80'li yıllarda ortaokul öğrencisi olanlar bilirler, ev ekonomisi adlı bir dersimiz vardı.
Temel dikiş çeşitlerini orada öğrenmiştim.
Hepimizin yukardaki tekniklerle hazırladığımız örnek bezimiz vardı. Beyaz patiskaya renkli dantel yumaklarıyla işletmişti öğretmenimiz.
Zıbın takımı, gecelik, pijama, oyun önlüğü bile dikmiştim elde. Zıbın takımının tüm dikişlerini, bebeğin hiçbir yerini acıtmaması için ipek iplikle diktirmişti annem, sonra da üstüne ördekli bir nakış işlemiştim. Yıllar içinde kendi çocuklarıma bir şeyler dikerken bunu hiç unutmadım ve hep ipek iplik kullandım.
Etaminden buzdolabı örtüsü, çin iğnesi peçete takımı, dantel uç danteli, zürafa çekmece (iğne oyasının ilk başlangıcı), boncuk oyası vs neler yapmamıştık ki!
Bütün bunları yaptığımda -ki şimdiye bakınca hayret etmiyor değilim- 10-13 yaş arasındaydım.
Birçok kişinin zoruna giden bu derse ben bayılırdım. Hatta yeni başladığımız bir işi ben öteki haftaya tamamlanmış getirdiğimde "hıııııı, annene mi yaptırdın kız bunu!" şeklindeki suçlamalara maruz kalmışlıklarım çoğalınca, öğretmenimiz benim işlerimi dolaba kilitler eve götürmeme izin vermezdi. Kızardım kendisine. Öğretmenimize göre hem derslerde çok başarılı olunup hem de maharetli ve el işlerine bu kadar istekli olunamazdı çünkü.
O yıllarda çoraplarımız yırtılınca atmazdık hemen, dikerdik. Diktiğimiz yerden bir daha yırtılırsa eh o zaman belki atardık. Neredeyse her kız öğrencinin yanında dikiş ipliği ve iğnesi olurdu mutlaka. Üniversiteyi kazanıp yurda yerleşeceğim vakit kıymetli bir dikiş malzemesi kutum beraberimdeydi mesela. Ne günlermiş ;-)
Ayak kısmı eskiyen yünlü külotlu çoraplarımı diz üstü hizasında kesip, kışın pazen pijamamın altına giymişliğim çoktur mesela. Üstelik annemin tembihiyle felan da değil, tamamen benim atmaya kıyamama huyumdan.
Annem kendi mantosunu yenileyeceği zaman, bir öncekini küçültür, aplikelerle, örgülerle vs süsleyip bana harikulade mantolar, pelerinler dikerdi de kendimi pamuk prenses zannederdim. Kumaşlar kaşmir, woolmark marka halis mulis yünlü olduğundan yıllara meydan okurdu resmen.
Annemin Singer dikiş makinesi vardı ama "her genç kızın rüyası Zetina Dikiş Makinası" idi o aralar ;-)
Uzun yıllardır sanırım ev ekonomisi dersi kalktı.
Şimdi kızlarımız ne yırtık dikebiliyor, ne de düğme. Ne dantel ilgilerini çekiyor ne de dikiş-nakış vs.
Ne elleri, ne de yürekleri böyle heyecanlar duymuyor, onlar için çok üzülüyorum.
Hayatın hepsi dersler, sınavlar ve başarı üstüne kurulu değil oysa.
Halis mulis pamuklu -eski Sümerbank basmaları gibi- basmadan elbise dikmek gibi hayalleri yok artık çocuklarımızın. Onlar mümkünse bu zamanlarını IPadleriyle, IPhonelarıyla geçirmek istiyorlar.
"Düğme bile dikemez o" derlerdi eskiden, "kendi söküğünü kendisi dikemez onun" derlerdi, son derece beceriksiz, hanım hanımcık olmayan, bundan bi halt olmaz anlamında. (Diktik de madalya mı taktılar demeyin taaam mı?)
Çeşitli el işlerini yapabiliyor olmamı ortaokul yıllarında aldığımız bu dersle çok alakalı buluyorum. Ne güzel elimizden pekçok iş gelir, kendimizi üreterek oyalanabilir hale getirmişiz yani aslında çok şanslıymışız.
Çok önemsiz bir konu gibi görünüyor belki ama şu sıralar şiddetle ve sık sık eski eğitim ve öğretim müfredatının çooook çoooook daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Ev ekonomisi dersinin yeniden müfredata alınmasını yürekten istiyorum.
