 cotton ip almayın. İp ip ayrılıp duruyor, çok zorluyor. Bileydim % 50 cottonlu bişiy alırıdım ;)) Neyse işte gece yarılarına kadar örüp, akşamlara kadar söke öre yaptım madem o ipi aldık diye ;))



Bi de kızımcığımlarıma hazırladığım pasta/yemek tarif defterine ördüğüm kılıfı diktim, geçirdim deftere. Neşeli olsun mutfakları diye düşünmüştüm.



Sabah çok erken yolculuk var. Dün kızımcığım telefonuma yüklemeye çalıştı ama ben halâ becerebilir miyimden ziyade, artık pek de takâti kalmayan telefoncuğum bu işi kıvırır mı emin olamıyorum. Görevimi bir şekilde yerine getirmeye çalışacağım. Epeyce soruyu cevapladım, hazır bekliyor. Günün getirdiklerinden de resim koyar mıyım imkân olursa diye bekliyorum, bakalım. Dediğim gibi sizlerin hepsini te ker te ker okuyacağım ama zamanında olmazsa beni unutmayın anacım.
Öbüyom hebinizi...

6 Şubat 2019 Çarşamba

Meydan Okuma 6.gün

6.Günün sorusu: Bugün liste günü, şöyle bir düşün, tekrar tekrar dinlemekten vazgeçmediğin 7 şarkılık bir liste hazırla.

Hemen spotify listeme bakıyorum, veeee

1. Fragile/ Sting
2.Suzanne Vega/Luka
3.Ahmet Kya/Kum gibi
4.Manuş Baba/Eteği Belinde
5.Mehmet Erdem/Hara
6.Timuçin Esen/İtirazım var
7.Anlamazdın/Ayla Dikmen

Bu arada.
Aniden ortaya çıktı, memlekete gideceğim. Annemlerde internet yok. Ve ben telefondan bloğa giriş işini beceremiyorum. Meydan okumaya söz de verdiğim için biraz önden gidip bugün birkaç günün sorusunu birden, dönünce de kaldığım yerden devamını yayınlayacağım. Döner dönmez hepinizin yazdıklarını okuyacağım, zamanında yorum yapamayacağım için lütfen kusura bakmayın olur mu?

5 Şubat 2019 Salı

Meydan Okuma 5.gün

Meydana okumanın oldukça keyifli geçiyor olmasına seviniyorum.
Bugünkü görev için hazırım;

Soru 5: Sana ilham veren şeylerden bahset, belki başkasına da ilham kaynağı olur.
Valla bu, kendiliğinden ve beklenmeyen anda olan her bir şeyi içeriyor. Yıllar önce yine bir blogdaşım (Lalenin bahçesi) harikulade bir kupada bir çay resmi koymuştu mesela, üzerinde de minik gonca gül kurusu vardı. Görüntü o kadar etkiledi ki beni, hemen gidip aynı çaydan aldım ve o günden beri evden eksik etmedim. Her güllü çay içişimde de onu hatırlamaya devam ettim, bu çok hoş bir duyguydu. Sonra Ezgi geçen sonbahar, mevsimi anlatan renkteki iplerle harika fotoğraflar paylaşıyordu ve ben o renklere yeniden aşık oldum. Şimdi ne zaman yüncüme gitsem orenklerle yeni bir ip var mı mutlaka bakıyor ve hep Ezgi'yi hatırlıyor, gülümsüyorum. Yerdeki sararıp düşen bir çınar yaprağından yola çıkıp, o renk için birini hatırlamayı çok ilham verici buluyorum. Deryacığım var, yıllardır ilham alırım, her şeyinden. Bir yemek paylaşımı görüyorum mesela burada, ilham alıyor, öğreniyor, merak ediyor oluyorum ki, hemen deniyorum.
Bloglardan aldığım ilham dışında, en çok ilham aldığım şey doğanın kendisi. Mevsimine göre renginin kimi yerleri değişen bir ağaçtaki tonlamalar bana, yeni öreceğim bir kazak için ilham verir. Ektiğim minicik bir tohumun gayretlice büyümeye, üretmeye çalışması da.  Uğraşılan, emek verilen, güzelleştirilen, renklendirilen bir bahçeye bakmaktan da ilham alırım hep. Kısacası, kendi çapımda üretken olmaya çalışmamın tek sebebi doğayı örnek almak sanırım. Özel çocuğu olan bir annenin sabrı, "rastgele" diye sabırla, sabahın köründe kayığına binen balıkçı, bitkiler daha da canlansın, gençleşsin, yenilensin diye yapılan bir budama işinden, oysa yanlış budanırsa ölen bitkiden aldığım ilham aynı zamanda hayata dair de kıymet taşır etkilemekten öte.
Takip ettiğim bir yabancı bloğun sahibesi, haftalardır muson yağmurlarının etkisi altında, gecelerce uyumayarak 3 pompayla evdeki, bahçedeki suyu boşalttıklarından bahsediyor. Townsville'de yaşıyor. Günlerdir sürekli sel baskınına maruz kalmakla birlikte yazdığı bir cümle var. Özetle, "çok yorgunuz ama şu anda özellikle çok gülmeyi, birbirimize şakalar yapmayı, iyi şeyler düşünmeyi, Tanrı'ya sonuna kadar güvenmeyi ve bahçedeki kuş besleyicimizi taze tohumla doldurmayı seçtik. Mutluyuz." Mesela bu cümle herhalde hayatımın sonuna kadar bana da ilham verecek. Ne zaman zorda olsam, bu cümleyi tekrarlamayı seçeceğim.
Bir de, yaptığı iş ne olursa olsun onu istikrarla ve keyifle yapan kişilerden ilham alıyorum. Takdir ediyorum. Sadece içsel yapmıyorum, dile de getiriyorum her zaman. Çünkü inanıyorum ki takdir de ilhama dair.

