28 Şubat 2010 Pazar

DUA

Hayatta beni en çok hayal kırıklılığına uğratanlar; pek tabi ki, en yakın hissetmeye çalıştıklarımdı.

Ve fakat son zamanlarda öyle çok kırıklık yaşıyorum ki;

İstemesem de;

Özlemesem de,
Galiba dünyada “adam gibi adam” kalmışların istisna sayılacak kadar gerçekten çok az sayıda olduğuna inanmaya başlıyorum.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Kimi zaman hayal kırıklığı;
Kimi zaman doğru yolu buluş,
Kimi zaman günaydın…
Eğer öyleyse gerçekten;
Hadi beni geç; anamda mı, babamda mı, atalarımda mı yanlış bir hayat sürdü?
“İnsan olmanın, insana güvenmekten geçtiği” koca bir yalan mı?
Rabbim, her zamankinden daha fazla yanımda ol.
Bana, -bu zaman kadar öğrettiğin gibi- cami avlusundaki iki mısır tanesi için aç olmamayı hiç öğretmediğin kadar daha fazla öğret.
Ne kadar acırsa acısın canım, razıyım…
Yalvarırım beni; namussuzlardan uzak eyle.
Ben namuslu ama fakir hayatıma devam edeyim…

Ya öyle değilse!

Başaramazsın sen!
Soru sormana gerek yok!
Biz, biliriz herşeyi!

Tamam da;

Ya ben daha iyisini başarırsam;
Sorduğum sorular kuyu kazsa da üstelik?
Ya ben daha iyisini biliyorsam?

Yukarda Tanrı yok mu sanırsın ey kul?
Halbuki ben; bir tek ona biat ederim...

18 Şubat 2010 Perşembe

Allah muhafaza, amanın...

Amanın ne seviniyorum(!) bilemezsiniz.
Allah muhafaza,
İyiki de "ordumuz başımızın tacı",
İyiki de "hukuk gözbebeğimiz".
Düşünsenize bir de olmasa ne hale gelirdik?
Allah muhafaza...

14 Şubat 2010 Pazar

Madem sevgililer günü;

Ey sevgili,

Yoksun!
Sesini duymak yok,
Gülüşünü görmek yok,
Dalga geçişini duymak yok,
Gözyaşlarını görmek yok,
Yoksun!

Ama aynı anda,

Varsın!
Sesin kulaklarımda,
Gülüşün gözlerimde saklı,
Dalga geçişlerine hâlâ gülebiliyorum,
Gözyaşların bazen yanağıma bile süzülüyor.
Varsın!

Madem sevgililer günü, bugün de sen misin kutlanması gereken yoksa ben mi?
Sen mi başardın sevgili olmayı, yokluğunda bile ben mi?
Bilirim kutlamaları sevmezsin,
Bilirim kutladığın ben değilim...

Ey Sevgili,
Ya varsın ya yoksun bilemem,
Ey aşk,
İyi ki varsın...
Ey blog, kutlu olsun...

13 Şubat 2010 Cumartesi

Kazanmak mı, kaybetmek mi?

Cok istediginiz bir odul. Cok cabaladiniz herseyinizi bu odul icin harcadiniz. Hatta degerlerinizi bile...

Ne kazandığımız mı,
Neleri yitirdiğimiz mi önemli ?????
COK KISA AMA BİR O KADAR DA UZUN VE YUKLU BIR FİLM
Asagidaki linke tiklayın.
http://video.bugun.com.tr/bugunPlayer.swf?file=dagilfilm.flv

Böyle bir ileti aldım ve çok etkilendiğim için hepinizle paylaşmak istedim.

9 Şubat 2010 Salı

Bazen...

“Bazen yıldızları süpürürsün farkında olmadan

Güneş kucağındadır bilemezsin
Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür
Ciğerinde kuruludur orkestra duymazsın
Uçar-gider koşsan da tutamazsın”
William Shakespeare

3 Şubat 2010 Çarşamba

Yetmedi Ya Rab!

Pişmanlık can yakar.

Hele de korkulan fırtına başladıysa.
Cayır cayır yanar kül edersin öfke yangınında beynini.
Gönül bahçenden geriye, cılız bir dal kalmıştır seni hayata bağlayan.
Yine de ölmezsin, inatla.
Zannedersin ki o cılız dal, sana koca bir çınar hediye edecek,
"Kahretsin” ler, “Allah’ın belâsı” na dönüştüğü sırada dilinde,
Varettiğin koca çınarın dalları sarsılır oysa, gövdesinin inlemesi caba.
Gövde kendini sahip sanır ama alıcı kuşlar koca çınarı talan etmekle görevlendirmişlerdir kendini.
Koca çınar, bir alıcı kuşa yenilir,
Adına kader der.
İntikam oyununda oynanacak son taşlar vardır hâlâ ama
Acıtan sözlerden kaçmak artık imkânsızdır.
İntikamın pusulası ise benim bildiğimden çok başkaydı.
Sağlam adımlar diye bildiklerimse,
Kaybedişin ayak taşlarıydı belki.
Gönder Ya Rab!
Yetmedi. Biraz daha büyüt beni savuruşlarınla…