suluboya çalışmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suluboya çalışmaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2012 Pazartesi

Etamindi, kanaviçeydi, sulu boyaydı, vesaire

Sıkkın bir hafta sonundan ve binler tane gözyaşından sonra şimdi artık iyiyim. (Hoş zaten başka çarem de yok)
Bilmem ki belki de olması gereken gerçekten, insanları önce düşman görmek gerekir. Tanıdıkça düşman hanesindeki bir sıfırı silersin ve hiiiç üzmezsin kendini.
Öyle ya; her yerde insan her olayda insanlık aramanın alemi de yoktur belki.
Neyse, bugüne kadar sayısını unuttuğum kadar üzüldüm ben.
En en en masum, en saf, en güzel duygularımla yeni mi oynandı ki sanki!

Dostoyevski de çekmiştir belki  acı da onun için, "aslında insanı en çok acıtan şey; hayal kırıkları değil. Yaşanması mümkünken, yaşayamadığı mutluluklardır" demiştir...
Ya da belki de ve hakikaten üstat V.Hugo'nun dediği gibi; "telafisi olmayan şeylerin izahı da gereksizdir" artık.

Biz n'apıyoruz? Pek tabi ki dönüyoruz nakışa, dikişe, yemeğe, etamine.
Hiç değilse aniden çıkıp gitmiyorlar hayatınızdan. Her biri, hatıraları biriktirmek için varlar, silip gitmek için değil.

Belki çiçekler uçururum,


Belki de kelebekler...


 (Kaynak için tık)

Belki papatyalar boyarım burada gördüğüm gibi, boynunu bükmüşleri de es geçmeden sulu boyayla,


Belki de balonlar uçururum mutluluktan...


Ez cümle, iyi ki artık iyiyim ;-)
Balonları uçurdum.
Duygularımla...