Günün getirdiklerine gelirsem;
İlk ördüğüm bere büyük oldu, sıkısını istermiş kızımcığım, ikinci ördüğüm de hem sayı hem model değiştirdim bu sefer de küçük oldu, üçüncü de hedef tamam, böylece küçük oğlumcuğumla takımları bitmiş oldu.


Bereleri bitirince acil Pijamask'taki catboy örmeye çalışmaya başladım. % 100 cotton ip aldım ama ip ip ayrılıyor gibi oluyor pek de başarılı olamayacak sanırım. Elimde bi şablon olmadığından resimlere bakıp, az daha dar yap, az daha genişlet vs derken ör sök ör sök formunda, sıkıcılaşıyor ama oğlumcuğum çok istedi, gayret ediyorum, bakalım n'olcek.
Öyle işte, öpüyom.






Araya bi mim alalımsı

Sevgili Ruşyena'm mimlemiş. Az vakitte hemen cevaplamalıyım ;)) Ruşyena da blog aleminde tanıyıp çok hayran olduğum, ruhumu serin serin, ılık ılık güzellikler salan bir muhteşem insandır. Kocaman öpüyorum seni canımcım.

Hangisini tercih edersin? Uçabilme yeteneğinin olmasını mı yoksa su altında da nefes alabilmeyi mi? Neden?

;)))Aslında ninem "altı cıvıknan, altı boşa binmeyin yavrıımmm" der dururdu. İlle de bi seçim yapacaksam uçmak derim zira ben suyun üzerinde bile nefes alamıyorum, altını da hiç düşünemeyrum. Uçacaksam da öööyle çook yükseklere uçmazdım herhalde, şöyle her an yere kolaycacık inilebilecek gibi uçardım ;))

Hangisini tercih edersin? Sonsuza dek etrafının kitaplarla çevrili olmasını mı yoksa evcil hayvanlarla mı? Neden?

Küçük kızımcığımın haberi olmasın ama kitap tabi ki ;)) Anacım şimdi o dolu evcil hayvanın beslenmesi, çişi, kakası, temizliği, veterineri vs derken çok yorulurum, en iyisi al battaniyeni, oku kitabını ;))

Hangisini tercih edersin? Geriye kalan hayatının tamamında çay içmeyi mi yoksa kahve içmeyi mi? Neden?

Kahve tercih ederim. Türk kahvesi başta olmak üzere Starbuck'ın filtre kahvesi baştacım olur.

Hangisini tercih edersin? Saçsız, tüysüz (kaşlar ve kirpikler de dahil) olmayı mı yoksa çok kıllı olmayı mı? Neden?

