Artık nerdeyse eminim ki bu “son” da olmayacak.
İçimdeki yüreği taşıyıp atmadıkça, dünyada insanca yaşamanın büyüklüğüne bu kadar inanmaya devam ettikçe ben; kesinlikle biliyorum ki bu “son” olmayacak.
Daha önce sarmaşıkların üstüne düşmüştüm, şimdi de bir su nilüferinin.
İstedim ki nilüferim, ne kadar azgın sulara girerse girsin; yine de naifçe yüzmeye devam etsin, huzur bulsun dalgalar olsa bile hışırtısından.
İstedim ki nilüferi incitecek tüm dikenler törpülensin.
İstedim ki nilüfer yapayalnız değil bu hayatta, dostları var ve bu bilinsin.
İstedim ki hoyrat eller, hiçbir şekilde uzanamasın ona.
Diledim ki, her çiçek hak ettiği güzellikte değer görsün, hırpalanmasın, koparılmasın, kokmasına, çağlamasına hatta tomurcuklanmasına izin verilsin.Belki bir miktar daha saf su ilave etmeye çalıştım ırmağa kendi gönlümce.
Sandım ki, berraklık ne kadar fazla olursa yoklar varolur, varoluş mutlu kılar nilüferimi.
Gönlümün yetmediği noktalarda, başka gönüldeşlerden da yürek istedim bu yüzden.
Verdiler onlar da.
Ama ırmak kabul etmedi yüreğimi/zi.
O, henüz açmaya çalışan sakin nilüfer birdenbire kendini sanki sal kayıklarının arasında buldu ve her ne kadar inkâr etse de hırpalandı.
Şimdi hırpalanmadığına inanmaya, inandırmaya çalışıyor; üzülüyor, üzülmemiş gibi yapıyor.
“Telâfisi var mı bu kırılmışlığının?” diye gönlümü arıyor.
Nilüferim bilmiyor ki, kırılmışlığımın sebebi kendisinin kırılmışlığı.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; gözlerinin doluluğu, buğulu sesi, incinmişliği beni yıkan.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; benim için güven bekâret gibi ve sadece bir kez kaybediliyor.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; 48 saat öncesinin herhangi bir şekilde telâfisi benim lügatimde yazmıyor.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; her telâfi çabası diye hissettiğim hiçbir şeyinin içinde ol/a/mayacağım.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; benim için hayatta birçok kere yapabildiğin birçok şeyin telâfisi her zaman mümkündür. Ama bu öyle değildi. Benim için, hayatta “ilk ve son olsun” niyetiyle yapmaya kalkıştığın ulvî şeyler hata kaldırmaz.
Hele de ben, bu hatanın öbür yarısı olmam.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki, herşeyi "yalan" kabul ederse bu dünyada kendisine de kimse "gerçek" diye bakmayacak.
Bilmiyor ve bilmeyecek ki; bundan sonra mutlu olduğunu sadece ve sadece gözlerine bakarak anlayacağım, tek bir söz etmeden.
Muhtemelen 48 saat önce, çok iyi dost olabileceğime inandığım bir arkadaşımı manen kaybettim.
Ağlasam sesim duyulmasın istiyorum mısralarımda ve kimse dokunamasın istiyorum gözyaşlarıma elleriyle.
Hem de hiç istemeyerek,
Hem de hiç istenmediğini bilerek.
Bir nokta daha…
