Ahşap boyama malzemesi satan bir yerden takı koymak için bir bölmeli kutu aldım ve üzerini mozayık deseni çizdim.
Kullandığım malzemelerin çoğu Cadence marka.
Mozayıkların kenar konturlarını yapmak için sitelerde değişik malzemeler önerildiğinden ve o malzemeler burada bulunmadaığından "saldım çayıra mevlam kayıra" diyerekten bu iş için antik altın rengi boyutlu boncuk boya kullandım. Yani şunu;
Mozayık deseni haricinde kalan yerleri akrilik mocca ile boyadım (hoş boyadım boyamasına da ben onun üstüne ne bulursam ordan burdan da ilave ettim ;-) )
;-))
Sıra geldi mozayıkların içini boyamaya. Zeynep kızımın rehberliğinde (ki bu işi o benden önce bir çerçeve süsleyerek yapmıştı) sulu boya ile her bir küçük kareyi ayrı renge boyadım. Çorba yaptım renkleri ve bir sürü renk elde ettim böylece.
Hemencecik kuruyan renklerin üzerlerine boyutlu cam etkisi yaratmak için bizim tercihimiz (başka seçenekte yoktu ya zaten) 100 kat vernik oldu. Herbir kareye tikatinen damlattım.
100 kat vernik, boyut oluşturduğu için ve de yapısı gereği zor kuruyan bir malzeme. Fakat sonuç mükemmel. Parçik parçik parlayan cam koymuşuz gibi oldu. Çok yakından bakılmazsa cam olduğunu söylememek i m k â n s ı z ;-)
Hemen belirtmeliyim ki;
Hiçbir kursa gitmişliğim yok.
Ne normal boyama ne de ahşap boyama vesaire. Tamamen amatör bir çalışmadır kendisi ve ondan sebep yaptığımdan beri eve her girdiğimde gözümün önüne getirdiğimden; henüz takılarla buluşamadı.
Ve evet, son iki şey daha...
1- Ne olursa olsun hiç fark etmez; severek yapılan her şeyin kıymeti aslında pahasız...
2- Bilmiyorum demek bence sadece "bilmemeyi tercih ediyorum" demekten daha öte değil. Yeter ki istesin insan. Mozayık maceramızın ana teması da buydu zaten ;-)
(Bu gibi etkinliklerle kızlarımın artık çoğu şey için "bilmiyorum" deme şansları kalmıyor. Öğrendiler ki, "isterlerse yapabilirler; her şeyi")