İkisini de istemem, C şıkkı olsa ;)) Yok kesin bilemedim.

Hangisini tercih edersin? Sınırsız döner mi yoksa sınırsız kokoreç mi? Neden?

Güvendiğim bir yerden olmak kaydıyla kokoreç diyebilirim. Saatler boyu ateş karşısında duran dönerde bana hep et koktu, bozuldu, bakteri üretti gibi gelir. Haaa döner böyle gelir de kokoreçte bildiğin _ok torbası diceksen sus! deme ;))

Hangisini tercih edersin? Ölüm saatini bilmeyi mi yoksa nasıl öleceğini bilmeyi mi? (Ölüm tarihini ve ölüm şeklini değiştiremiyorsun.) Neden?

Ayyy hiçbirini. İçim karardı.

Hangisini tercih edersin? 500 yıl gelecekte yaşamayı mı yoksa 500 yıl geçmişte yaşamayı mı? Neden?

;)) Bu mimi kim hazırladı ilk, onu bi tebrik edeyim. Mıh gibi kalıyo insan sorularda ;)) Geçmiş geçmiştir, geleceği merak ederim heralde.

Hangisini tercih edersin? Her yıl yenilenen tek seferlik uluslararası bir uçuş bileti mi yoksa yurt içinde geçerli sınırsız uçak bileti mi? Neden?

Yurt dışı isterim. Yurt içindeki her yere gidemesem de mutlaka her yerden gelmiş bir sürü insan tanıyıp fikir edinebilir, çok istiyorsam kendim de gidebilirim. Bi de yurt dışı bana hep heyecan veriyor. Koskoca dediğimiz dünyanın aslında çok da farklılık içermediğini anlamak gibi. Ama mesela kabile halinde yaşayan yerlere de günübirlik gitmek isterdim. Uçak va mıdır orlara?

Hangisini tercih edersin? Dişsiz olmayı mı yoksa saçsız (kel) olmayı mı? Neden?

Ayyyy, böyle tercih istenir mi ya ama ;)) Dişim olsun ya, saç için bişeyler uydurabiliriz sanırım.

Hangisini tercih edersin, daha çok dinlemeyi mi, konuşmayı mı?

Dinlemeyi.

Sadece blog yazabilmek mi yoksa blog okuyabilmek mi?

Okumak o zaman.

Çok güzel yemek yapıp yemeklerin tadını alamamak mı yoksa yemek yapamayıp yemeklerden tat almak mı?

Tabisi tat almak. Hem yorulmamak da cabası ;))

Yazın sürekli terlemek mi yoksa kışın sürekli üşümek mi?

Terden nefret ederim. Üşürsek çaresi var ama sıcak daha bi çaresiz.

Birden fazla dili başlangıç seviyesinde konuşmak mı yoksa sadece bir dili ileri seviyede konuşmak mı?

Bir lisan bir insan. Varsın başlangıç seviyesi olsun, ben vücut diliyle gerisini hallederim.

Hangisini tercih edersin? Büyük ellere sahip olmayı mı yoksa büyük ayaklar mı? Neden?

Ellerim ufak işlere de yaramalı, ayak büyüklüğü daha mı iyi ne? ;))

Hangisini tercih edersin? Pilav üstü kuru mu yoksa köfte patates mi? Neden?

Tabi ki pilav üstü kuru. Yanında probiyotik turşu isterim ama. Olmazsa olmaz. Olmazsa ben evden getiririm.


Dileyen, okuyan arkadaşlarımın katılmasını çok isterim.
Hepinizi öptüm.

4 Şubat 2019 Pazartesi

Meydan Okuma 4.gün

Meydan okumamızın dördüncü, haftanın en birinci gününden merhabalar. 2. ve 3. gün yazımı bugün yayınlayabildim zira ciddi bir hat problemi yaşıyoruz evde. Onlarca bildirim hiç bi şekilde sonuç vermiyor ama kimsenin de tın dediği yok güzel ülkemde. Neyse,

Soru 4: Hava nasıl olursa olsun, yürüyüşe çık bugün, o gün gözüne ne güzel göründüysebirkaç fotoğraf da çek, anlat bakalım neler oldu?