(Resimler netten alınma)
Temel dikiş çeşitlerini orada öğrenmiştim.
Hepimizin yukardaki tekniklerle hazırladığımız örnek bezimiz vardı. Beyaz patiskaya renkli dantel yumaklarıyla işletmişti öğretmenimiz.
Zıbın takımı, gecelik, pijama, oyun önlüğü bile dikmiştim elde. Zıbın takımının tüm dikişlerini, bebeğin hiçbir yerini acıtmaması için ipek iplikle diktirmişti annem, sonra da üstüne ördekli bir nakış işlemiştim. Yıllar içinde kendi çocuklarıma bir şeyler dikerken bunu hiç unutmadım ve hep ipek iplik kullandım.
Etaminden buzdolabı örtüsü, çin iğnesi peçete takımı, dantel uç danteli, zürafa çekmece (iğne oyasının ilk başlangıcı), boncuk oyası vs neler yapmamıştık ki!
Bütün bunları yaptığımda -ki şimdiye bakınca hayret etmiyor değilim- 10-13 yaş arasındaydım.
Birçok kişinin zoruna giden bu derse ben bayılırdım. Hatta yeni başladığımız bir işi ben öteki haftaya tamamlanmış getirdiğimde "hıııııı, annene mi yaptırdın kız bunu!" şeklindeki suçlamalara maruz kalmışlıklarım çoğalınca, öğretmenimiz benim işlerimi dolaba kilitler eve götürmeme izin vermezdi. Kızardım kendisine. Öğretmenimize göre hem derslerde çok başarılı olunup hem de maharetli ve el işlerine bu kadar istekli olunamazdı çünkü.
O yıllarda çoraplarımız yırtılınca atmazdık hemen, dikerdik. Diktiğimiz yerden bir daha yırtılırsa eh o zaman belki atardık. Neredeyse her kız öğrencinin yanında dikiş ipliği ve iğnesi olurdu mutlaka. Üniversiteyi kazanıp yurda yerleşeceğim vakit kıymetli bir dikiş malzemesi kutum beraberimdeydi mesela. Ne günlermiş ;-)
Ayak kısmı eskiyen yünlü külotlu çoraplarımı diz üstü hizasında kesip, kışın pazen pijamamın altına giymişliğim çoktur mesela. Üstelik annemin tembihiyle felan da değil, tamamen benim atmaya kıyamama huyumdan.
Annem kendi mantosunu yenileyeceği zaman, bir öncekini küçültür, aplikelerle, örgülerle vs süsleyip bana harikulade mantolar, pelerinler dikerdi de kendimi pamuk prenses zannederdim. Kumaşlar kaşmir, woolmark marka halis mulis yünlü olduğundan yıllara meydan okurdu resmen.
Annemin Singer dikiş makinesi vardı ama "her genç kızın rüyası Zetina Dikiş Makinası" idi o aralar ;-)
Uzun yıllardır sanırım ev ekonomisi dersi kalktı.
Şimdi kızlarımız ne yırtık dikebiliyor, ne de düğme. Ne dantel ilgilerini çekiyor ne de dikiş-nakış vs.
Ne elleri, ne de yürekleri böyle heyecanlar duymuyor, onlar için çok üzülüyorum.
Hayatın hepsi dersler, sınavlar ve başarı üstüne kurulu değil oysa.
Halis mulis pamuklu -eski Sümerbank basmaları gibi- basmadan elbise dikmek gibi hayalleri yok artık çocuklarımızın. Onlar mümkünse bu zamanlarını IPadleriyle, IPhonelarıyla geçirmek istiyorlar.
"Düğme bile dikemez o" derlerdi eskiden, "kendi söküğünü kendisi dikemez onun" derlerdi, son derece beceriksiz, hanım hanımcık olmayan, bundan bi halt olmaz anlamında. (Diktik de madalya mı taktılar demeyin taaam mı?)
Çeşitli el işlerini yapabiliyor olmamı ortaokul yıllarında aldığımız bu dersle çok alakalı buluyorum. Ne güzel elimizden pekçok iş gelir, kendimizi üreterek oyalanabilir hale getirmişiz yani aslında çok şanslıymışız.
Çok önemsiz bir konu gibi görünüyor belki ama şu sıralar şiddetle ve sık sık eski eğitim ve öğretim müfredatının çooook çoooook daha iyi olduğunu düşünüyorum.
Ev ekonomisi dersinin yeniden müfredata alınmasını yürekten istiyorum.
(Resimler netten alınma)







