gazozuna iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazozuna iyilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Nisan 2011 Salı

Bedri Baykam'dan Ecehan'a

Bedri Baykam'ı sever miyim? Pek de değil doğrusu.
Bana kavgacı, herşeye muhalefet, negatif ve kendini beğenmiş gelir her zaman.
Ama hani belki de insan altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de sergi açabildiyse, bu inatçı ve kavgacı yaradılışının da payı vardır herhalde.
Bi de tabi, bildiğim kadarıyla ailesi zengin ve paranın sınırsız, harika imkânıyla büyümüş bir harika çocukmuş.
Zaman zaman bu tip insanlar zekâlarının zoruyla mıdır nedir uçuk kaçık işler de yaparlar, sanat diye spermli mendil sergisi dahi açarlar, bizler öööle bakakalırız.
Dün uğradığı bıçaklı saldırıya çok üzüldüm.
Ne yani, İstanbul Teksas mı?
Gerizekalının biri "gıcığına gidiyormuş diye" bir insanı güpegündüz bıçaklayabilir mi?
Gerizekalının hangi sınıfa girenleri yaralı bir adamı hastaneye bir an önce yetiştirmek için uğraşmaz?
Filan filan filan.
Sene 94 mü 95 mi bilmem.
Konacıkta eski püskü ama tertemiz Kartal aracımla bir iş görüşmesine gidiyorum.
Bir baktım önümdeki araç devrildi ve aynı anda araçtan kanlar akmaya başladı.
O zaman Bodrum'da sağlık ocağı kılıklı bir devlet hastanesi var.
Hepimizde cep telefonu olmadığı yıllar.
Esnaftan birileri ambulans çağırmaya uğraşıyor ama nafile.
Zaman geçiyor, kanlar akıyor, adam öldü sanıyoruz.
Ordan geçen bir doktor bişeyler yapıyor ilkyardım adına, bekleşiyoruz.
"Şu Kartal kimin? Hemen onunla hastaneye götürün hastayıııı!" diye bağırıyor, onlarca insan şahit.
Ben korkudan tir tir titreyerek cılızca "ben" diyebildiğimi hatırlıyorum.
Yardımla adamı araca yerleştiriyoruz (şimdi düşününce ya taşırken bişey olsaydı ne bilinçsizlik falan dediğimde oluyor ama hakkaten bekleyecek zaman bitmişti de doktorun söylemesine göre)
Ben, nasıl gittiğime dair bişey hatırlamıyorum ama ulaştık hastaneye.
Bi beş dakika geçti mi geçmedi mi bilmem, dört polis "bizimle geleceksin" dedi bana.
Ondan sonrasını tahmin edebiliyorsunuzdur.
Yemin etmiştim aylarca gidip aynı şeyi anlatınca, "bir daha bir yaralıyı hastaneye götürmek mi, illallah" diye.
Götürdüğüm kişi de ünlü bir müzik adamının(Demir Demirkan) babası çıkmaz mı? Adamcağız büssürü kişiden duyunca ne yapıp etmiş bana telefon etti, doktorlar son anda müdahale ettiklerini, eğer birkaç dakika daha gelemeseydi hastaneye ölecek olduğunu söylemişlerdi ve nasıl teşekkürler ediyordu bana inanamazsınız.
Buna rağmen; ben haftada 3 kez Emniyet'e çağrıldım ve herhalde toplamda bi 20-30 kez aynı şeyi değişik adamlara anlattım.
Kendimi suçlu mu hissedeyim, insan mı hissedeyim bilemeden her gidişimde sinirim bozulur ağlardım saatlerce, çok yıprandığımı hatırlıyorum.
En güzel soru hep şuydu; "Neden aracına aldın? Neden başkası değil de sen aldın?

Hani yaralı halde koştuuruyordu da Baykam kimse oralı olmuyordu ya, aklıma geldi birden.