Bugün, bu görev icabı fotoğraf çektim ama güzel bi makinem yok, gözlerinizden verdiğim ziyan affola. Yine de görev görevdir diyerek en dikkatimi çeken şeyleri çektim.
Evet, doğanın uyanışıydı o dikkatimi çeken şey. Ağaçlar, çiçekler tomur tomur olmuş, başkaldırmaya hazırlanıyor. Doğum yakın ve bu muhteşem bişey...

CYDONIA Japon Bahar Dalı
ANJELİK Erik Ağacı

ERGUVAN

BEGONVİL

YAVRU KAKTÜS ;)
Ayrıca, dün aldığımız iki demet nergisin evi dolduran buram buram kokusu, dikkat çekmeyecek değildi. Keşke o kokuyu gönderebilsem size şimdi buradan ;)


Hepinizi öpüyorum.

Meydan Okuma 3.gün

Hafta sonu yaşadığımız internet hat problemi sebebiyle yazdığım halde yayınlayamadığım 2.gün okuması aşağıda.

Meydan okumaya devam o zaman yine...
Soru 3: Bazı evlerde hep pişen bir yemek vardır. Pişirmekten vazgeçmediğin bir tarifi bizimle paylaşır mısın?
Ne dimek ;)))
Çökertme Kebabı efenim.
1- Patatesleri, rondonun en iri rende aparatı ile rendele, kararmasın diye suya koy.
2- Kızgın yağda, avucunla iyice sıkıp, kağıt havlu ile kuruladığın patatesleri kızart, yine altına kağıt havlu serdiğin tabağa al.


3- Üzerine sevdiğin sarımsaklı yoğurt ilave et.


4- İnce dilimlenerek jülyen doğranmış, soğan ve domates sosla kavrulmuş, en sevdiğin baharatlarla şenlendirilmiş etleri, yoğurdun üzerine ekle. Et olarak kuzu yada bonfile olursa, ayrıca eti yüksek harlı ateşte mühürleyerek pişirmeye başlarsanız, tuzunu da en son atarsanız pamuk gibi olur, bilirsiniz.


Yemeğin orijinali budur. Aaaaa patatesler kızarmı ama sağlıksızzz filan diyorsanız denemeyin, bozmayın güzelim tarifi derim. ;)) Hem, bol yağda kaçarola bir tavada kızgın yağa atarsanız zaten az yağ çeker, onu da alıverirsiniz kağıt havluya, kalan yağı da orda gider, al sana mis gibi sağlıklı olur.

Bugünlük bu kaa olsun ;))

Meydan Okuma 2.gün

Hafta sonu yaşadığımız internet hat problemi sebebiyle yazdığım halde yayınlayamadığım 2.gün okuması aşağıda.
Meydan okuma 2. gün.
Soru 2: Düşün ki bugün doğum günün, sana ne alınsa mutlu olursun? Şöyle güzel bir hediye listesi yapsana kendine.

Ayyyy en sevdiğimmm, yapmaz mıyım hiç?

1- El emeği, göz nuru üretilen her şey. Ama seçiciyim. Doğala yakın. Kumaşsa naylon içerikli asla olmaz mesela; pamuk, keten, ipek tercih ederim.
2- 3 parfümle yıllardır aşk yaşıyorum. Deli gibi seviniyorum onlara sahip oldukça. Bunlar yoksa, başka da hiç bir şey kullanmam.




3- Kalem. Deliler, çılgınlar gibi kalem alırım yıllardır. Büyük kızımcığım beni de geçti artık. Üretilip almadığımız 0,7 uçlu kalem var mı, yoktur. Birçok kırtasiyede bizim ki kadar zengin kalem yok mesela. Büyük kırtasiyeler de dahil. Gerekirse yemem, içmem, para biriktiririm. Lamy en favori markam. Ayyyy bak bi de bu. Faber Castel sanat-grafik kalem seti. Bunun uçlu ve tükenmez kalemli olanı da var. Ölürüm. İyi bir jübile olabilirdi bu sevdaya dair.




4- Pırlanta.Önce yüzük. Sonra küpe, sonra kolye. Mümkünse iri taş. Safir bazen. Vardı epeyce ama hırsızlar benden çok sevdi. Aklıma geldikçe ağlayasım geliyor.
5- Çanta ve ayakkabı. Suni deri asla olmaz. Hakiki deri, keten, bez, örgü olabilir.
6- Pilgrim Pandora, So Chic takılar
7- Süsleme, takı vs yapmak için boncuklar, pullar, aksesuarlar. Plastik asla. Cam, swarovski, yarı değerli taşlar, cam oya boncukları, plastik olmayan eski oya pulları vs. bayılırım.
8- Rengarenk yünler, ipler. Deli gibi sevinirim. Bir yün mağazasında en az 2 saat geçirebilme kapasitesine sahibim.
9- Defter. Yıllardır alıp, güzelliklerinden kullanmaya kıyamadığım kadar defterim var. Bucak bucak saklarım, kimseler görmesin, istemesin diye.
10- Fotoğraf makinesi. Pixpro. Küçük ama muazzam kalitede fotoğraf çekiyor olmalı. Çantamda her zaman taşınabilmeli. Bazen blogda gözlerinize eziyet ettiğimi düşünüyorum bu yüzden.
11- Eski zamanlardan kalmış el işleri. Onların yeniden değerlendirilmişleri.
12- Saat. İflah olmaz bi merakım var. Gucci en sevdiğim. Son zamanlarda şuna takığım;


Ya sanırım "en" lerimin listesi bu kadar ;))


1 Şubat 2019 Cuma

Meydan Okuma 1.gün

Heyecanla başlayalım o zaman Ezgiciğimciğimin meydan okumasına.
Soru 1: Anlat bakalım bu meydan okumaya başlamayı neden kabul ettin?

Ihım ıhımmm. (Yazar burada nefes açar)
Blog dünyasına 2008 Haziran'da katıldım. Arada hiç yazmadığım zamanlar oldu çünkü aşırı yoğun çalışırken ve gurbet elde çocuk büyütürken, bir türlü zaman yakalayamamıştım. Ama neticede 11 yıla yaklaşan bir blogculuk da var yani serde.
Hayatımda en gıpta ettiğim yetenek istikrar. Düzenli ve sürekli, yenilenebilir, sürdürülebilir her şeyin zekâ koktuğuna inanırım. Geçen yıl da Sevgili Mari'nin 30 günlük, o gün ne yaptığımızı, ne yaşadığımızı anlattığımız benzer bir şalanjına katılmış, istikrardan, tuttuğum kayıtlardan sonraları baktığımda da çok keyif almış, yeni arkadaşlar tanımış, yeni fikirler öğrenmiştim. Yenilemek istedim.
Diğer yandan, blog benim hayatımda hep özel oldu. Burada, içimdeki yazma aşkını, paylaşma aşkını devam ettirebildim zaman bulduğum ölçüde. Harika dostlar tanıdım burada. Onlardan ilham aldım. Bazılarıyla yüz yüze tanıştım, muazzam buluşmalar oldu. Kim bilir belki bu meydan okumaya katılanlar arasında da frekanslarımızın tuttuğu, mutlulukla hayatıma katacağım yeni insanlar tanıyacağım. Bu harika bir duygu.
Ve tabi Ezgi. Onun her yaptığı, ruhuma iyi geliyor. Sürekli üretkenliğine, sanatçı ruhuna, fikirlerine, renklerine bayılıyorum. Hem bi de Derya ile planlamışlar. O da benim için çok özel. İlham kaynağım yıllardır. İkisinin yüreğinin bir arada olduğu yere katılmaz olur muydum hiç? Sizi seviyorum güzel dostlarım.
Sanırım anlatabildim.

Gelelim günün kaydına. Evet, genellikle yazdıklarım, bir önceki günün biriktirdikleri oluyor. Yazılarımı genellikle öğle araları yada çay molalarında yazıyorum acelece. Niye bunu belirtme gereği duydum bilmiyorum şu an ama yazdım işte. ;))
Kot değerlendirme yelek tamamdır.
Dün giydim. Son kararımdır, son hali budur.


Elimdeki işler bitince bir de yazlık versiyon yapmak istiyorum hatta, o kaaa sevdim yani ;))
Kızımın beresi de yol almakta.


Bugünün aziz cuma olmasına ayrı bir seviniyorum, şükür sonunda kızımcığıma kavuşacağım inşallah.
Hadi öptüm.